21 Kasım 2018 Çarşamba, 22:28
Sedat Kaya
Sedat Kaya [email protected] Tüm Yazılar

YA ÇALIŞARAK YAŞAMAK, YA SAVAŞARAK ÖLMEK

Yıl 1831’di.

Fransa’da fırtına öncesi sessizlik vardı.

Devriminin üzerinden bir yıl geçmişti ama işçiler, köylüler hala eziliyor, hala sömürülüyordu.

Devrim onların hayatını değiştirmemişti.

İşçi sınıfı özellikle Lyon kentinde örgütlüydü.

Çünkü Lyon’da dokuma sanayi çok ilerlemişti.

Kentin nufüsu 65 bine yakındı.

Bunun 30 bini dokuma işçisiydi.

Dokuma işçileri çok zor şartlarda çalışıyorlardı.

Günde 2-3 frank karşılığında 16 saat ter dökmek zorundaydılar.

Üstelik iş bulanlar boğaz tokluğuna çalışırken, iş bulamayanlar sokaklarda dileniyordu.

İşçiler defalarca ücretlerinin artırılma için girişimde bulundu.

Ancak fabrikatörler bu isteklere duyarsız kalıyordu.

Sonunda Lyon Belediye Başkanı girdi devreye.

22 dokuma işçisi ile 22 işvereni bir masada buluşturdu.

Hararetli tartışmalardan sonra taraflar ortak bir ücret konusunda anlaştılar.

Ancak, kısa bir süre sonra işverenler anlaşmayı ihlal etti.

İşçiler greve gideceklerini söyleyince de, lokavt uyguladılar ve birçok iş yerini kapattılar.

Artık ok yaydan çıkmıştı.

Tarih 21 Kasım 1831’di.

Sabahın erken saatlerinde 30 bin dokuma işçişi işyerlerini terk ederek şehir merkezine yürüyüşe geçti.

Önlerinde kara bir pankart vardı.

“Ya çalışarak yaşayacağız, ya da savaşarak öleceğiz!”

Geçtikleri her sokakta da halka bildiri dağıtıyorlardı.

Bildiride de şöyle diyordu.

“Uğrunda savaştığımız sorun tüm insanlığın sorunudur. Fransa’nın mutluluğu, güvenli geleceğidir. Bu sabah özgürlüğün güneşi doğdu şehrimize. Hiçbir gücün onun ışığını yok etmesine izin vermeyeceğiz. Yaşasın gerçek özgürlük!”

İşçiler taşkın sel gibiydi.

Polis güçleri engel olmaya çalışsa da onları durduramadı.

Dalga dalga meydana girdiler.

30 bin kişiydiler.

Lyon’u kuşattılar.

Ancak, bundan sonra ne yapacaklarını bilmiyorlardı.

Siyasi bir programları yoktu.

Fransız burjuvazisini nasıl pes ettireceklerini düşünmemişlerdi.

Devletin sert müdahalesi bekliyorlardı ama buna karşılık vermeye hazır değildiler.

Kentin girişlerini barikatlarla çevirdiler.

Ve beklemeye başladılar.

Üç gün sürdü direniş.

Üç gün sonra 24 Kasım 1831’de Fransız Ordusu 30 bin askerle Lyon’a girdi.

Asker acımasızdı.

Komutanları “vur” emri vermişti.

Karşı çıkanı orada öldürdüler.

Tam 535 işçi öldürüldü.

Binlercesi yaralandı.

Burjuvazi direnişi kanla bastırdı.

Çalışarak yaşamak isteyenler, savaşarak öldüler.

Hani Nazım Hikmet’in Bedrettin için feryadı var ya.

Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların
zaruri neticesi bu!
deme bilirim!
O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim.
Ama bu yürek
o, bu dilden anlamaz pek.”

Fransa’da bu dilden anlamayan yürekler Lyon’da yenilseler bile 1871 Paris Komünü’nün fitilini ateşlediler.

Lyon Direnişi’nde hayatını kaybeden 535 işçinin anısına saygıyla

 

Yorum

  1. Sevinç Özküçük

    22 Kasım 2018 at 00:21

    Sedat Kaya sizinyazılarınızdan çok şey öğrendim teşekkürler gönülden

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO