Son Dakika
15 Ekim 2018 Pazartesi

31 Temmuz 2018 Salı, 15:39
Sedat Kaya
Sedat Kaya [email protected] Tüm Yazılar

TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞAN DATÇALI’NIN HİKAYESİ

Bilgisayar ekranımda bir resim.

Bir çizim.
Yer Knidos.
Tarih 1859.
Bir Roma mezarının üzerinde üç adam oturuyor.
En önde siyah ceketli, sakallı olan İngiliz arkeolog Sir Charles Thomas Newton.
Diğer ikisi de büyük olasılıkla onun ekibinde çalışan Birleşik Krallık Donanması‘na bağlı askerler.
Birazdan bu mezarı kazıp askeri gemiye yükleyecekler.
Anadolu‘nun eserlerini Londra’ya götürecekler.
Gidenler sadece mermer lahitler, sütunlar değil.
Bu toprağın öyküleri, hikayeleri, yaşanmışlıkları.
Üstteki bu resim o kadar çok şey anlatıyor ki, aslında.
*.  *.  * 
Tarih MÖ 44‘tü.
Günlerden 15 Mart.
Roma Senatosu önemli günlerden birine tanık oluyordu.
Birazdan İmparator Sezar salona girecek ve o heybetli konuşmasını yapacaktı.
Sezar’ın gireceği kapının önü tıklım tıklımdı.
Bir adam imparatora yaklaşmak için yoğun çaba içindeydi.
Elinde küçük bir kağıda yazdığı notu iletmeye çalışıyordu.
Uzun uğraşlardan sonra, itiş kakışla Sezar‘ın yanına yaklaşmayı başardı.
Notu verdi ve kucağına fısıldadı.
”Mutlaka okuyun” 
Sezar kağıdı aldı, okumadan cebine koydu ve salona girdi.
Girer girmez cumhuriyetçi senatörlerin saldırısına uğradı.
Arka arkaya bıçak darbeleriyle yere yığıldı.

Öldürücü darbe üvey evladı Brütüs‘ten gelmişti.
“Et tu Brütüs!” dedi Sezar.
“Sen de mi Brütüs!”
O an son nefesini verdi.
Oysa, kapıda kendisine iletilen o küçük kağıt parçasındaki notu okusa, belki de tarihin akışı değişecekti.
Çünkü o notta şöyle yazıyordu.
“İmparatorum dikkatli olun, sizi öldürecekler!”
Sezar‘ı uyaran kişi Artemidoros’tu.
Kimdi bu Artemidoros?
Nereliydi?
*.  *.   *
Aradan 2 bin yıla yakın zaman geçti.
Yıl 1859‘du.
Aylardan yine Mart.
Osmanlı’nın izniyle Knidos‘u soymaya gelen İngiliz arkeolog Charles Newton ve ekibi antik kentte keşif yapıyordu.
Onbaşı Spackman deve boynunda çalıların arasında dolaşırken, ayağı toprağa gömülmüş mermerden bir kadın heykeline takıldı.
Hemen Newton‘a haber verdiler.
İngilizler heykelin bulunduğu yeri kazmaya başladı.
Toprağın altından çıkan bir Roma aile mezarıydı.
Görkemli bir anıt mezardı.
Üç lahit vardı.
O lahitlerden biri kime aitti biliyor musunuz?
Sezar‘ı suikasttan önce uyarmaya çalışan Artemidoros‘a.
Artemidoros Knidosluydu.
Tarihin akışını değiştirmeye çalışan adam Datça topraklarında doğup, büyümüştü.
Charles Newton tüm mezarı, içindekileri ve yazıtları alarak İngiltere’ye götürdü.
Yazıtların birinde şöyle yazıyordu.
İmparator Sezar’ı MÖ 15 Mart 44’te Roma Senatosu’na girmemesi için uyarmaya çalışan Knidoslu Artemidoros onurlandırılmıştır.”
Newton mezarda bulduğu herşeye el koydu, Knidos’a  sadece temel taşlarını bıraktı.
Artemidoros‘un mezarından çıkanlar bugün British Museum‘da sergileniyor.

Artemidoros Knidos‘un en ünlü ailelerindendi.
Sayılan, sevilen biriydi.
Roma ile ilişkileri çok iyiydi.
Sezar’a suikastı önleyememesine rağmen ödüllendirildi.
Roma Senatosu Artemidoros nedeniyle Knidos‘a “Özgür Kent” ünvanı verdi, vergi affı dahil büyük ayrıcalıklar tanıdı.
Bu ayrıcalıklar nedeniyle Knidos en parlak birini yaşadı.
Artemidoros yıllarca Shakespeare dahil bir çok ünlü yazara konu olmuştu.
Sezar’a suikastı konu alan her romanda, tiyatro oyununda önemli bir figür oldu.

Gelişmiş ülkeler kültür turizmininden milyar dolarlar kazanıyor.
Doğal ve tarihsel kültür varlıklarıyla milyonları ülkelerine çekiyorlar.
Peki biz ne yapıyoruz?
Örneğin Knidos.
Artemidoros’un hikayesi.
Aristokleidas’ın iyilik meleği kızı Lykaithion’un mezarı.
Korint Tapınağı.
Boulakrates Çeşmesi.
Ne haldeler!
Her ne kadar çıkan eserler British Museum’da olsa bile bu mezarın ve Knidos’un genelinin öyle taş yığını halinde durması doğal mı?
En azından bir maketi yapılarak, öyküsü gelen turistlere anlatılamaz mı?
Bu konuda bizim arkeologlarımızdan görüş alınamaz mı?
Onlarla birlikte projeler üretilemez mi?
Mesela Knidos’ta yıllarca kazı çalışması yapan Ertekin Doksanaltı hocadan, Burgaz’ı en iyi bilen isimlerden Numan Tuna hocadan.
Ve de diğerlerinden.
Elimizdeki değerlerle, tarihsel kültür varlıklarımızı dünyaya tanıtamamaz mıyız?
*.  *.  *
Osmanlı 1874’te Asar-ı Atika Nizamnamesi ile ülke topraklarında bulunan tarihi eserlerin yurtdışına çıkarılmasına izin vermişti.
Dönemin önemli aydını Osman Hamdi Bey’in uğraşları sonunda 1884’te kazılarda çıkan eserlerin devlete ait olduğu yasallaşmıştı.
Peki sonra ne oldu?
Kdinos gibi çok yer taş yığını halinde kaderine terkedildi.
Güney Ege Kalkınma Ajansı GEKA, bu konuda önemli işler yapıyor ama maasef yeterli olamıyor.
Knidos’a altın dönemlerini yaşatan Artemidoros bugün kentinin ve mezarının halini görme ne derdi acaba?
www.haberhurriyeti.com / SEDAT KAYA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO