Son Dakika
15 Ekim 2018 Pazartesi

19 Temmuz 2018 Perşembe, 13:28
Sedat Kaya
Sedat Kaya [email protected] Tüm Yazılar

ZENGİNE TESKERE, FAKİR MEMET ASKERE

Sabancı Üniversitesi‘nde öğretim üyesi olan Ayşe Gül Altınay’ın şöyle bir saptaması var.

“Siyasetçisinden eğitimcisine, akademisyeninden genelkurmay başkanına Türkiye Cumhuriyetinin kendi alanlarında efsaneleşmiş sivil ve askerî şahsiyetlerinin benzer ifadelerle altını çizdikleri gibi “ordu-millet” kavramı 1930’lar sonrası Türk milliyetçiliğinin kurucu öğelerinden biri olmuştur.

Bu nedenle “Her Türk asker doğar” anlayışı ders kitaplarından gazete köşelerine, kışlalardan okullara, günlük sohbetlere kadar yaygın bir kullanıma sahip. 

Bu anlayış iki alanda hayata geçirildi.

Biri askerlik.

Diğeri eğitim.

Her erkek vatandaş zorundu askerlik hizmeti yapmakla yükümlendirildi.

Erkek kadın her lise öğrencisi de Milli Güvenlik Bilgisi dersinden geçmek zorunda bırakıldı.

Böylece bu topraklarda yaşayanlar, asker doğmasalar da hayatlarının bir döneminde asker oldular.”

Asker doğmadım ama askerliğimi 1986 yılında Çanakkale 57. Jandarma Er Eğitim Alayı’nda yaptım.

Kısa dönem.

8 aylık eğitim çavuşu.

Elimize bir kitapçık verdiler.

Adı, ST-7 10B

ST, Sahra Talimnamesi demek.

Amerikalılar 1930’lı yıllarda yazmış.

Amerikan Kara Kuvvetleri’nde tek er ve manga yanaşık düzeni ile muharebe düzeni kurallarını içeren bir kitapçık.

Bizimkiler 1960’da bu kitapçığı bire bir tercüme ettirip, “ST 7-10B Piyade Talimnamesi” ismiyle TSK’nın olmazsa olmazı yapmışlar.

Ordunun kutsal kitabı adeta.

Eğitim çavuşları kitapta ne yazıyorsa, onu öğretmek zorunda.

Kitapçığa göre manga ve bölük yürüyüşlerinde birlikteliği sağlayabilmek için yürüyüş marşı okunacak.

Bizimkiler için yürüyüş marşını bulmak kolaydı.

Zaten yıllardır beyinlere kazanmıştı.

“Her Türk asker doğar.”

Çanakkale‘de  “İt Durmaz Tepesi”nde sabahın körü bağırırdı tüm bölükler.

En yüksek sesle haykırırdı, henüz daha uykusunu alamamış 20 yaşındaki gençler.

 “Her Türk Asker Doğar!”

Kimse sormazdı.

Niye bilimadamı, sanatçı, yazar, şair doğmaz da asker doğar?

Neyse.

Eğitim sistemimiz Amerika’dandı ama marşımız öz be öz Türk’tü!

Yerli ve milli!

Yetmez mi?
Üstelik NATO ordusu değil miydik?

                       *.  *.  * 

Peki her Türk gerçekten asker mi doğuyor?

Rakamlar öyle demiyor.

1.Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’ndan kaçan asker sayısı 300 bin.

Kurtuluş Savaşı’nda Türk Ordusu’ndan kaçan asker sayısı 150 bin.

Sadece Sakarya Muhaberesi’nden kaçanlar 40 binden fazla.

İstiklal Mahkemeleri“nin kurulma nedeni bile askerden kaçanlara gözdağı vermek değil mi?

Düşünün gerisini.
Sadece bizim ordu da değil tabi.
Yunanistan dahil Avrupa‘da çok ordunun asker kaçaklarıyla başı dertte o yıllarda.

Ya bugün?

Bugün yine sözde her Türk asker doğuyor, doğmasına da;

Ensesi kalınlar rapor alıyor.

Arkası kuvvetli olanlar torpil yapıyor.

Parayı bastıranlar da bedelli oluyor.

15 bin liraya, 20 gün.

Zengine teskere, fakirler askere.

İstikamet nizamiye.

Yürüyüş marşı sayılacak, sayy!

“Her Türk Asker Doğar!”

SEDAT KAYA

18 Temmuz 2018, DATÇA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO