Dünya'da Buğdayın Stratejik Önemi

Serra Aytaç
Serra Aytaç

Günümüzde dünya hakimiyeti kurmak isteyenler yaklaşan küresel iklim değişikliğinin yanında iklim silahları geliştirmenin de peşinde. İklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından biri Dünyanın yaşanabilir bölgelerine nüfus baskısı yapmasıdır.

ÇİN’in nüfusu 1.4 milyar. Hindistan’ın 1.1 milyar. Toplam 2.5 milyar insan hükümetleri tarafından daha çok buğday tüketmeye özendirilmeye çalışılıyor. Çünkü pirinç ağırlıklı beslenmenin neden olduğu malformasyon (beden bozukluğu yani sakatlık) her iki ülkenin de sağlık harcamalarının faturasını ağırlaştırıyor.

Buğdayın stratejik önemi…

ÇİN ve HİNDİSTAN’ın buğday ithalatını arttırması buğdayı şimdiden stratejik ürünler arasına soktu. Her iki ülkedeki ekonomik kalkınma başta gıda ürünlerinde de olmak üzere yoğun ithalat yapmalarına sebep olacak.

İşin bir de küresel iklim değişikliğiyle ortaya çıkacak gıda kıtlığı boyutu var. İnsanların yanında et,süt, peynir ve yumurta gibi temel gıda maddelerinin üreticisi sığır, koyun ve tavuklar da tahılla besleniyor. Örneğin bir kilo et üretmek için üç kilo buğday, 150 kilo suya ihtiyaç var.

Buğday ve gıda üretiminin temeli ise su.

2018 yılı buğday üretimi bakımından Dünyanın alarm verdiği bir yıl oldu. Küresel ısınmanın buğday üretiminde tehlikeli düşüş yaşandığı gerçeğini ortaya seriyor. Dünya devlerinin elindeki stoklarının azalması ve ithalatlarını arttırmaları da ciddi bir tramvadır.

Türkiye’ de…

Son yıllarda buğday ekim alanları daralırken ithalat hızla artıyor. Buğday anavatanı topraklarında ithal ediliyor…

Buğdayı ithal edip onu Türkiye’de işliyorsunuz. Un olacak şekilde, makarna olacak şekilde ona bir katma değer katıp öyle ihraç ediyorsunuz. Ama burada asıl mühim olan Türkiye bu buğdayı kendisi üretmiş olsaydı o zaman zarfında Türkiye’ nin yaratmış olacağı katma değer, Türkiye’nin bu topraklarda kullandığı işçilik her şeyiyle Türkiye’ye kalmış olacaktı. Türkiye’ de buğday üretiminin azalmasının tek nedeninin ithalat olmadığının da altını çizelim. Günümüzde yerli üretimi azaltan unsurları “üretimin iklime bağlılığının devam etmesi, sulama yatırımlarının yetersizliği, yetersiz olan ve zamanında ödenmeyen tarımsal destekler, dövize bağlı ilaç, gübre tohum gibi temel girdilerin yüksek maliyet oluşturması, tarıma uygun olmayan krediler, borç, faiz, icra kıskacında çiftçinin üretim araçlarına el konulması, tarımsal üretim planlaması olmaması, telafi edici ödemelerin gündeme girmemesi, TMO’nun maliyet üstü alım fiyatı, alım garantisi açıklamaması ve tabii ki dış alımın çiftçilerin üzerinde bir baskı unsuru olarak bir politika tercihi olarak kullanılması” şeklinde sıralayabiliriz.

Çiftçilerin üretim alanlarından çekilmesi kentlerimizde yeni sosyolojik sorunlara yol açarken tüketicilerin daha pahalı ürün üretmesine sebep olacaktır.

Bir gerçek apaçık ortada duruyor. İthalat politikasının sürdürülebilirliğinin olmadığı hususu. Görünen o ki, Türkiye’ deki ekmek fiyatlarındaki artış daha çok tartışılacağa benziyor.

Asıl olan şu ki,

Açlığını fast-food’lar ile yatıştıran bir toplumda, çözümler de fast-food yöntemiyle oluyor.

Çözüm odaklı mantıkla değil, yatıştırıcı ve erteleyici.

Serra Aytaç[email protected]

- Haber Hürriyeti, Serra Aytaç tarafından kaleme alındı
https://www.haberhurriyeti.com/makale/7246582/serra-aytac/dunyada-bugdayin-stratejik-onemi