Son Dakika
25 Haziran 2019 Salı

TAVADA YUMURTA

Açın ambulansın kapısını dedim. Açtılar. Ne gördük dersiniz? Ortada bir aygaz tüpü. Üstünde de bir tava. Karşılıklı oturmuş iki kişi…. Sucuklu yumurta pişiriyorlar. Bizi içeriye buyur ettiler. Gelin bize katılın……..

03 Mart 2017 Cuma, 17:45

Tavada yumurtanın ne anlama geldiğinin, MHK ile ne ilgisi var diyeceksiniz.
İlgisini, yazının sonlarına doğru anlatıyorum.
Aslında tavada yumurta için, yeme yanında yat demek lazım.
Ancak pişirildiği yer de yemek kadar önemli.
Doğru yerde pişir ki, içimize sine sine yiyelim
Kimi doğrusunu yapar….
Kimi ise, ne yaptığını bilmeden yapar.
Çevre yaptığından rahatsızmış.
Umurunda mı?
MHK ile ilişkilerim sırasına yaşadığım olaylar zinciri, yukarıda anlattıklarıma örnek.
MHK başkanı Hilmi Ok.
Kurulda Erkan Göksel ve Ertuğrul Dilek de var.
O zamanlar ben de, MHK’ya dışardan katkıda bulunuyordum.
Bu nedenle, toplantılar zaman zaman benim muayenehanemde yapılıyordu.
İstanbul’dan Trabzon’a kadar yapılacak maçların gözlemcilerini, ben ve bir kurul üyesi arkadaşım, birlikte atıyorduk.
Toplantılardan birinde benden, Ali Sami Yen Stadı’nda oynanacak GS-Ankaragücü maçının, federasyon temsilcisi olmam istendi.
Peki dedim……
Ama hemen ilave ettim….
Tutacağım rapor
sizleri mutsuz edebilir!
Olsun dediler.
O sıralarda, stat müdürü hastamdı…
Maç günü, stadın kapısındaydım.
Federasyon temsilcisinin geldiği, müdüre bildirildi.
Müdürün odasına alındım.
Büyük bir nezaketle karşıladı beni…..
İkramda bulunmak istedi.
Teşekkür ettim.
Önce stadı gezmek istiyorum, dedim……..
Yanıma iki kişi verdi.
Başladım stadı gezmeye..
Beni dedim, önce tuvaletlere götürün..
Bir iki ay sonra, Avrupa Kupası maçı oynanacaktı bu statta……..
Tuvaletler, bir felaketti…
Her taraf, leş gibi kokuyordu….
Şimdi beni, hakemlerin soyunma odalarına götürün dedim.
Maçın hakemi, Sadık Deda idi.
Beni, hakem kurslarından tanıyordu.
Hakem bey, ihtiyaç duyduğunuz bir şeyler var mı?
Yok, her şey tamam dedi.
Peki bir bakayım ben dedim…..
Elbiselerini koyacak bir dolap bile, yoktu….
Üst başlarını, çengellere asmışlardı..
Banyoya girdim.
Lavabo kırıktı.
Musluk ise, pas içindeydi.
Seramikler paramparça, havluluklar bomboştu.
Duşa kabin ise, rezalet.
Hayret ki hayret…….
Hakemlerin, gıkı bile çıkmıyordu.
Şimdi, misafir takımın soyunma odasına gidelim dedim.
Ankaragücü antrenörü, şaşırmıştı beni görünce…
İlk defa bir temsilci görüyorum
dedi, burada…
Sordum.
Bir şikâyetiniz var mı?
Var dedi, hemen..
Gördüğünüz gibi oda berbat.
Bu bir….
İdarecilerimizi VIP’ye almıyorlar…
Bu iki….
En fenası, bizim oyuncuların sahada ısınmalarına izin vermiyorlar.
Bu da üç……
Hemen müdüre gittim.
İdareciler, VIP’ye alındılar….
Futbolculara, saha izni çıktı.
Soyunma odasına hemen bir şeyler yapmak, tabi ki imkânsızdı.
Sıra Galatasaray takımının soyunma odasına gelmişti.
İçeri girdim.
Antrenör Denizli, oralı bile olmamıştı.
Elinde bir şeyler vardı.
Onlara konsantre olmuştu.
Neymiş elindekiler?
Stada kaç kişi kaçak girmişmiş?
Ona ait tutulan notlarmış…….
Dayanamadım!
Beyefendi….
Kıymetli vaktinizden kısa bir süre de, federasyon temsilcisine ayıramaz mısınız acaba?
Denizli, nihayet döndü bana…….
Buyurun dedi.
Statla ilgili, federasyona iletilecek bir şikâyetiniz var mı?
Yok dedi….
Belli ki, onun statla ilgisi falan yoktu…
Arkamı döndüm ve dışarı çıktım.
Sıra, tedavi odasına gelmişti.
Beni oraya götürün, dedim.
2.5- metre eninde, 3-4 metre uzunluğunda bir yerdi tedavi odası.
Oda, ortasından bir merdivenle ikiye ayrılmıştı…..
Yer, kaba betondan yapılmıştı.
Kapının hemen sol tarafındaki duvarda, 1 metre yüksekliğinde camlı bir ilaç dolabı vardı….
Ama camı paramparçaydı….
İçinde ilaç falan yoktu…..
Kırık camdan içeriye, pis bir battaniye tıkılmıştı…….
Peki ya sağlık personeli nerede idi?
Basamağın altında oturmuş
tavla oynayan iki kişiyi gösterdiler.
Onlarmış……
İçeri birileri girmiş kimin umurunda…….
Oynamaya devam ediyorlardı….
Yanımdakiler, seslenmek zorunda kaldılar…
Federasyon temsilcisini getirdik…
Kendisi doktor.
Bunun üzerine tavlayı kapatıp,
ayağa fırladılar.
Söyleyin bakalım dedim….
Oksijen tüpünüz nerede?
Yok dediler….
Ya EKG!
Oda yok.
Tentürdiyot. yok.
Yok, yok, yok da yok……
Doktoru çağırın dedim.
geldi….
Onunda, söyleyecek hiçbir şeyi yoktu.
Peki dedim…..
Ne işiniz var sizin burada…….
Doğal olarak sesleri çıkamadı.
Göstermelik oldukları belliydi……
Yukarı çıktık.
Tribünlerden sahaya baktım.
Karşıda bir ambulans duruyordu.
Götürün beni oraya dedim.
Başladık yürümeye…….
Yaklaşıyorduk…
Ambulans 20-30 metre kadar kalmıştı……
Kokular gelmeye başladı.
Koku, ambulansa yaklaştıkça artıyordu…
Kızarmış yumurta kokusuydu bu…..
Açın ambulansın kapısını dedim.
Açtılar.
Ne gördük dersiniz?
Ortada bir aygaz tüpü.
Üstünde de bir tava.
Karşılıklı oturmuş iki kişi….
Sucuklu yumurta pişiriyorlar.
Bizi içeriye buyur ettiler.
Gelin bize katılın……..
Yanımdakiler girdiler araya….
Federasyon temsilcisi olduğumu söylediler gene…….
Adamlar Dışarı fırladı.
Birine sordum!
Sen kimsin?
Ben, ambulansın şoförüyüm.
Ya sen kimsin.
Ben statta çalışanlardan biriyim.
Şoföre döndüm?
Sen ne iş yapıyorsun?
Be sadece araba sürerim.
Peki, içerdekinin yanında kimse olmaz mı?
Hayır…..
Peki, yaralı ya da hasta nereye yatırılır?
Getirildiği sedyeye…..
Sedye ile getirilmezse ne olur?
Yere çömeltilir.
Oksijen tüpü nerede?
Yok..
Hastanın intübe edilmesi gerekirse, ne olacak?
Nedir o?
Bilmiyorum……
Ama, sahanda yumurta kızartmasını, çok iyi biliyorsun.
Haklısınız ama ben ne yapabilirim ki?
Adam haklı.
Kabahat olup bitenleri görmezlikten gelenlerde……..
Her şeyi, aynen rapora yazdım.
Federasyon, Galatasaray kulübüne bildirdiğini söyledi.
Ama hiçbir şey yapılmadı.
Ne zamana kadar?
UEFA’dan bir heyet gelip, benim söylediklerimi tekrarlayana kadar……..
Yapın….
Yoksa maç, bu statta oynanmaz.

www.haberhurriyeti.com / MEHMET FUAT ABUT

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri