Son Dakika
16 Şubat 2019 Cumartesi

WEB Sayfası bloke…(48)

F-Tipi cezaevlerini insanlar için yaptılar ama orada tek başına kalan mahkumlar hiç mutlu olmadılar, ölüm oruçlarını sürdürdüler, kimileri de öldü. Bize aynını yaparlarsa halimiz nice olur” diye kara kara düşünmeye başladı Tami.

05 Şubat 2019 Salı, 13:20

Sadece insanlar için geliştirilen bilgisayarların, bir gün hayvanların da işine yarayacağını bilselerdi mucitler, çok mutlu hissederlerdi kendilerini sanırım.

Hele internet kanalı ile dünyanın bir ucundan diğer ucuna haberleşecekleri kimsenin aklının ucundan geçmezdi sanırım.

Mernuş’un da..

Hayvandostlari.com sayfamıza bir hafta içinde gelen maillerin bu sayfayı tıkadığını son anda farketti anne Mernuş.

Bloke olmuştu sayfa ve gönderilen mailler herhalde sahibine geri dönüyor olmalıydı bu doluluktan dolayı.

Tami internet sayfasının başında köpeklerle ilgili mektuplara bakıyordu. Bir haber gözüne çarptı Tami’nin.

İçişleri Bakanı, yurttaki bütün valilere bir genelge göndermişti. Bakan genelgede valilerden bölgelerinde yaşayan köpeklerle ilgili önlemler alınmasını istiyordu.

Haberin başında ürpermeye başladı ama yanıldığını sonra anladı Tami.

Bu kez bir içişleri bakanı hayvanların iyiliği için önlem alınmasını istiyordu.

Hayvan Hakları Yasası çıkmadan önce kıllarını kıpırdatmayan nice bakan görmüştü. Tomi’nin ataları , nice bakanların köpekler için “katli vaciptir” genelgesi yayınlanmasına  tanık olmuşlardı.

Hatta geçmiş yıllarda, belediye itlaf ekipleri köpekleri sokak sokak, ev ev arayıp, yakalayarak anında öldürmüşlerdi.

Yeni yasa uzun mücadeleler sonucunda  çıkmıştı.

İçişleri bakanı, üstelik dinci oldukları söylenen iktidarın bakanı, köpeklere  özgürlük yolunda adım atmak zorunda kalmıştı.

Yeni yasa eksik-aksak yürürlükteydi.

Hayvan hakları konusunda tüm dünyada duyarlılık artmıştı.

Eğer Avrupa Birliği olmasaydı dinci iktidar, hayvanlar hakkında tüm yetkileri belediyelere verirdi.

Belediyeler de kendilerine bağlı lokallerde nasıl içki içilmesini yasaklamışlarsa, hayvanların kentlerde yaşamalarını engeller hatta şehir dışına sürülmesini isteyebilirlerdi.

Allahtan AB vardı.

“Şu AB, ne iyi şey yahu” demekten kendini alamadı Tami.

Tami’nin okuduğu genelgeye göre, içişleri bakanı, valilerden köpeklere iyi muamele yapılmasını istiyordu. Onların itlaf edilmesine (öldürülmesine) teşebbüs edenlerin cezalandırılacağını, köpekler için her belediyenin süratle barınaklar kurmasını istiyor, bu barınaklardaki yaşam koşullarının AB standardına çıkarılmasını öneriyordu.

Tami “Yahu bunlar AB standardı deyip bizleri F-Tipi cezaevi gibi barınaklara tıkmazlar inşallah. F-Tipi cezaevlerini insanlar için yaptılar ama orada tek başına kalan mahkumlar hiç mutlu olmadılar, ölüm oruçlarını sürdürdüler, kimileri de öldü. Bize aynını yaparlarsa halimiz nice olur” diye kara kara düşünmeye başladı.

Acaba bu genelge köpek nesli için bir tuzak mıydı?

Ya da, hayvan neslini kademe kademe ortadan kaldırma planının ilk aşaması mıydı?

Köpeklerin iyiliği için cumhuriyet döneminde yayınlanan tek bir genelgeye rastlanmamıştı çünkü.

Tami, kendi geleceğine yönelik mailleri okumaya devam ederken, Mernuş ve Nataşa kedilerle ilgili e-postalara göz atıyorlardı.

Bir ara üye sayısının kaça yükseldiğine baktılar. Yurdun dört bir yanından üye olmak için form gönderen binlerce kedi, köpek, kuş, papagan, kaplumbağa, tavşan, sincap, caretta caretta, su samuru, kertenkele, kelaynaklar ve bilumum hayvan cinsi derneğe üye olmak için sıraya girmişlerdi.

Yurt çapındaki başvurular yanında, yurt dışından özellikle Boston’dan, Montreal’den, İsviçre’den, İsveç‘ten, Belçika‘dan, Almanya ve Fransa’dan üye olmak isteyen köpek ve kedilerin profillerine bakmak gerekiyordu.

Acaba dış odaklı “bir provokasyon” hazırlığına girişilmiş olabilir miydi?

Mernuş, Nataşa’nın da aynı görüşü paylaştığını anladı. Ama “Bu kadar paranoyaya gerek yok yani” deyip kötü düşüncelerden sıyrıldı.

“Üstelik tüm başvuranların cv’lerini okumak yıllarımızı alır. En iyisi ülkenin üye sayısı en fazla derneği olmak istiyorsak başvuranların tümünü üye kabul etmeliyiz”diye konuştu.

Belki  Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu oluyorlardı. İnsanların kurdukları ama uzlaşamadıkları için parçalara bölünen sendikalardan, Disk ve Türk-İş’den daha güçlü bir örgüt haline geliyorlardı belki.

Nataşa patisiyle bu olumlu gelişmeyi onayladı.

Öyle uzun uzun üye araştırmasına gerek yoktu. Her hayvan yasalar karşısında eşitti.

İnsanlar bazen kendi kendilerini kandırdıklarını biliyor olmalıydılar.

Eşitlik denen şey öyle bir asır veya yüz asırda sağlanacak birşey değildi.

Belki hiç sağlanamayacaktı.

Eşitlik kağıt üstünde, kalmaya mahkumdu

Özetle bu gezegen üzerinde eşitlik yoktu..

Eşitlik vardı ancak,  sadece ve sadece  öldükten sonra başlıyor olmalıydı.

Sarman, web sayfasını tararken kayıplarla, faili meçhul cinayetlerle ilgili ihbarların çokluğunu görünce “bunda bir iş var. İhbarları dikkate almalıyız”demeden edemedi.

İhbarlar yanında, cinayeti çözmek için ülkenin dört bir yanından avukatlar parasız bu işi yapabileceklerini belirtiyorlar, sivil hafiye büroları ise “sadece masraflarımızı karşılayın, katilleri bir haftada bulalım” diyorlardı.

“Uyanık hafiyelere zırnık koklatmamalıyız”diye lafa giren Mernuş, adı-sanı duyulmuş ünlü avukatlarla yazışılması gerektiğini söyledi.

Notlarını ve adreslerini aldı, onlara mail atacaktı.

Bütün  bu olumlu gelişmeler, bahçede yaşayan tüm hayvanların keyiflenmesine yol açtı.

Benek  bir köşede kara kara düşünüyordu. Yavruları aile yanında kendilerine yer bulmuşlardı, sıcak yuvalara kavuşmuştu. Onları daha şimdiden çok özlemişti. Fazla doyamamıştı ki yavrularına…

(Devam Edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

***

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Yavruları “ev”lendirdik…(47)

Benek gelişmelerden habersizdi. Acaba yavrularından ayrılacağını, onların sıcacık yeni bir yuvaya uçacaklarını hissetmiş miydi?

Bebelere isim…(46)

Yavrunun yüzünde, Arap şeyhlerini andırır bir çizgi taşıdığını da eklemek isterim. Bir tek uzun entarisi (!) eksikti sanki.

Erbakan Hoca’ya nasıl votka içirdik (45)

Ankara gazeteciler Cemiyetini ziyaret eden Milli Nizam Partisi Genel Başkanının istediği portakal suyunun içine muziplik olsun diye bir miktar votka

Nankör kedi  (!)  Çankaya’da mı ? (44)

Yıl 2001…Milli Güvenlik Kurulu toplantısında gergin anlar. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, Başbakan Ecevit’e anayasa kitapcığı fırlattı. Anında tepki

Eve giren köpek ve “nankör kedi”…(43)

Alman Haber ajansının servis ettiği habere göre bir kedinin sahibi ekmeğine yağ sürerken elinden güya bıçağını düşürmüş. Düşen bıçak ayak

Hayvan Siyaset Belgesi…(42)

Tarçın, yabancıların irticai  faaliyetlerde bulunmak için bahçeye sızmaya çalıştıklarına dikkat çekti. İranvari bir şeriat devleti  kurma yanlılarının

HKKK Toplanıyor…(41)

Gizliliğe uyulmazsa alınan kararlar dışarı sızabilir. Hatta ajanlar harekete geçebilir. Nesillerinin tamamen ortadan kaldırılmasını isteyen iç ve dış

Yaşam felsefesi…(40)

Torunlar, yeni yetmeler salonun her yanında cirit atıp, koltukların üstünde oyunlar oynarken, Yudum’un asistanı trafik kazası geçirmiş bir kediye acil

Cennetten gelen iki misafir…(38)

Benek’in doğumu sırasında bahçedeki hayvanları biraz ihmal eder gibi olduk haklı olarak. Minik yavruların dünyamıza karışması, gözdemiz olan

Benek anne mi oluyor yoksa ?(37)

Görülmeye değer bir manzara. Annelerinin memelerini bulamayan, gözleri görmediği için kardeşleriyle birbirine sarılan yavrular iyi kötü süt emmek için

“Çuval ” operasyonu…(36)

Açıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize. Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

izmir escort bursa escort izmir escort antalya escort izmir escort porno izmir escort