TARİHİN ELİNDE OYUNCAK OLDUK

Timuçin, Temuçin, Temurçin de deniyor. Doğrusu Timurçin. Öz Türkçe timurçin’in anlamı sivri demir.

11 Ekim 2018 Perşembe, 14:15

“Sezonun son oyununu da bitirdik. Kutlayalım kendimizi. Yeni sezona yeni oyunla çıkalım.

Şaşırtalım izleyicilerimizi her sahnede. Her sahnede ‘yanlışmış demek bilinen” desinler.”.

“Yönetmenim öyle oyun vardı da sen mi yönetmedin, biz mi oynamadık? Nasıl olur bu?”.

“Olur Berkin” dedi yönetmen; “O nedenle çağırdım son oyuna Müge’yi. Tarihçi. Anlat Müge”.

“Sözgelimi Marco Polo. Venedikli İtalyan diye biliniyor. Tüccar babasını 1271’de Papa 9. Gregorius görevlendirmiş. Kubilay Han’a bir mektup versin diye. O da gitmiş Çin’e. 24 yıl sonra dönmüş. Savaş varmış Cenevizliler’le. Düşmüş esir. Yazdırmış başından geçenleri hücre arkadaşı Rusticheollo do Pisa’ya. Belgeselleştirmek istemiş National Geographic. Ne var ki Marco Polo yalanmış. Rusticheollo do Pisa uydurmuş meğerse. Birleştirmiş hapisteki tüccarların anlattıklarını. Ayrıca yokmuş eski Çin devlet belgelerinde Marco Polo diye birisi.”.

“Esniyordum. Uykum açıldı!” diyerek şaşkınlığını belirtti Taşkın.

Gülümsedi Müge; “Engizisyon. Engizisyon soruşturma demek. Ortaçağ engizisyonu 1231’de

Papa 9. Gregory tarafından kuruldu. 1252’de Papa 4. Innocent işkenceylesorgulama hakkını meşru ilan etti. En büyük suçlar din dışılık, simyacılık, büyücülük ve cadılıktı. İtiraflar işkence altında alınırdı. Sahte suçlamalar yoluyla Katolik kilisesinin siyasi ya da kişisel düşmanlarını yok etmekiçin de kullanıldı. Asıl amaç zenginlerin malına mülküne el koymaktı.Hem öyleki! Suçlanırdı önce ölü. Çıkartılırdı mezardan cesedi. Yakılırdı. Mallarına mülklerine el konurdu”.

“İyi ki 1808’de Napolyon mahkemeleri kaldırmış 500 yıllık şiddeti. ” dedi Olcay.

“Öyleyse Napolyon’la sürdüreyim.” dedi Müge; “Napolyon denince akla ilk gelen deliler. Oysa bilmez dünyanın çoğu Paris’in bugünkü yerleşim planını Napolyon’un çizdiğini veya yaptığı yasaların hâlâ uygulandığını. Hiyeroglif yazısının çözülmesine 1798’de yaptığı Mısır seferiyle ortam sağladığını. Asker mühendis Buşard’un Rosetta taşını keşfettiğini. Waterloo ile anılır. Birleşir Napolyon’a karşı İngiltere, Prusya ve İsveç. Ordularının başında Wellington dükü Arthur Wellesley, Prusyalı General Von Blucher ve İsveç’ten Bernadette atanmıştı. Napolyon hücumda ustaydı. Wellington dükü Arthur Wellesley’se savunmada usta. Komuta ona verildi.  SavaşıWellington dükü Arthur Wellesley’in kazandı sanılır. Yenmedi aslında Napolyon’u.”.

Şaşırmıştı Dilek. Sordu; “Kazanmadıysa Wellington dükü, yenmediyse Napolyon’’u… Kim?”.

“Napolyon topçu subayı. Dönemin en iyi toplarının da mühendisi. O toplar hem güçlü hem de daha uzağa atıyordu. O dönemde topları iyi kullanan Napolyon kazanırdı piyade savaşlarını. Toplar ise  tekerlekliydi. Teperdi geri her atışta. Sonra ilk bulunduğu yere getirilirdi. Sonra da  daha ileri itilirdi. Ve ateş. Düşman çekilmeye zorlanırdı. Sırada piyadenin süvarili hücumu.”.

Sordu yönetmen; “Topların yerini uçak aldı denilebilir mi?”.

“Yerine göre denilebilir. Waterloo Savaşı ne zaman oldu? 16-18 Haziran 1815’te. Hava sıcak olmalıydı. Toprak da yani zemin de kupkuru. Ancak 16 Haziran sabahı güçlü yağmur toprağı balçığa dönüştürmüştü. Toplar ilk ateşle geri geliyordu. Ama tekerleklerini çıkaramıyorlardı o  çamurdan. Götürülemiyordu ilk ateş noktasına bile. Taktikler denedi buna rağmen Napolyon. Yararsızdı. Geçmişti ateş üstünlüğü İngilizler’e. Yenilmişti Napolyon Bonapart bir yağmura.”.

“Hadi yaaa!” derken elini masaya vurdu Esin; “Güneş tutulması Kadeş’te barıştırmıştı oysa.”.

“Tarihteki ilk yazılı barış antlaşması olarak bilinir. Mısırlılar ve Hititliler arasında ama doğru mu? Böyle varsayılır. Varsayılır diyorum. Olduğu söylenilen güneş tutulması da tartışılıyor. Kadeş Savaşı ile ilgili boşluklar var. İki türlü dolduruluyor boşluklar. Kadeş’te ‘II.Ramses kazandı’ diyenlerle ‘Hayır Hititler kazandı” diyenler. Savaşın nedeninde birleşiyorlar. ‘Kuzey Suriye’de ikisinin de ekonomik çıkarı’. Bazı tarihçiler güneş tutulmasına değinir. ‘Tanrıları kızdıran taraflar savaşı bıraktı’ derler. Bazılarıysa iki orduyu karşılaştırıyor. ‘Çok üstünmüş askeri açıdan Mısırlılar’. Ve ‘Mısırlıların Hititler’i yenmesiolanaksızmış’ diye vurgulanıyor.”.

Kollarını açtı Olcay: “Hangisine inanılabilir? İkisi de anlamlı gibi.”.

“II. Ramses yenildi diyenlerin eli daha sağlam. Mısırlıların kılıçları bakırdandı. Hititliler’inse  demirden. Ama ortada antlaşma var. Sonuçta II. Ramses’in yenildiği anlaşıldı. Antlaşmanın eksik parçaları bulundu. Firavun’un yazdırdığı metinle bir yere kadar aynıydı. Ancak eksik parçalarda bu barış antlaşması değildi. II. Ramses belki de tarihteki en ağır yenilgiyi almıştı. Ramses Mısır’ın Tanrı – Kralı. Tanrı yenilir miydi? Oysa Ebu Simbel Tapınağı’na Ramses savaşı kazandığını yazdırmıştı. Yani yalancının mumu yatsıyı geçip 1550 yıl yanmış oldu.”.

Bastı kahkahayı Gökçe; “Nasıl bilirdi Ramses? O kadar yıl sonra bulacak birileri antlaşmayı.”.

Başıyla onayladı Müge; “Hiç olmazsa yaşarken kestaneyi çizdirmemiş oldu. Bu arada Marco

Polo gibi hiç yaşamamış olanlara örnek var bizden. Ulubatlı Hasan. Bizans’ın burçlarına ilk

bayrak diken. Osmanlı ve Bizans kaynaklarında yok. Bizanslı tarihçi Francis’in yapıtında yok.

Melissinosfetihten çok sonra Francis’in yapıtında uydurduklarına Ulubatlı Hasan’ı ekler.”.

“Eh yani! Tarihin elinde oyuncak mı olduk?” diye sordu Berkin.

“Berkin dur hele. Bitmedi daha Bizans. Hani şu gemilerin karadan yürütülmesi de palavra. Palavra Osmanlı donanmasının en büyük topuna denirdi. Gemilerin geçtiği denilen yer o

dönemde sık ağaçlıklı orman. Değil gemilerin geçmesi iki üç kişi yan yana zor yürürdü…”.

“Ne iştir?” diye sordu yönetmen; “Anlaşılan seçeceğiz aralarından. Konu çok bereketli!”.

“Şimdikiyse günümüzden. Duymuşsunuzdur. ‘Cengiz han Türk değil Moğol” deniyor. İlkönce şunu belirtmeliyim. Cengiz değil Çengiz. Çengiz öz Türkçe deniz demektir. Yani Deniz Kaan. Deniz han. Eski Çin devlet arşivlerinde kaynaklarında Türk olarak geçiyor. Kendisini hep Türk olarak tanıtıyor. Gelelim adına. Timuçin, Temuçin, Temurçin de deniyor. Doğrusu Timurçin. Öz Türkçe timurçin’in anlamı sivri demir. Demir ucu. Moğol ise Osmanlı gibi siyasi deyiş. Yani Timurçin Türk boylarını Moğol adı altında toplar. Dinleyin şu da önemli. Cha–Hong Çin elçisi.

1221’de Çengiz Han’a gönderilir. Döner Çin’e. Rapora “Çengiz Şato Türkler’indendir” yazar.”.

Taşkın kahveler getirilince; “İçki değil ama kaldıralım şerefe fincanları” diyecek oldu.

Sordu Müge; “Nedir şerefe? Şerefe ‘masada konuşulanlar masada kalacak” demek. Şunu da belirtemeden geçmeyeyim. Denir ki ‘Türk tarihi 19 bin yıl öncesine dayanıyor, diyen bilgisiz.

Sümerler 6 bin yıl öncesi bir toplulukken…’ sözleri gülümsetiyor… Sümer devletti. Sümer ve öncekiler toplulukmuş. Örgütlenme değilmiş. Topluluk olarak yaşamak nedir? 2,5 milyon yıl insanlar avcı-toplayıcı idi. Bir geçim,yaşam biçimi. Bu nedir? Örgütlenme. Hele 170 bin yıllık Denisovalılar’ın Türkler’in atası olduğunu anımsatmak,bunlarla dalga geçmek gibi olur.”.

Kaldırdı elini Olcay söz istedi; “Aklıma geldi de. Her sahnede bir anlatıcı olsun. Diyelim ki Ramses… Diyelim ki Ulubatlı Hasan…Şaşırtacağız ya izleyicileri. Napolyon olayım ben de.”.

Baktı dikkatlice yönetmen; “Oyun bitti. Ayrılmadın hiç yanımızdan. Bu arada ne içtin Olcay?”.

“Ne yani! Olamaz mı Dişi Napolyon? Ne diyeyim? Kurtulamadık cinsiyet ayrımcılığından!”.

www.haberhurriyeti.com / MURAT TEPEBAŞILI

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO