Son Dakika
21 Ağustos 2019 Çarşamba
”

Yapma be Ünal Abi!..

Aliağa ve çevresindeki tüm canlıların yaşam hakkını elinden alan zihniyete idi tepkim.. Ünal abi, herhalde o zihniyetin avukatlığına soyundu ki, bu cevabı yazdı. Ama üzülmedim.. Aksine sevindim..

19 Ocak 2016 Salı, 17:39

sedatkaya_haberhurriyeti

Mesleğe başladığım günler..
Ustaların ilk öğrettiği kurallardan biriydi..
“Gazeteci namus işçisidir.. Gazeteler halkındır.. Kalemini özel dostlukların, aile bireylerin, arkadaşların için sakın kullanma..”
“Mesela?” demiştim..
“Mesela” demişlerdi, “Kızını okuttuğun kolejin reklamını gazetende yapamazsın.”
Beynime kazımışlardı bu ilkeleri..
Hiç unutmadım o sözleri..
*. *. *
5-6 yıl öncesiydi..
Dönemin Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz termik santral binasına onay vermişti..
Çevreciler, sivil toplum örgütleri binlerce insan ayağa kalkmıştı..
İzmir ve çevre ilçeler insan zinciri oluşturmuştu..
Ama halkın tüm tepkisine rağmen belediye başkanının onayıyla termik santral yapıldı..
Ogünden sonra Aliağa ve çevresi hiç eskisi gibi olmadı..
Hava kirlendi, canlılar zehir soludu, ilçede kanser patladı..
Yüzlerce hasta ve ölü..
Aliağa Kanserle Mücalede Derneği facianın boyutlarını sık sık açıklıyor..
Göz göre göre cinayet..
Ogün, bugün isyan etmemek olası değil..
Susan zaten dilsiz şeytandır..
*. *. *
Geçen gün meslek büyüğüm Ünal Tümin 9 Eylül Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme aldığı bir yazıyı burada paylaştı..
Aliağa’da o kahrolası santrale onay veren Turgut Oğuz’u yere göğe sığdıramadı..
Neler, neler yazdı..
Bir İstanbul beyefendisi dedi.
Olabilir..
Arkadaşıdır, dostudur..
Kendi görüşüdür..
Sadece facebook’ta arkadaş ortamında yazsa kimseyi ilgilendirmez..
Ama gazetedeki köşesine bunu taşıyorsa, o zaman eleştiriye açık olmalıdır..
Ünal abinin ogün burada paylaştığı gazete yazısını okuyunca hayret ettim..
..Ve serzenişte bulundum..
“Yapma be Ünal abi!”
Serzenişim kalemineydi..
Aliağa’yı yaşanmaz hale getiren birini allayıp, pullamasınaydı..
Ne aklım, ne vicdanım bunu kabul etmedi..
Yaşam hakkı elinden alınan onca insan adınaydı..
“Yapma be Ünal abi!”
Hepsi bu..
*. *. *
Ünal abi sağolsun, buradan cevap vermek yerine yine gazetedeki köşesini özeline alet etmiş..
Sanıyorum yazacak konu bulmakta zorlanıyor..
Yoksa arkadaşlarından, dostlarından, ailesinden okura ne?..
Gazetenin ona verdiği köşeden yaylım ateşi yapmış.
İsim veremeden..
İsim veremediği için kalemini cesur kullanmış..
Oysa, yüreğini cesur tutup, isim verse daha dürüst olurdu..
Alfred de Vigny sözüdür..
“Korku insana yalan söylemesini öğretir.”
Şimdi sorsam Ünal abiye “Ben başkasına yazdım” diyecek..
Ama bizim dünyamız küçüktür..
Biliriz birbirimizi..
Neyse..
Ağır şekilde suçlamış Ünal abi..
Hatta iftira bile atmış..
Gammazlama, arkadan vurma ve ihanet kelimelerini kullanmış..
Terörist demeye getirmiş..
En sonunda da Cem Karaca’nın dizeleriyle gönderme yapmış..
“Ben suyumu kazandım da içtim..
Ekmeğimi böldüm de yedim.”
Afiyet olsun..
Helal olsun..
Haram yedin dememiştim zaten..
Aliağa ve çevresindeki tüm canlıların yaşam hakkını elinden alan zihniyete idi tepkim..
Ünal abi, herhalde o zihniyetin avukatlığına soyundu ki, bu cevabı yazdı.
Ama üzülmedim..
Aksine sevindim..
Ünal abinin Cem Karaca’nın dizelerinden söz etmesi büyük mutluluk..
Çünkü Cem Karaca bugün yaşasaydı Aliağa’da insan yaşamıyla oynayanları topa tutardı..
Tıpkı 46 ruhunun bu ülkeye verdiği zararları, gaflet, delalet ve hıyaneti topa tuttuğu gibi.
Ünal abi ayrıca gri rengi çok sevdiğini söylemiş..
Bence de tam onun rengi..
Renk bilimciler gri rengin anlamını şöyle açıklıyor.
“Gri rengi seven insanlar genellikle olaylardan uzak durmayı ve karışmamayı tercih ederler.. Suya sabuna dokunmazlar.. Gri rengin baskın olduğu ortamlarda uzun süre kalmak, kişide karamsarlık ve içe kapanıklığa da neden olabilir.”
*. *. *
Mesleğe başladığım ilk günlerde ustalarımın öğrettiği ilkeler hala kulaklarımda çınlar..
“Habere konu en yakının bile olsa, halkın çıkarını ön planda tut.. Tutamıyorsan o kalemi kır.”  demişlerdi..
“Mesela” demiştim..
“Mesela” demişlerdi, “Sağı solu arayıp kendine ödül verilmesi için yalvarma.”
Benim ustalarım 46 değil, 68 ruhuydu.
Sadece dürüstlük öğrettiler.
Sağolsunlar, varolsunlar..

www.haberhurriyeti.com / SEDAT KAYA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz