Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

YERLİ MALI YURDUN MALI, ÇIKIŞI; ALTYAPI

Yabancı futbolcu sayısı serbestliğini ısrarla savunmanın akılla izanla alakası yok.

10 Eylül 2018 Pazartesi, 18:36

Türk futbolunun dünya futbolundaki yeri maalesef olumlu bir görüntü vermiyor…

İstikrarlı bir yapıdan, bilimsellikten uzak, tutarlı ve süreklilik taşıyan bir başarı çizgimiz asla olmadı.

Hep günlük başarılarla, 5-10 yılda bir aldığımız iyi sonuçlarla avunduk, futbolumuzu temele dayanmayan çalışmalarla savunduk.

Yani kısacası, kendimizi aldattık…

Örneğin;

70’li yılarda güçlü rakibimiz Rusya’yı deplasmanda 2-0 yendiğimiz maçın başarısıyla yıllarca avunduk durduk.

O başarılı sonucun arkasını getiremedik.

.*.*.*.*

En büyük fırsatı 2000 yılı sonrası kaçırdık.

Kulüp takımlarımızdan Galatasaray, 2000 yılında UEFA Kupası’nda finale çıkmış ve finalde İngiltere’nin Arsenal takımını 120 dakikası 0-0 biten maçta, güçlü rakibi penaltılarla yenerek, UEFA Kupası’nı müzesine götürdü.

Galatasaray’ın başarısı burada da kalmadı.

Avrupa Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanan, Dünya futbolunun önde gelen kulüplerinden Real Madrid’i uzatmalarda Jardel’in golüyle 2-1 yenerek, Süper Kupa’yı da kazanan Galatasaray tarihi bir başarıya imza attı.

Galatasaray’ın bu başarısı doğal olarak Milli takımımıza da yansıdı.

Güney Kore’de 2002 yılında yapılan Dünya Kupası Futbol Şampiyonası’nda son 4 takım arasına kalan Ay Yıldızlı ekibimiz, Brezilya’ya 2-1 yenilmiş, 3’üncülük için çıktığı maçta ise ev sahibi Güney Kore’yi attığımız tek golle 1-0 yenerek Dünya Üçüncüsü olmuştu.

Bu iki kupayı kazanan Galatasaray takımından Milli takımımızda 6-7 futbolcu yer almıştı. Bunların 5’i de Galatasaray altyapısından yetişen futbolculardı…

*.*.*.*

Peki;

Sonra ne oldu?

Bu başarıların devamı geldi mi?

Maalesef değerli dostlar.

Bırakın Milli takım düzeyinde, Galatasaray bile bu başarıların arkasını getiremedi.

Devamlı geriye düştü.

Üstüne yanlış tercihlerle Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ınyanı sıra pek çok kulübün mali açıdan UAEA ile yaşadığı sorunlar var.

*.*.*.*

Kısacası, Türk futbolunu yönetenlerin ve siyasal iktidarların sorunlara bakış açısındaki çözümden uzak bakış açısı, Türk futbolunun elini kolunu bağlamıştır.

Örneğin;

Yabancı futbolcuların Türk futbolundaki yeri ve onlara tanınan olanaklar Türk futbolunun gelişmesine büyük bir set çekmiştir.

Kulüp takımlarımızda 14 yabancı futbolcuya şans tanınması, Türk futbolcuların önünü resmen kesmiştir.

Bu kararı savunmanın akılla ve izanla zerre kadar alakası yoktur.

Özellikle büyük takımlarımızda, sahaya çıkan 11 kişilik kadrosunda en az 8-9 yabancı futbolcunun yer alması, Türk futboluna vurulan hançerdir.

Sezon başında oynanan bir maçta, Galatasaray’ın ilk 11’inde sahaya çıkan futbolcuların tamamı yabancıydı…

Bu durum doğal olarak Milli takımımıza da yansımakta.

Dünya 3’üncüsü olduğumuz 2000 yılı sonrası FİFA’nın yaptığı açıklamalarda Dünyada ilk 5 takım arasında yer alan Türkiye, bugün 38. Sıraya kadar gerilemiş durumda.

Açıkçası;

Gerek Futbol Federasyonu ve gerek siyasal iktidar, en kısa zamanda yabancı futbolcu konusunda mutlaka akılcı bir sınırlama getirmelidir.

Galatasaray, 2000 yılında UEFA ve Süper Kupa’yı kazandığında kadrosunda sadece 4 yabancı futbolcu yer alıyordu. İlk 11’inde ise altyapıdan yetişen 5 futbolcu forma giyiyordu.

Demek ki;

Başarı takımdaki yabancı sayısının çokluğuyla değil, takımdaşlık ruhu ve altyapıya verilen önemden kaynaklanıyor.

Bilmem anlatabildim mi?

İSMAİL ÖZELÇİNLER

09 Eylül 2018, İZMİR

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO