Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

07 Kasım 2018 Çarşamba, 16:22
Sedat Kaya
Sedat Kaya [email protected] Tüm Yazılar

“Yapay kaya” komedisi… (1)

Sevgili okuyucularım.

Size ilk defa bir çaresizliğimi ve onun sonucu ortaya çıkan ibretlik gazetecilik olayını aktarmak istiyorum.

Hürriyet Gazetesi’nde çeyrek asırdan fazla çalıştım. Emekçi olarak. Muhabir olarak. Temsilci olarak. Hatta Hürriyet Haber Ajansı’nın 1973’ler sonrası Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak.

Emekliliğimden sonra Gazi İletişim Fakültesinde gazeteci adaylarına 6 yıl ders verdim. Yetmedi hala Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı’nda yılda iki hafta özel öğrencilere seminerleri veriyorum.

Demek gazeteci adaylarına çok şey verememiş diye düşünmeye başladım son zamanlarda.

Hemen konuya gireyim.

Ben eşimle beraber en az 15 yıldır Dikmen Vadisi alanındaki Park ve tesislerde yürüyüş yapıyoruz.

Çok geniş bir alan.

Her yıl gelişen ve güzelleşen bir park.

Eski Belediye Başkanlarından Murat Karayalçın tarafından başlatılan, İ. Melih Gökçek döneminde geliştirilen bu park bundan 6 ay öncesine kadar yönetim açısından “tıkır, tıkır” işliyordu.

Parktan sorumlu özel firma ve özel  güvenlik hizmetleri tek tük arızalara, yanlış uygulamalara rağmen yerine getiriliyor, geniş alandaki havuzlar zamanında temizleniyor, bakımları yapılıyor fıskiyeleri şırıl şırıl  akıyordu.

Ta ki Gökçek görevden alınıncaya kadar.Sanırım “ucuz işçi” operasyonu yaptı.

Gökçek’i çok eleştiren, yaptığı hataları yazan, yanlışlarını yüzüne vuran muhalif bir gazeteci olarak Hürriyet’in Ankara ilavesinde çok şeyler yazdım.

Kavgalarımız oldu, haberler yüzünden mahkemelik de olduk.

Ama hakkını vermek gerekirse iyi şeyler de yaptı.

Akay kavşağı konusundaki mücadelesine ben şahsen destek verenlerdendim.

Gelelim Dikmen Vadisi ve içindeki parklar sorununa…

Altı ay önce ne olduysa oldu, sanırım buraya bakan firma temsilcileri maddi sıkıntı içine girdiklerinden çalışanlara verilen ücretler konusunda sıkıntıya düşmüş olmalı ki, bu parklarda oldukça radikal önlemler alıp işçilerin çoğunu çıkardı.

Kalan işçilerde işin yürümediğini görünce de bir ay sonra yeni işçiler aldı.

Sanırım “ucuz işçi” operasyonu yaptı.

Bilemem.

Bildiğim tek şey işlerin yolunda gitmemesiydi.

Çünkü hizmetler iyice aksamaya başlamıştı.

Tesislerin içindeki işletmelerin çoğu yıllardır atıl vaziyette duruyordu.

Yönetici firmanın bu kahveleri veya lokantaları neden kiraya veremediği anlaşılamamıştı.

Kimi kiraların çok yüksek tutulduğundan dem vuruyordu.

Kimileri de “kar” marjı düşük böyle mekanları tutanların zarara girdiklerini anlatıyorlardı.

Neyse bunu da bir kenara yazalım…

(Devam edecek)

SEZAİ BAYAR

07 Kasım 2018, İZMİR

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO