Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

08 Kasım 2018 Perşembe, 12:15
Sezai Bayar
Sezai Bayar [email protected] Tüm Yazılar

“Yapay kaya” komedisi… (2)

İçinde, çocuklara yönelik köşeleri olan, hatta “ Aile Parkı” adıyla çocuklar için hazır halde tutulan Dikmen Lunapark’ı olmasına rağmen, Dikmen Vadisi’ndeki halka açık tesislerin neden çalışmadıkları, neden kiraya verilip hizmete sokulmadıklarını anlamak zor.

Hatta çocuklara ait lunaparktaki milyonlarca liralık yatırımın neden “ atıl” bırakıldığını da anlamak zor.

Nasıl yani, neden “atıl” diyenlere yanıtım hazır.

Koskoca tatil geçti, çocukların Cumartesi Pazar günleri dışında bu eğlence alanında çok yoğun olduklarına hiç tanık olmadım.

Yani hafta içinde tek çocuk yok.

Cumartesi Pazar dörtte bir oranında bir doluluk.

Üstelik sadece 3 ay, yani yazın açık olan bir mekan burası.

Çocuklar neden gelmezler, işletmeci çalışmayan, gelir getirmeyen bu mekanı neden bir başka yere taşımaz?

Bilinemiyor.

Hatta “Acaba çocukların oynadığı, eğlendiği araçlar çok mu pahalı” diye araştırdığımızda hiç de öyle olmadığını anladık ama yine de bu eğlence alanının sakin ve ıssız kalmasını izah eden olmadı.

Gelelim son altı ay içinde şırıl şırıl akan havuzlardaki duruma.

Personel değişiklikleri yanında havuzlardaki suların kesilmiş olmasını izah eden olmuyordu nedense.

Sanırım “ucuz işçi” operasyonu yaptı.

Sorup soruşturduğumuzda görevliler “Havuzların işletilmesi bir başka firmaya ihale edildi” demekle yetiniyorlardı.

Yani eski şirket devre dışı bırakılmış, havuzlar için yeni bir ihale açılmış demekti.

Tabii parktaki işçiler arasında da değişiklik gerçekleşmiş, karın tokluğuna çalışan eski emeklilere çıkış kapısı gösterilmişti.

Neticede “patron” değişmişti.

Melih Gökçek’in adamlarına çıkış verilmişti.

Tabii yeni gelen belediye başkanının bunlardan habersiz olması imkansızdı. İmkansızdı ama kim hesap soracaktı ki?

Bunu anlamak zor olsa da, işin içine siyaset ve rekabet girince, bir nebze kafa yoranlar ortamdaki bulanıklığı netleştirebilirlerdi.

Rekabet ve tarafgirlik.

Yönetimlerde “taraf” olmak çok değerliydi (!) nedense.

Rakibin adamlarına, kadrolarına yani partili yandaşlarına , yakın akraba ve hısımlarına  ekmek yoktu.

Böylesine acımasız bir siyaset ancak geri kalmış ülkelerde olurdu.

Türkiye’nin, çok ileriye gitmiş ülkeler sınıfına girdiğini iddia eden yoktu nasılsa.

“Ahbap-çavuş” ilişkileri siyasette her dem geçerli akçeydi.

Neticede park içindeki havuzlarda sular akmaz olmuş, yollar pislik içinde kalmış, yeni çiçeklerin dikilmesi gecikmiş…

Kimin umurunda…?

Yürüyüş yollarında bile yürümek zordu.

Çünkü parkın çimenlerini ve ağaçlarını sulayan “sulama ekibi “ de değişmişti.

Acemi elemanlar su tesisatını iyi çalıştıramadıkları, işleri elleri yüzlerine bulaştırdıkları için yürüyüş yolları ıslanıyor, yürüyenlerin ayakları kaydığı için her an bir taraflarını kırmalarına ramak kalınıyordu.

Kimi kime şikayet edeceğini bilemeyen parktaki insanlar arasında yüzü gülen tek kişiye rastlamak mümkün değildi…

Bu ülkede zaten “ gülen” insana deli muamelesi yapıldığından biz mümkünse gülerek ve sohbet ederek yürüyüşlerimize devam ediyorduk eşimle.

Üstelik son günlerde TED Ankara Koleji’nin İncek’teki sosyal tesislerinde “Kahkaha Yogası”na bile  katılmıştık..

Hah hah hah..Hihhihhihhih bile diyemez halde değildik yani.

Devamlı yürüyor ve sık sık gülüyorduk.

Acınacak halimize …

(Devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO