Son Dakika
25 Ağustos 2019 Pazar
”

ZEMHERİ DE UZADIKÇA UZADI

Demophon nihayet dönmüştü.. Ama neye yarar. Phyllis ölmüştü. Haberi duyar duymaz Phyllis’in dönüştüğü ağaca koştu. Acı ve gözyaşıyla kuru ağaca sarıldı. İşte o anda ağacın dalları yaprak yerine beyaz çiçeklerle doldu. Badem çiçeğiydi onlar. Hüznün çicekleri.

08 Ocak 2019 Salı, 17:37
Demophon nihayet dönmüştü.. Ama neye yarar. Phyllis ölmüştü. Haberi duyar duymaz Phyllis'in dönüştüğü ağaca koştu. Acı ve gözyaşıyla kuru ağaca sarıldı. İşte o anda ağacın dalları yaprak yerine beyaz çiçeklerle doldu. Badem çiçeğiydi onlar. Hüznün çicekleri.

Milattan önce 1200’lerdi.
Truva savaşını kazananların gemileri dönüş yolunda Thracia’ya(Trakya) kıyılarına uğradı.
Thracia kralı Lycurgus kazananların onuruna bir yemek düzenlemişti.
Yemekte Truva’da büyük başarı elde eden kahraman Demophon da vardı.
Demophon sarayda kralın güzeller güzeli kızı Phyllis’le (Filiz) tanıştı.
İki genç o an yıldırım aşka tutuldu.
Yemekte yanyana oturdular.
Ertesi günü birlikte geçirdiler.
Bir sonraki gün yine birlikte.
Günler su gibi aktı.
Ayrılık vakti geldi.
Çünkü Demophon’un Atina’ya dönmesi gerekiyordu.
Demophon gemiye binmeden önce limanda Phyllis’e sarılıp söz verdi.
Atina’da işlerini halledip, hemen dönecekti.
Babasından Phyllis’i isteyecekti.
İki genç birbirine bağlılık yemini ettiler.
Demophon’un gemisi Thracia’dan ayrılırken, Phyllis’in gözlerinden iki damla yaş düştü.

Sonra günler haftaları, haftalar ayları kovaladı..
Demophon bir türlü dönmüyordu.
Phyllis her gemi geldiğinde limana koşuyor ama hayal kırıklığına uğruyordu.
Gemilerden Demophon inmiyordu.
Aylarca bekledi Phyllis.
Ama nafile.
Demophon yoktu.
Sonunda umutsuzluğa kapıldı.
Hayata küstü.
Ve bir kış günü kendini asarak intihar etti.
Tanrıça Athena bu aşktan çok etkilenmişti.
Phyllis’i yapraksız bir ağaca, badem ağacına dönüştürdü.

Aradan yine aylar geçti.
Demophon nihayet dönmüştü..
Ama neye yarar.
Phyllis ölmüştü.
Haberi duyar duymaz Phyllis’in dönüştüğü ağaca koştu.
Acı ve gözyaşıyla kuru ağaca sarıldı.
İşte o anda ağacın dalları yaprak yerine beyaz çiçeklerle doldu.
Badem çiceğiydi onlar.
Hüznün çicekleri.

O gece yıldızlı gökyüzünün tanrıçası Asterea tanrılar diyarından dünyaya doğru baktığında yıldızları değil, badem çiceklerini gördü.
Hüzünlendi.
Kim demiş tanrıçalar ağlamaz diye.
Arterea başladı ağlamaya.
Gözyaşları sel oldu.
Ve dünyaya düşen her damla yeryüzünde bir papatya oldu.
Bembeyaz badem çicekleri ve kar beyazı papatyalar.

Datça’da hava iyice soğudu.
Gocadağı kar bastı.
Meteoroloji don uyarısı veriyor.
Soğuk, yağış ve rüzgar.
Bugünlerde iktidarda kış var.
Ama umutsuzluğa yer yok.
Çünkü ömrü Şubat’a kadar.

Hele Şubat bir gelsin.
Hele toprak bir gülsün.
Hani Adnan Yücel der ya.
“İşte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. “
Şubattır Datça’da ilkbahar.
Şubat’ta badem çiceklerin ile papatyaların seranatı var.
Bir de hafif bir rüzgar eserse.
Muhteşem ikilinin valsi başlar.

Ahmed Arif Diyarbakır zindanlarında yazmıştı.
“Bak, bıyığım buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı,
Seni, baharmışın gibi düşünüyorum.”
Baharı özlemek gerek.
Baharı düşlemek gerek.Demophon nihayet dönmüştü.. Ama neye yarar. Phyllis ölmüştü. Haberi duyar duymaz Phyllis'in dönüştüğü ağaca koştu. Acı ve gözyaşıyla kuru ağaca sarıldı. İşte o anda ağacın dalları yaprak yerine beyaz çiçeklerle doldu. Badem çiçeğiydi onlar. Hüznün çicekleri.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz