Son Dakika
19 Kasım 2019 Salı
”

Taraf tutuyorum…Sağ? Sol? Siyah? Beyaz?

Taraf tutmalı mıyım? Tutmazsam ayakta kalamaz mıyım? Renk seçmeli miyim? Takım tutmalı mıyım? Ama tutmayınca şahsiyetimle ilgili değişik yorumlar alıyorum…

29 Mart 2014 Cumartesi, 19:08
Taraf tutuyorum…Sağ? Sol? Siyah? Beyaz?

Tabii ki hayır.. Çünkü ben Toplumun tarafını tutan bir TÜRK VATANDAŞIYIM… Taraf tutmalı mıyım? Tutmazsam ayakta kalamaz mıyım? Renk seçmeli miyim? Takım tutmalı mıyım? Ama tutmayınca şahsiyetimle ilgili değişik yorumlar alıyorum…

Görüldüğü üzere toplum büyük baskı altında. Bunun nedeni nedir diye eminim hiçbiriniz sormayacaksınız. Çünkü tek nedene bağlı olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu nedenler değil sizinle paylaşmak istediğim….

Bugün amacım öncelikle sizlerin sakin bir şekilde, derin nefes alıp parasempatik dediğimiz sinir sistemini aktive ederek gerginlik ve stresten uzak bir şekilde bu yazıyı okumanızdır…
Aile kurmak isteyenlere her zaman annelik babalık nedir bilir misiniz demek gelirdi içimden. Doğurmak veya çocuğa sahip olmak değil önemli olan çocuğu hayata hazırlamak. Bunun içinde ebeveynelerin belli aşamalardan geçip anne baba olma hakkına sahip olmalarını sağlamak en doğrusu. Belki de bir sertifika almalı ebeveynler. “Anne – Baba olmasında sakınca görülmemiştir” şeklinde bir sertifika için belki de bakanlarımızın bir çalışma yapması gerekmektedir.
Peki bu sertifika neden Siyasetçiler ve Siyaset yapmak isteyenler için de verilmesin?
Aslında olması gereken, toplumu yıllardır ekran önünde kötü etkileyen Siyasilerin belli aşamalardan geçtikten sonra ‘Siyaset yapabilir – Parti Lideri olabilir – Topluma ekranda fikirlerinden bahsedebilir’ başlıklarını içeren sertifikaların verilmesidir. Çünkü Siyasetçiler toplumun ruh sağlığını bozdu ve bozmaya devam etmektedir. Birbirine saldıranlar, ne dediğini bilmeyenler ekranlarda olduğu sürece halkın psikolojisi bozulmaya devam edecek. Bu neden dolayı ben taraf tutuyorum ve TOPLUMU TUTUYORUM…

Siyaset içerisinde yer alan birçok başarılı politikacımızın yanı sıra; halkımızın ruh sağlığını bozan politik isimler de yer almaktadır. Bu bireyler; beklentilerinin gerçekleşmemesinden dolayı oluşan tepkilerinin sonucunda ÖFKE sahibi olup; bu öfkeyi kontrol altında tutma yetisinden mahrum olduklarından dolayı bu duygularını kendilerini destekleyen taraflara veya ekran önünde kendilerini izleyen bireylere yansıtmakta sakınca görmezler.
Öfkesine yenik düşen siyasetçilerimiz bu duygularını kontrol altına nasıl almalı derseniz eğer cevabı çok basit…
Sorun yaşadıkları kişilerle iletişime geçmeliler…
Empati kurmayı öğrenmeliler…
Topluma duygularını yansıtmadan toplumun ruh sağlığını bozmadan siyaset nasıl yapılır bunun eğitimini almalılar…
En önemlisi kendilerini toplumun yerine koyup toplumun çıkarını önde tutup kendi çıkarlarından feragat etmeliler…
Evrensel enerjiyi alıp, kendi sevgi enerjileriyle yoğurup bunu topluma vermeliler. Yani BİOENERJİ…Enerjinin tepe noktası AŞK ve SEVGİ’dir… Mevlana’nın sözlerini topluma okumakla değil bunu kendi benliklerinde yaşatmak esas görevleri olmalı…
Melisa yaprağı, papatya ve yasemin çayları ana içecekleri olmalı ki öncelikle kendi psikolojileri sağlam olsun…

Peki ya toplum ne yapmalı diyorsanız cevabı yine çok basit…
Toplumun ne anlama geldiğini unutmadan, çevrelerindeki bireylere saygı duyup, herkesin özgür fikri olabilir düşüncesini benimseyip, TÜRK VATANDAŞI kimliğini bozmadan, CUMHURİYETİ unutmadan, kavgayı hayatından çıkartıp, öfkelendiğinde bitki çayını içip saldırganlıktan uzak kalıp, bugünlere gelmesinde ALLAH’ın ona hediye ettiği bedene zarar vermeden, ATATÜRK’ü unutmadan, sahip olduğu ruh sağlığının en değerli varlığı olduğunu hergün hatırlayıp şükrederek yaşamak, ben dahil toplumumuzdaki tüm bireylerin yapması gerekenlerdir.

SEVGİLİ TOPLUM;
Bireyler arasında ‘sevenler ve sevmeyenler’ gibi bölünmeler oluştu. Orduya sempatik bakanlara ‘darbeci’ yakıştırmasının yapılması ya da orduyu sevmeyenlere ‘irticacı’ denmesi tehlikeli bölünmelerin işaretidir. Etnik bölünmeden de tehlikeli olan budur. Çünkü bu tür bölünmeler toplumun bilinçaltı ile ilgili olduğu için daha çok tehlikelidirler.
Bireyler ortak değerleri olmasına rağmen, benim gibi düşünmeyen benden değildir, düşmanımdır diye düşünerek daha fazla ayrışmaya neden oluyor. Esas tehlike ve ruh sağlığını bozanda budur.
Bedenimizin en değerli hazinemiz olduğunu unutmadan, psikolojimizi kötü yönde etkileyecek her türlü kıvılcımdan uzak durmak hepimizin görevidir.

www.haberhurriyeti.com / Dr. ELİF MİRZA

İyi veya kötü insan diye bir şey yoktur. İnsanlar iyi veya kötü olmayı düşünceleriyle belirlerler. William Shakespeare

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz