02 Ekim 2018 Salı, 17:46
Sezai Bayar
Sezai Bayar sbayar@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Türlü-Çeşitli…

Türlü-Çeşitli…

Türk medyası Lale Devri’ni (!) yaşıyor olmalı ki, ne yazılısında ve ne de görselinde ülkenin içinde bulunduğu duruma ait tek “doğru” haber yer almıyor.

Burada gazetecilik-habercilik dersi verecek değilim.

Yeri de değil.

Ama insan yarım asrı aşan gazetecilik yaşamında eğer böyle bir  “fetret” dönemini yaşıyorsa, söylenecek çok şey olmalı derim.

Misal: İktidara en dert muhalefet eden Cumhuriyet Gazetesi’nin hali:

Hali değil, pür melalini ele almak gerekir.

Kayıkcı kavgası bitti mi belirsiz ama kayıklara yeni kurulan arkadaşlar da evelallah evlere şenlik.

Eski tüfeklerden, kendisi  şair ama şairlikten çok gazeteciliğe bulaşan, bulaştıkça batan  Özdemir İnce, Cumhuriyet’e transfer oldu.

Ertuğrul Özkök’ün TRT’den arkadaşı İnce, “arkadaşlık” sayesinde Hürriyet’te kendisine köşe açılınca çalıştığı dönem içinde her kesimin tepkisini almıştı. Kaptan köşkünde oturan Özköşk (Özal dönemimde Ertuğrul Özkök’e, ÖZKÖŞK yakıştırması yapılmıştı) İnce’ye karşı fırlatılan okların tamamını göğüslemiş, ancak sonunda gazetenin yeni patronu bu arkadaşı şutlamıştı.

Neyse bunu geçelim.

İnce Cumhuriyet’teki 2 ekim tarihli yazısında “Muhalefet dili ve “biz” illeti” başlıklı yazısında gazetecilik taslamaya kalkışmış.

Misal “Yanlış ekonomik politikalar ülkeyi bu hale getirdi” manşeti böyle yazılmamalıymış.

Nasıl olmalıymış?

“Cumhurbaşkanının yanlış  ekonomik politikaları ülkeyi bu hale getirdi” olmalıymış.

Lütfetmişler…

Biz de “ Fidel Castro’nun yanlış ekonomik ve siyasi politikaları Küba’yı bu hale getirdi” şeklinde anlamıştık sanki.

Gidiniz efendim, işinize bakınız. Şiirinize devam ediniz. Okuyucunuz bol olsun kardeşim.

Yeter ki siyaset yazma…

***

Af konusu rezaleti…

Ekonomi Doktoru ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hapishanelerde nüfus patlaması (!) yaşandığı için af teklifini MHP olarak TBMM’ye sunması, malum ittifakın ana gövdesi AKP tarafından pek benimsenemedi.

Rahmetli Ecevit’in sık sık kullandığı kelime olan “sindirme” sıfatı AKP’nin de hoşuna gitmiş olmalı ki “Bu af konusunu AKP içine sindiremedi” denilebilir.

İki ucu kremlenmiş bir değnek gibi bu af konusu…

Bu değneği hangi ucundan tutarsan tut, sonunda eline bulaşacak şey belli.

Malum bu af çıkarılması nedenleri arasında cezaevlerinin doluluğu da nedenler arasında gösteriliyor. İstiap haddini aşan belediye otobüsleri misali, muavinin “ İlerleyelim arkadaşlar, otobüsün ön tarafı da gideceğiniz yere ulaşır” ikazı gibi değil bu sorun.

Koğuşun yatak kapasitesi bitmişse, garibana yatacak yer kalmıyormuş demek.

Yer yoksa yeni cezaevi yapacaksın.

Devletin görevi bu.

Ya da cezaları affedeceksin ki, içerde kalacaklar rahat nefes alsın.

Vallahi bu mantıkla hareket edildiğini Batılı ülkeler duymasın devamlı af çıkarırlar (!)

Neyse lafı kısa keselim.

Afla ilgili çok hoş bir fıkra sosyal medyada  gözüme çarptı.

Anlatmadan edemem.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden hemen sonra (1950 sonrası) Başbakan Menderes ve arkadaşları genel bir af yasasını TBMM’den çıkartırlar. Amaç barış ortamı sağlanabilir diye.

Aftan sonra Rize’den bir tablo:

Kendisine tecavüz eden şahıs ile cadde ortasında burun buruna gelen Fadime şaşkına döner:

“Ula şerefsuz, sen buralarda ne edeysun? diye de kükrer tecavüzcüsüne.

Fadime’nin tecavüzcüsü gayet soğukkanlı ve üstelik sırıtarak:

“  Af çıktı af… Beni Başbakan Menderes affetti…” der.

Fadime son cümlesini sarf eder:

“Ula şerefsuz ,Başbakana mı tecavüz ettun da seni affeyledi ?”

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz