Perşembenin Şiiri: DOST

Murat Tepebaşılı
Murat Tepebaşılı

BİR GECE

Cahit Külebi.

Şair ve Yazar, Edebiyatçı. 1917 - 1997 Ankara

Külebi soyadı aile adı Gullebi’den gelir. Sonraki yıllarda bu soyadını kütüğe kaydettirir.

Tokatlı Kulebi Ailesi’nin bir oğlu. Babası memur. Annesi Feride Hanım, babası Necati Bey.

Kulebi ilkokula Zile’de başlar. Mahalle mektebine verilir. Sevmediği okuldan kaçar sık sık. Nümûne-i Terakkîye adlı okula verilir. Gitmek istemez okula. Kaçar gene sık sık. Gönderilir Dutlupınar İlkokulu’na. Pamuk Hoca’ya. Sevdirir okulu Pamuk Hoca’sı.

Taşınırlar Niksar’a. Tanır “gezici tiyatrolar”ı burada. Ve gediklisi olur “gezici tiyatro”larının.

Sivas Erkek Lisesi’ne yatılı kaydettirilir. Yedi yılda bol bol kitap okur. Bu yıllarda Ahmet Kutsi Tecer etkinlikler düzenler. Âşıkları, halk kültürünü, musikiyi, halk şairlerini işler Tecer. Ve karar verir Külebi edebiyatçı olmaya.

1936’da kazanır birincilikle İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü. Reşit Rahmeti Arat, Fuad Köprülü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ali Nihat Tarlan öğretmenleri arasındadır.

1938 yazında Reşit Rahmeti Arat ’ın isteklendirmesiyle Almanca öğrenmek için Berlin’e gönderilir.

Berlin’den geldikten sonra tarih bölümünde ve kendisinden bir sınıf önde olan, Süheyla Tarkan ile 1940’ta nişanlanır. Okulu bitirir. Yedek subaydır bir ay sonra. 31 Ekim’de teğmen olur.

Mahmut Cahit, ailenin lakabı Gullebiler’den esinlenir. 1938’lerden sonra Kulebi soyadını kullanır. Soyadını iyice benimser. 1946’da soyadı olarak alır.

Süheyla Tarkan ile1942’de evlenir.

İki erkek çocukları olur. Mehmet Ali ve Ahmet. Ahmet genç yaşta ölür. Acıya dayanamaz Süheyla Hanım. 1993’te ayrılır dünyadan.

Kulebi’nin memuriyeti 28 Ocak 1943’te başlar. Antalya Lisesi’nde stajyer edebiyat öğretmenidir. Daha sonra Ankara Devlet Konservatuarı’na. Sonra Ankara Gazi Lisesi’nde edebiyat öğretmeni. Sonra da okulun müdür başyardımcılığına. Milli eğitim müfettişi olur 1956’da,

İsviçre Bölgesi Öğrenci Müfettişliği ve Kültür Ataşeliği’ne atanır 1960’da. 23 Nisan 1964’e kadar.

1964’te yurda döner. Millî Eğitim Bakanlığı Başmüfettişliği ve Kültür müsteşar yardımcılığı görevlerinde bulunur. Bu görevindeyken birkaç kez Devlet Konservatuarı Müdürlüğü’ne vekâlet eder. 1969’da Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı’na getirilir. 1971’e başmüfettişliğe geri döner. 1973’te kendi isteğiyle emekli olur.

28 Mart 1997’de kalp ve böbrek yetmezliği ile kronik akciğer rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılır. Ölümünden kısa bir süre önce Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Senatosu Fahri Doktor unvanı verir. Böbrek yetmezliği nedeniyle 20 Haziran 1997 Cuma 04.15’te Ankara’da dünyayı arkasında bırakır.

SANATSAL KİŞİLİĞİ

İlk şiirleri "Nazmi Cahit" takma ismiyle Sivas Erkek Lisesi'nin Toplantı Dergisi’nde yayımlanır. Mayıs 1935’te Yücel Dergisi’nde 'Sivas Erkek Lisesi-Ahmet' imzasıyla bir şiiri çıkar. Bir duru Türkçe kullanarak uyumlu özgür şiir oluşturur.

Sokak, Varlık ve Gençlik dergilerinde yayınlanan eserleri için Cahit Erencan adını kullanır. Gençlik Dergisi’nde Mahmut Cahit ve Nazmi Cahit imzalarıyla ikişer şiiri yayımlanır. (Haziran-Temmuz 1938). Sokak (1940) dergilerinde Cahit Erencan adıyla şiirleri çıkar. Daha sonra İnsan (1941), Yaratış, Varlık (1942-46), Türk Dili, Kültür Dünyası, Söz, Hisar ve Oluşum gibi dergilerde yazar. Güz Türküsü kitabında toplar son şiirlerini.

Şiirleri memleket, aşk ve destansı konuları işler. Şehirlerde yaşamasına karşın köyünden kopmaz. “Halk, doğa ve kadınlar” şiirlerinin temelini oluşturur. Şiirleri gerçeklerle ilgili ve toplumcudur.

Anadolu gerçeklerini, yurdun değişik görünüşlerini yansıtır. Anılarını ve çocukluk izlenimlerini işler. Şiirde özgür biçimi savunur. Uyakı uyum için kullanır. Halk türküleri ve deyişleri temel alır. Milli sanat, şiirlerinin ana kaynağıdır. Âşık edebiyatı ile özgür şiirin özelliklerini kullanarak farklı bir ses meydana getirir.

Şiirlerini memleket, destanlar ve aşk olarak üç bölüme ayrılabilir. Memleket özlemi ve çocukluk anıları gibi konular şiirlerin çoğunda bulunsa da karamsarlık ve yoksulluk gibi olgular da şiirlerin genel konularını oluşturur.

Yapıtlarında Anadolu insanını betimlemeyi yeğler Cahit Külebi.

Külebi’nin Atatürk Kurtuluş Savaşında adlı uzun şiiri, Nüvit Kodallı tarafından Atatürk Oratoryosu adı ile bestelenir. İlk kez 9 Kasım 1953’te Atatürk’ün Anıtkabir’e kaldırılması törenlerinde yorumlanır.

ALDIĞI ÖDÜLLER

Yeşeren Otlar kitabı ile 1955 Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülü’nü, Yangın ile 1981 Yeditepe Şiir Ödülü’nü alır. Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası verir.

Türk Edebiyat Tarihi’nin ödüllü şairlerinden olmayı başarmış isimlerden Cahit Külebi, 1985 yılında Yangın adlı Şiiri ile Yeditepe Şiir Ödülü'nü almıştır. 1997 yılında ise ölmeden önce kendisine Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülü verilmiştir. Bu ödülünü Yeşeren Otlar ve Keçiler isimli eserinden dolayı almıştır.

Sivas Yollarında adlı şiiri ile günümüz edebiyat derslerinin vazgeçilmez parçalarından biridir.

YAPITLARI

Şiir türünde 15’e yakın eseri ile şairlik yönünü öne çıkarır Cahit Külebi. Anı ve düz yazı gibi türlerde de denemelerde bulunmuştur. İçi Sevda Dolu Yolculuk anı türüne; Ece’nin Günlüğü ve Şiir Her Zaman kitapları ise düz yazı türüne örnek.

Adamın Biri (1946)

Rüzgâr (1949)

Atatürk Kurtuluş Savaşında (1952)

Yeşeren Otlar (1954)

Süt (1965)

Şiirler (1969)

Türk Mavisi (1973)

Sıkıntı ve Umut (1977)

Yangın (1980)

Bütün Şiirleri (1982)

Güz Türküleri (1991)

İçi Sevda Dolu Yolculuk 1986 (Anı)

Şiir Her Zaman 1985 (Düzyazı)

1996 Güzel Yurdum

1997 Bütün Şiirleri

Zerdali ağacı

Kamyonlar Kavun Taşır

Biz Biliriz Bizim İşlerimizi

Herkesin Bir Derdi Var

Ekin'in Göz Yaşları

Sana Borçluyuz

Çeviri: Papatya Falı (oyun, Jean Anouilh’ten, 1966), Anadili ve Yazın Öğretimi (Julia Marshall'dan, 1994).

***

Murat B. Tepebaşılı

*

- Haber Hürriyeti, Murat Tepebaşılı tarafından kaleme alındı
https://www.haberhurriyeti.com/makale/7332558/murat-tepebasili/persembenin-siiri-dost