Son Dakika
14 Kasım 2018 Çarşamba

10 Temmuz 2015 Cuma, 12:43
Sedat Kaya
Sedat Kaya [email protected] Tüm Yazılar

Yaşlı bir amca, canavar bir kuş ve doğanın bilinmeyen dili..

sedatkaya2_haberhurriyeti

Sevgi ve korku üzerine bir yazı..

YAŞLI BİR AMCA, CANAVAR BİR KUŞ
VE DOĞANIN BİLİNMEYEN DİLİ..

 

Her sabah, akşam köpeklerimi gezdiriyorum, Mesudiye’de..
Hayıtbükü, Ovabükü civarında..
Bir bahçe var..
Ovabükü tarafında..
Yeni ekilmiş meyve fidanları ve sebzeler..
..Ve bir amca..
Yaşlı, zayıf, tek başına..
Hep denk geliyorum..
Sabah akşam bahçeyi suluyor..
Saatlerce..
Her fidanın önünde çömeliyor..
Bir yandan su veriyor..
Bir yandan yaprakları okşuyor..
Bir yandan kısık sesle türküler söylüyor..
Bir annenin bebesine ninni okur gibi..
Merak ettim..
Ne yapıyorsun amca?..
“Sevgi veriyorum” dedi..
“Sevgi ile büyüyen sebze ve meyve bereketli olur”
Gerçekten mi?
“Hele sebzeler, meyveler çıksın.. Tadına doyamayacaksın”
İnsanlarla bitkiler arasında bir iletişim olabilir mi?.
Bilmiyoruz..
Şamanlar buna inanırdı..
Bitkilerin de insanlar gibi hislerinin olduğunu ve birbirleriyle iletişim kurduğunu savunurdu..
Bize saçma gelebilir..
Ama onlar binlerce yıl buna inandı ve doğayla uyum içinde yaşadı..
Biz modern denilen insan, kendimizi dünyanın merkezine koyduğumuz için diğer canlıları ikinci plana ittik..
..Ve çok önemli bir şeyi unuttuk..
Doğayı seven, insanı da sever..
Bu dünya sadece bizim değil..
..Ve dünyada sevgi denilen duygu da sadece bizim tekelimizde değil..
*. *. *
Burada bir kuş var..
Malaş diyorlar adına..
Kargagillerden.
Canavar kuş..
Atmaca, şahan gibi etobur değil..
Otobur..
Ne bulursa yiyor..
Meyve, sebze, ne varsa..
Bademleri bile gagasıyla kırabiliyor..
Köylü bu kuştan kurtulmak için meyve ağaçlarını ve sebzeleri balık ağıyla sarıyor..
Buna ragmen engel olamıyorlar..
Bahtiyar teyzeden söz etmiştim..
Ona sordum..
“Bu Malaş’tan kurtulmanın bir yolu yok mu?”
“Var” dedi..
“Ağaca ölmüş bir Malaş’ın iskeletini asarsan, o kuş o ağaca asla gelmez.. Korkar”
Nasıl korkar dememe gerek kalmadı..
“Bak armut ağacına.. Orada bir Malaş iskeleti asılı ve armutlar sapasağlam”
Gerçekten doğruydu..
Ağaçta bir kuş iskeleti vardı ve armutlarda hiç zarar yoktu.
“Bahtiyar” teyze dedim, “Neden diğer ağaçlara da iskelet koymuyorsun da, Malaş’a söylenip duruyorsun?”
“Oğlum” dedi, “O kadar ölü Malaş’ı nereden bulacağım.. Biz hayvanları öldürmeyiz.. Mutlaka Malaş’ın da doğaya bir faydası vardır”
Söyleyecek sözüm yok..
Ama merakım var.
Kuşlar ölümden korkar mı?..
Kendi cinsinin iskeletini görünce, ölüm hissi yaşar mı?
Her ne kadar bilim, hayvanlar düşünemez, işgüdüleriyle hareket eder dese de..
Ben inanmıyorum..
Alet kullanmak düşünsel bir eylemdir..
Bir çok hayvan alet kullanabiliyor..
..Ve köpeklerimden biliyorum..
Onlar bizim kadar olmasa da, düşünebiliyor..
Bizler kentlerde, beton yığınlarda yaşarken doğanın dilini unuttuk..
Doğaya kulak vermek gerekiyor..
Bize bir şeyler anlatıyor, doğa..
Ama ne?

www.haberhurriyeti.com / SEDAT KAYA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO