Son Dakika
23 Temmuz 2018 Pazartesi

YAKIŞMIYOR İZMİR’E !

‘Dünyanın en değerli şeyi bilgidir’ diyen, İzmir’deki kitap fuarını gördükten sonra aynı iddiada olur mu acaba?

17 Nisan 2018 Salı, 00:07
YAKIŞMIYOR İZMİR’E !

Kitap fuarları bir ülkenin aydınlık yüzüdür.

Kitap fuarlarına her gittiğimde coşkulu gençliği, binlerce kitabı, kitap yazarlarını, kitaplarını tanıtmak için her türlü çabayı gösteren yayıncıları gördükçe içten içe sevinir, ‘kim ne derse desin, bu kitaplar yayınlandıkça bu ülke batmaz’ derim.

23. İzmir Kitap Fuarı da böyle bir şey.

İlk açıldığı günden beri binlerce kitapsever, bilhassa gençlik, okuyucular yazarlar, yayıncılar büyük bir coşku ile salonları ve stantları doldurdular.

‘Cep telefonu hastası, sosyal medya müptelası’ diye suçladığımız gençlik var ya;

Kitap reyonlarında merak ve ilgi ile neredeyse kitapları yiyecek gibi ellerine alır, inceler, sevdikleri yazardan bir imza alabilmek için saatlerce kuyrukta beklerler.

Bu manzarayı neredeyse Türkiye’deki tüm kitap fuarlarında görmek mümkün.

En son Ankara’da kitap fuarındaydım.

Modern tertemiz bir bina, özenle temizlenmiş tuvaletler, çiçek gibi kahveler, leziz ve hesaplı lokantalar kitap fuarına renk katıyordu.

İzmir Türkiye’de kitap Fuarı yapan İlk şehirlerden birisi.

Ancak;

Fuara girmek için güvenlikten geçmeniz gerekiyor, ama güvenlik geçişleri yetersiz

Kontrol cihazları ve deneyimsiz personel yüzünden dışarıda yüzlerce metre insan kuyruğu, güneş altında fuar alanına girmek için ter döken kitapseverler görme talihsizliğini yaşadım.

Sanki Fuar idaresi, millete ‘gelme kardeşim, gelme, ben kitap Fuarı açtım ama senin gelmeni istemiyorum! İçeri girmeni de istemiyorum’ diyor.

Hadi bir şekilde içeri girdiniz diyelim.

Dünyanın en çirkin stantları birinci salonda sizi bekliyor.

O güzelim kitaplar eğreti, 30-40 senelik stant dekorasyonunda ilgi çekmeyi bekliyorlar.

Yerlere serilmiş Nuh-Nebi’den kalma bakteri yatağı olduğu her halinden belli düzensiz halılara takılmadan ilerlemeniz durumunda, çok güzel kitapları görme ve inceleme fırsatına sahipsiniz tabii.

İnsani ihtiyaç.

Tuvaletleri arıyorsunuz, herhangi bir işarete gerek yok.

Zira tuvaletin keskin idrar kokusunu takip etmeniz yeterli.

Büyük bir dikkatle hiçbir yere dokunmadan -zira en son herhalde geçen seneki kitap fuarında temizlenmiş- pis tuvaletlerde hacet görüp, kendinizi hemen dışarı atıyorsunuz.

Erkekler şanslı.

İşlerini ayakta gördükleri için pislikten bir şekilde uzak durabiliyorlar.

Kadınların halini düşünemiyorum bile.

O kadar dolaşmadan sonra ‘aman, su – kahve içeyim bir şeyler atıştırayım, soluklanmış olurum’ diye birinci kattaki kafeteryalara tırmanıyorsunuz.

Engelli ve yaşlılara kafeterya yasak.

Asansör yok çünkü.

Kafeteryalarda üçüncü sınıf içkili pavyonu andıran loş bir karanlık.

Işıkların %90’ı kapalı.

El yordamıyla ilerliyorsunuz, en son 100 yıl önce silinmiş yağlı ve kirli masaların arasından.

‘Acaba birisi gün sona ermeden sipariş alır mı’ diye beklerken, kafeteryanın self-servis olduğunu el-göz yordamıyla anlıyorsunuz.

‘Buna da şükür’ deyip, yiyecek ve içeceklerin olduğu bölüme doğru seyreltiyorsunuz.

İlk önce ‘Herhalde mutfağın yanlışlıkla çöpe atılan bölümüne düştüm’ diye bir duyguya kapılmışken, pislikten dolu olan yiyecek ve içecek bölümünden sadece plastik şişelerdeki suyun temiz olacağına kanaat getiriyorsunuz.

Yemek yağları ve yere düşmüş çöp artıkları ile donanmış kaygan zeminde buz pateni yapıp selamet ile kirli masanıza ulaşmış iseniz, fuardaki diğer kitaplara bir göz atma şanslılarından birisiniz demektir.

İzmir Kitap fuarı gazanız mübarek olsun.

Kendinizi bir şekilde dışarı atabildiyseniz burayı organize eden, yöneten yetkililere teşekkür (!) ediyorsunuz.

Size kazasız, belasız, zehirlenmeden bir hayatın ne kadar güzel olduğunu tekrar hatırlattıkları için.

Kitaplara neden önem veririz?

Bizi muasır medeniyetler seviyesine götürecek yegane araçlardır da ondan.

Muasır medeniyetlerde kitaplara ilgi duyan insanlara medeniyet ölçüsünde temiz tuvaletler, temiz lokantalar, temiz mekanlar sunulur.

Kitap insan emeğinin en üstün ürünüdür.

Kitapların pislik içinde sergilenmesi, o toplumun “muasır medeniyetler” ölçüsünden kilometrelerce uzakta olduğunu gösterir.

İzmir’e hiç yakışmayan manzaralar bunlar.

DR. AHMET GÜLER

16 Nisan 2018, İZMİR

eskisehir escortankara escortescort samsunescort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir