22 Temmuz 2013 Pazartesi, 06:56
Tufan Türenç
Tufan Türenç [email protected] Tüm Yazılar

Torba Yasa’da son dakika

Gazeteci Yazar Tufan Türenç, Meclis tatile girmeden çıkarılan torba yasasına son dakika eklenen bir maddeye dikkat çekti. Türenç, “Başbakan sokaktan bir adamı istediği diplomatik makama atama yapabilecek. Dahası onlar Türkiye’ye döndüklerinde dışişlerinde üst düzeyde göreve getirilecek” dedi

“Davutoğlu ile kafa kafaya vererek yürütülen dış politikanın durum vaziyeti de ortada” diye saptama yapan Tufan Türenç’in yazısı şöyle:

Kanuna Saygısızlık Felakettir

-Efendimiz kanunu getirdim.

-Ne kanunu?

-Bir mesele için emir buyurmuştunuz.

Yaverine dönerek:

– Bana bir müsvedde kağıdı getiriniz!

Ve hemen Harbiye Nazırlığı’na müstacel (Acele) bir telgraf: “Şu numaralı kanunu hemen bu şekilde değiştirerek bana metnini müstacel telgrafla bildiriniz.”

Bürokrasi ile ilgili bütün şikayetler doğru olabilir; fakat büyük harbin (Birinci Dünya Savaşı) kanun kafası, bürokrasi kadar zararlı idi.

En fena kanun, en iyi kanunsuzluktan daha iyidir, denilebilir. En doğrusu kanunun iyi yapılması olduğuna şüphe yoktur. Kanuna güven ve saygı olmayan yerde zarar o kadar büyüktür ki, hiçbir fena kanun, memlekete o kadar ziyan vermez.

Cemal Paşa Boyacıköyü’ndeki yalısındaki son günlerinden birinde:

– Bir şey yapmak istiyorum, kanun karşıma çıkıyor. Kanun nedir? Ben yaptım, ben bozarım.

Bu Enver’in bir sözünü hatırlatır:

– Yok kanun, yap kanun!

Dar ve anlamayanlara izah ederdi:

– Yaparım olur, bozarım olmaz.

***

Bu satırlar Falih Rıfkı Atay’ın ünlü “Zeytindağı” kitabından.

Şimdi bu anlatımdaki isimleri bugün Türkiye’yi yönetenlerin isimleriyle değiştirin.

Ortaya aynı anlayışın, aynı “ben yaparım olur, ben bozarım olmaz” despotizmi çıkmaz mı?

Taze bir örnek verelim:

Meclis tatile girmeden alel acele yangından mal kaçırır gibi bir torba yasa hazırladı ve çıkarıldı.

İşte o torba yasaya AKP iktidarı Başbakan’ın emrettiği maddeyi son saniyede soktu.

Bu, diplomatların atanmasıyla ilgi maddeydi.

Bu yasaya göre AKP iktidarı, yani Başbakan, sokaktan bir adamı alacak ve istediği diplomatik makama atayacak.

Bu büyükelçilik için de geçerli.

Üstelik bu insanlar yurt dışındaki görevleri sona erince Türkiye’ye döndüklerinde Dışişleri Bakanlığı’nda üst düzey bürokratik makamlara da getirilebilecek.

Bunun anlamı şu:”Ben dışişlerindeki Monşer’leri atıp yerlerine bizim adamlarımızı getireceğim.”

Başbakan diplomatlara kızdığı zaman onları hep “morşerler” diye küçük görür.

Monşerler’i devre dışı bırakıp Davutoğlu ile kafa kafaya vererek yürüttükleri dış politikanın durum vaziyeti de ortada.

Şimdi sokaktan adamları alıp büyükelçi atadığı zaman dış politikamızın nasıl yerlerde sürüneceğini hep birlikte göreceğiz.

***

Şimdi yeniden yakın tarihe dönelim.

Mustafa Kemal işte bunun için, “Kanun benim” diyen İttihat ve Terakki yöneticileri Enver, Talat ve Cemal Paşaların ülkeyi felakete sürüklediklerini görerek onlarla yollarını ayırmıştı.

Mustafa Kemal Paşa gerçekçiydi. Akil ve mantık adamıydı.

Kanunlara son derece saygılıydı.

O kadar ki, Kurtuluş Savaşı’nın en zor ve kritik günlerinde bile Meclis’i işleterek her şeyi kanuna bağlanması için ısrar etti.

“Kanunu yaparım olur, bozarım olmaz” kafasıyla kanun benim diyen Enver, Talat ve Cemal Paşalar’ın sonu onun için felaket oldu.

Son yüzyılında hızlanan çöküntü içinden bir türlü çıkamayan koca imparatorluk, Birinci Dünya Savaşı yenilgisiyle paramparça olmaktan kurtulamadı ve tarihe gömüldü.

Ama Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonlandırarak bu ülkeyi kurtardı.

Cumhuriyet’i de kurarak bu milletin atası oldu.

Millet ona bunun için Atatürk adını verdi.

Tufan TÜRENÇ
(Kaynak:tufanturenc.com)
 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO