Son Dakika
22 Eylül 2019 Pazar
”

Utanıyorum!

90’lı yıllarda yazmış olduğu ve “Utanıyorum” olarak kitabın birkaç sayfasında not düştüğü bu makale ile süslediği güzel bir isim yüklemiş kitabına, sevgili Şair-Yazar “Ataol Behramoğlu”.

07 Ağustos 2015 Cuma, 15:50

mustafagokcek_haberhurriyeti

 

Kartal’da önceki gün iki küçük çocuğu öksüz bırakan ‘operasyon’un bir ‘yargısız infaz’ olduğu bellidir. Bundan sonra yapılacak açıklamalar ne olursa olsun, ‘kamu vicdanı’nın yargısı değişmeyecektir. Tabii bu ülkede hâlâ bir ‘kamu’dan ve ‘vicdan’dan söz etmek mümkünse.

         Cinayetin fotoğraflarını gazetelerde gördükten sonra geçen süre içinde duygularımı, düşüncelerimi, nesnel kalmaya çalışarak irdeliyorum. Bu bir cinayettir ve bu cinayet karşısında duyarsız kalmak, tarafsız kalmak bu cinayete ortak olmak anlamı taşır. Bu konuda hiçbir kuşkum, tereddüdüm yok.

         Polisin ev basarak insan katletmesini içime sindiremiyorum. Böyle bir ülkede aydın olmaktan ötürü utanç ve onursuzluk duyuyorum…”.

90’lı yıllarda yazmış olduğu ve “Utanıyorum” olarak kitabın birkaç sayfasında not düştüğü bu makale ile süslediği güzel bir isim yüklemiş kitabına, sevgili Şair-Yazar “Ataol Behramoğlu”.

Bu bir güzelleme değil! Neden biliyor musunuz? Çünkü değerli üstadım olması gerekeni yazmış… Evet, bu ülkede kendisini biraz olsun bu sınıflara koyarak betimleyenler bu türden bir olguya göğüslerini gererek “evet” demelilerdir. Kaldı ki şahsım adına böyle bir düşünceye tümden katıldığım gibi, imzamı da seve seve atarım…

1974 yılında kurulan TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), benim için o yıllarda pek ulaşılamaz olguydu! Çünkü henüz yayımlanmış herhangi bir kitabım yoktu. 1980 yılında yayımlanan ilk kitaptan sonra, zaman içerisinde karşılaştığım Aziz Nesin’le yazdığım yazılar ve makalelerim konusu ile öykülerim söz konusu oldu. Ve bana, “Gökçek, seni iyice ele alıp, takip etmek gerekecek… Sende bir şeyler var ama…”. O söyleminden sonra da yıllarca süren öğretmen-öğrenci durumu oluştu. Zamanla da kalemim, dikkat ederseniz biraz o yöne kaymaya başladı. Çünkü sevgili hocamın dediği gibi; “yaşam, o kadar da ciddiye alınacak bir şey değil… Hele bizim ülkede!”. Ve söz bu konulara gelmişken, onun, bir sözünü ekleyeceğim; “İnsan, meğer sosyalist ülkede yazar, kapitalist ülkede de, tüccar olmalıymış… Ben bunda da yanıldım!”.

Yıllar süren bu durumumu çıkarım için kullanmayıp, hep dezavantaj gibi gördüm. Çünkü kendisi TYS’nin başkanıydı ve benim ulaşılamaz olarak gördüğüm TYS’ye üyeliğim yoktu! Ve bu durum 90’lı yıllara değin sürdü. O yıllarda “Türkiye Sedat Simavi Vakfı”nca öykü ödülü almam, kimi çevrelerce TYS üyeliğimi gündeme getirdi. Ve bir arkadaşın ısrarıyla üyelik için başvurumu yaptım. Ancak başkan Ataol Behramoğlu’ydu. Ona bu konuda teşekkürlerimi yaptım yapmasına ama yine de defalarca yaparım… Bu günlerden sonra da dostluğumuz hep daim oldu. Gururla taşıdım, taşıyacağım…

Adeta bir tür manifesto gibi olan bu kitap, yazılan 36 makale içeriğinde yaşamın içinden kucaklaştığımız denemeler gibi!

Örneğin, Aziz hocamın yıllarca bana söylemediği oysa değerli üstat, “Behramoğlu” nun bu kitabında, bir konferansında söylediği “Türkiye’nin durumu efca!”, bu kelimenin anlamını sorduğunda ise “feci” olarak açıklıyor. Bu nedenle sanırım, o günlerin bilinmeyen birçok bilgilerini bilmek ve öğrenebilmek bu kitabı okumakla eşdeğer gibi… Ve devam ediyor üstat;

Özetle ve çok açık olarak düşünüyorum: Bugünkü Türkiye toplumunda kalabalık, yalan, kaypaklık, riya, ikiyüzlülük, çıkarcılık, korkaklık, bencillik ve kan dökücülük… Egemen değerler durumuna gelmiştir. Böyle bir toplumun geleceği konusunda nasıl bir umut besleyebilir ve böyle bir toplumun bireyi olmaktan ötürü nasıl bir onur ya da sevinç duyabiliriz?”.

           Kitabın başka bir makalesi, kitabın içinde yer alan diğer makalelerin savunucusu gibi!

Yapılması gerekenler ise bellidir:

 

         Halk yığınlarının, emekçilerin, orta tabakaların örgütlenmesi.

Ülkenin sanayileşme yoluna girmesi.

Eğitim sisteminin bilimsel, insancıl bir yapıya kavuşturulması.

 

         Bunlar yapılmadığı sürece, birtakım rastlantılar ya da kendi iç tepişmeleri sonucunda düzenlenen “temiz eller” operasyonları, rastlansal kurbanlar ve ucuz kahramanlar türetmekten öteye geçilmeyecek, “kirli eller” ülkenin kara yazgısını dokumaya devam edecektir…”

Sanırım kitabın ismi gibi olan ve düşüncelerinde hep realiteyi savunan üstada, hak vermemek olası değil… Ve bu düşüncelere elbette bende katılıyorum ama… ; “Utanıyorum…”.

 

(*) : Sevgili dostumun günler önce geçirdiği bir trafik kazasında koluna ait kemiklerden birinin kırıldığını duydum. Gerçi başka bir biçimde de geçmiş olsun dileğimi ilettim. Ama bu vesileyle bir kez daha geçmiş olsun diyorum ve kısa zamanda iyileşme sürecini de tamamlayacağını umut ediyorum…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


mersin escort

eskişehir escort

mersin escort

mersin escort

mersin escort
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
bahis forum izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort izmir escort ataşehir escort bayan ümraniye escort kadıköy escort hd porno izle ataköy escort bakırköy escort esenyurt escort travesti porno izle beylikdüzü escort ankara escort escort bayan ankara escort bayan sincan escort keçiören escort Ankara escort Antalya escort ankara escort pendik escort