- 05 Nisan 2020

Sanat ölümden öç almaktır

1953 yılında tiyatro ustası Avni Dilligil yönetmenliğinde, sanatla dünyayı değiştirebileceğine inanan gençlerin kurduğu “İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu”67 yıl sonra belgesel oluyor.

+16
Büyütmek için resme tıklayın

 

BU BELGESEL ÖYLE BİR İZLENİR Kİ…

“Ve SON GONG…

PERDE AÇILSIN, OYUN BAŞLASIN!”

SANAT ÖLÜMDEN

ÖÇ ALMAKTIR !..

 

Böyle söylüyordu Tiyatro dünyasının büyük ustalarından Okay Sağtürk, bu dünyadan göçmeden önce…

Tıp, Matematik ve Psikoloji  Fakülteleri’ni bitirmişti ama gönlündeki sahne aşkı hepsinden üstün gelmişti…

Tiyatro insanların hayatlarını değiştirmek için vardır. Siz oraya, siz olarak girersiniz, bir başkası olarak çıkarsınız.

 ***

1953 yılında tiyatro ustası Avni Dilligil yönetmenliğinde, sanatla dünyayı değiştirebileceğine inanan gençlerin kurduğu “ İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu”67 yıl sonra belgesel oluyor.

Yönetmen Nurgül Bayram iki yılı aşkın süreçte Gençlik Tiyatrosu’ndan geçmiş ve bugün yaşamakta olan kırka yakın isimle röportaj yaptı.

Bu isimlerden birini, “Gençlik Tiyatrosu’nun Beckman’’ı diye anılan Okay Sağtürk’ü 22 Mart’ta sonsuzluğa uğurladık. Sağtürk, belgeselin tamamlanmasını göremeden aramızdan ayrıldı. Sağtürk, ölümünden bir gün önce yönetmene telefonda şunları söylemişti:

“Benim anlattığımı yaşayan bir arkadaşım eskisinin iyi tarafıyla yamayacak, sonra benden bir düğme, bir fiyonk… İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosu’na elbisesini giydirip, sahne tozlarını silkeleyeceğiz. Ve SON GONG… PERDE AÇILSIN, OYUN BAŞLASIN!’’

1956 yılında, yirmi yaşında, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi iken Gençlik Tiyatrosu’na katılan Okay Sağtürk, Türkiye’nin ilk üniversite tiyatrosu olan Gençlik Tiyatrosu’nda oyunlar sahneye koyan, tiyatroya çok büyük emeği geçen bir isim. İstanbul Üniversitesinde Tıp, Matematik ve Psikoloji olmak üzere üç ayrı fakülteden mezun olduktan sonra 30 yıl TRT’de Yapımcı ve Denetim Müdürü olarak görev yaptı.

ÇARESİZLİĞE KARŞI KOYMANIN TOHUMU

Belgeselin yönetmeni ve yapımcısı Nurgül Bayram, 20 Kasım 2019’da İstanbul’da tam gün süren keyifli, dolu dolu bir söyleşi gerçekleştirmişti Okay Sağtürk ile… Bu söyleşiden alıntılarla onu daha yakından tanıyıp, analım istedik.

Sağtürk, belgeselin gösterime girmesini heyecanla beklerken, ne yazık ki baharın ilk günlerinde aramızdan ayrıldı.

Yönetmen Nurgül Bayram, öğrenciliği sırasında yurtta kalacak parası olmadığı için tiyatroda yaşayan Okay Beyin hayatında. Gençlik Tiyatrosu’nun çok özel bir anlamı olduğunu söyledi:

“Max Meinecke’nin sahneye koyduğu Kapıların Dışında oyununda Beckman’ı oynamıştım. İki yıl geçmişti üzerinden yurda gittim, öğrenciler benimle konuşmaya geldiler, beni tanımışlar. Dediler ki: Siz orada ilk defa bizim içimize bir tohum ektiniz, çaresizliğe karşı koymanın tohumunu ektiniz’. Gençlik Tiyatrosu budur. Çaresizliğe karşı koymanın tohumunu ekmektir.’’

SANAT ÖLÜMDEN ÖÇ ALMAKTIR

Okay Bey’ ile vefatından bir gün önce telefonda konuştuğunu belirten yönetmen Nurgül Bayram, “Tam da kendisiyle yaptığım röportajın deşifresini okuyor ve basın bültenine cümle seçiyordum. “Ah Okay Bey’ciğim, ne güzel oldu aradınız, hangi cümlenizi kullanayım diye düşünüyordum ben de” dedim. ‘Sanat ölümden öç almaktır cümlemi kullan” dedi. “Gençlik Tiyatrosu insanların hayatlarını değiştirmek için oyun koydu, o cümlemi de ekle” dedi. Bir saat konuştuk. Zaten onunla saatlerce konuşsanız doyamazdınız sohbetine... Tam gün süren röportajımda ondan çok şey öğrendim. Ona belgeselin üniversite gösterimlerine gelmesini ve gençlerle bu deneyimlerini paylaşmasını istedim. Bunu seve seve kabul etmişti” diyerek belgeselin galasında onu göremeyecek olmanın derin hüznünü taşıdığını söyledi.

TUNCEL KURTİZ TERCÜME EDERDİ 

Belgesel tamamlanıp izleyenlerle buluştuğunda, Okay Sağtürk de kısa süre önce yolculuğa çıktığı ‘’bahar ülkesi’’nden Gençlik Tiyatrosu’nu izlemenin tadını çıkartır umarız.

Okay Sağtürk, o günkü Gençlik Tiyatrosu ruhunu Nurgül Bayram’a şu sözlerle özetliyor: ‘’Tiyatro insanların hayatlarını değiştirmek için vardır, Gençlik Tiyatrosu insanların hayatlarını değiştirmek için oyun koydu. Siz oraya geldiğiniz, içeri girdiğiniz zaman siz olarak girersiniz, bir başkası olarak çıkarsınız. Biz bunu amaçladık ve hep bunun için çalıştık’’

Okay Sağtürk, tiyatroya gönül vermiş Gençlik Tiyatrosu gençlerinin dünya tiyatrosunu nasıl yakından izlediklerini de, ‘’Tiyatronun birinci amacı dünyada tiyatrolarda neler oluyor bitiyor bilmekti. Örnek için söyleyeceğim. Amerika'da yeni bir tiyatro eseri çıktığı zaman derhal gelirdi, Tuncel Kurtiz anında tercüme ederdi. 3 gün 4 gün sürerdi bu tercüme, o sırada onun üzerinde durur, oyunun analizlerini yapardık.’’ sözleriyle anlatıyor. O günün kısıtlı olanaklarını düşündüğümüzde bu örnek bile gençlerin tiyatroyu ne kadar ciddiye aldıklarını göstermesi açısından çok çarpıcı bir örnek.

O tarihlerde Şehir Tiyatroları başrejisörü olan Max Meinecke, Wolfgang Borchert’in Kapıların Dışında oyununu Gençlik Tiyatrosu’nda sahnelemiş ve başrolü de, (Beckman’ı) Okay Sağtürk’e vermişti. Sağtürk bu rolüyle bir hayli sükse yapmıştı:

 Ve SON GONG… PERDE AÇILSIN, OYUN BAŞLASIN!’’

Okay Sağtürk’ü anmaya, onun Rilke’den yaptığı şu alıntıyla devam edelim:

“Rilke’nin bir anlatımı vardır, der ki; İki çocuğa birbirinin aynısı olan iki çakıyı verin, bir süre sonra bunları geri isteyin. Her çocuk çakısını kendine göre eskitmiştir. Mümkün müdür ki insanın bir tanrısı olsun da kendine göre eskitmesin. Hatıralar da öyle. Benim anlattığımı yaşayan bir arkadaşım eskisinin iyi tarafıyla yamayacak, sonra benden bir düğme, bir fiyonk, İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosu’na elbisesini giydirip, sahne tozlarını silkeleyeceğiz. Ve SON GONG… PERDE AÇILSIN, OYUN BAŞLASIN!’’

Yine 1960 baharında; Ülkü Tamer, Yurdaer Erşan, Şemsi İnkaya, Tunca Yönder, Ersun Kazançel, Gündüz Aykut, Güner Namlı, Güneş Uğurlu, Vasıf Öngören, Nuran Oktar, İnci Ergir, Birsen İnkaya, Emel Gözne,  Erdoğan Seren, Ertuğrul Ücel, Ergun Özcan, Hitay Daycan, Nejat Öğünç, Aras Ören, Sami Şekeroğlu ve Okay Sağtürk… Güngör Dilmen adlı genç üniversiteli yazarın yarışmada ödül alan “Midas’ın Kulakları” ve Lady Gregory’den Memet Fuat çevirisi “Kulaktan Kulağa” adlı iki oyunu aynı zamanda sahnelemeye karar verirler. Eminönü Halkevi’nin o zamanki tiyatro sahnesini Meydan Sahnesi’ne dönüştürerek sürekli yenilikler peşinde koşarlar. Yazarından yönetmenine, dekorcusundan kostümcüsüne, ışıkçısından efektcisine, oyuncusuna kadar her şeyi biz yaparız, “biz adamız yahu” diyen idealist gençlerdir bunlar…

Daha sonra profesyonel yaşama geçtiklerinde bu gençlerin kimi tiyatroya devam etti, kimi edebiyatçı, sinemacı, şair oldu. Kimi gazeteci, arkeolog, hukukçu, doktor, iş adamı, milletvekili oldu. Ama 60-67 yıl öncesinden bugüne hepsi ortak düşüncelerini şu sözle özetliyorlar; “Gençlik Tiyatrosu bize çok şey kattı!”

Belgeselin kitap haline dönüşmesini ve tüm konuşulanları yazı olarak okuyabilmeyi de umut ediyoruz.

GENÇLİK TİYATROSUNUN HAYATTA KALAN OYUNCULARI GALADA BİRARAYA GELECEK

Yönetmen Nurgül Bayram, 67 yıl öncesinde başlayıp 15 yıl süren, Türkiye'nin ve dünyanın farklı şehirlerine dağılmış bir tiyatronun ekibine ulaşmak zor bir serüven olsa da sona gelindiğini belirterek şunları söylüyor: ‘’Belgesel, yalnızca bir dokümantasyon çalışması değil. Çalışmamızın, Türkiye tiyatro tarihinin belgesiz kalan çok önemli bir dönemini aydınlatacağına inanıyoruz. O tutkulu gençliğin sanatsal ve düşünsel duruşuyla bugünün gençlerine ilham kaynağı olmasını sağlayabilirsek, ne mutlu bize.’’

 “Belgeselimizin İstanbul Prömiyerini tiyatronun kuruluşundan 67 yıl sonra 2020 Mayıs ayında Gençlik Bayramı haftasında gerçekleştirmeyi planlamıştık ama tüm dünyayı saran bu virüs belası nasıl etkileyecek, önümüzü göremez durumdayız. Hayattaysak umutlu olmayı bilmeliyiz bakışıyla, sağlıklı ve güzel günlere en kısa sürede kavuşup; Gençlik Tiyatrosu’nun yıllardır birbirini görmeyen tüm ekibini ve ailelerini buluşturmayı, günümüzde faaliyetlerini sürdüren Türk Tiyatrosunun tüm ustalarını ve üniversite gençliğini de davet ederek, ustalarla gençler arasında bir sinerji yaratmayı ve belgeselin final sahnesini burada çekmeyi istiyoruz.”

 *** 

BELGESEL ANLATICILARI

Atilla Alpöge, Can Kolukısa, Haldun Dormen, Yılmaz Büyükerşen, Nurettin Sözen, Genco Erkal, İzzet Günay, Yılmaz Gruda, Zihni Göktay, Ranaz Cabbar, Hüsnü Çınar, Okay Sağtürk, Tolga Tiğin, Yundaer Erşan, Seçkin Selvi, Aydın Engin, Güneş Uğurlu, Tunca Yönder, Erol Keskin, Suna Keskin, Aden Tolay, Aybek Korugan, Aslı Öngören, Necdet Aybek, Osman Arolat, Nedret Güvenç, Nevra Serezli, İlgi Adalan, Rahmi Dilligil, Sina Akşin, Huri Aykut, Arzu Karayel Aykut, Metin Deniz, Altan Akışık, Cengiz Tünay, Hektor İsmet Öktem, Metin Ercan, Can Futacı


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi