SÜPERMEN DEĞİL, EKİP GEREK

”Tek tek projeler saymaya gerek yok. Aday olursak onu da yaparız. Ama öncelik şunlar olacak. Belediye, tören ve festival dışında da hissedilecek.”

08 Aralık 2018 Cumartesi, 14:01
''Tek tek projeler saymaya gerek yok. Aday olursak onu da yaparız. Ama öncelik şunlar olacak. Belediye, tören ve festival dışında da hissedilecek.''

Çeşme’nin ezberi bozuldu.  Yerel Yönetim ile Siyaset konularında Türkiye’nin sayılı Bilim İnsanı arasında bulunan Doç. Dr. Engin Önen’in Çeşme Belediye Başkanlığı için Aday Adayı olma kararı verdi.

Önen,  CHP Genel Merkezi uygun görür ise bu partinin Adayı olarak sandığa ulaşma arzusunda.  ‘Ankara’da ağam ya da beni kollayacak bir ağabeyim yok. Hem alaylı hem mektepli olma öz güvenime, doğma büyüme Çeşmeli olmam ve eş-dost-tanış ötesinde kendimi çok baskı altında hissetmeme yol açacak derecedeki beklentiler eklendi.   Gururlandırıcı idi ve çok zorlanıyordum. Bu işin o kadar iyi niyetle çözülecek bir şey olmadığını bilecek kadar bilgim ve tecrübem var. Adaylık kararındaki tereddütlerimin; Kibirli bir insan görüntüsü vermeye başladığım duygusuna kapıldım’’ diyerek yola çıktı. Adaylığını sağlayacak kulisler için CHP Genel Merkezi’ne adım dahi atmamış olma gibi bir sıra dışılığa sahip. ‘İflah olmaz bir CHP tutkunu’ olarak bilinmesine rağmen. Bu işin bilimini yapan olarak, akademik etiğe ve kendisine duyduğu saygının gereği olarak görüyor bu duruşu.

HABERHÜRRİYETİ sordu, Doç Dr. Engin Önen şöyle cevapladı;

HH:  Neden bu kadar geç oldu? Aylardır sizin adaylığınız konuşuluyordu Çeşme’de ama siz bir türlü adım atmadınız.

Engin ÖNEN:  Çünkü çok kararsız kaldım. Bunun bir sürü nedeni var. Birincisi ben profesyonel siyasetçi değilim. Hayatım bu değil. Makam hırsım yok. Ama siyasete yabancı değilim. Tam tersine ben siyasetin hem ALAYLISI hem MEKTEPLİSİYİM. Bu işleri bilirim. Acemilikten değil ama samimiyetten geç başvuru yaptım.

Son güne kadar eşim ve oğlum dahil bir Allah’ın kuluna “adayım” ya da “aday olmayı düşünüyorum” demedim. İki nedenle kararsızdım. Birincisi aday belirleme yöntemi belli değildi. Benim Ankara’da ağam ya da beni koruyup, kollayacak ağabeyim yok. Şu ana kadar Ankara’ya gitmedim. Böyle olunca sizi kim aday yapar ki?

İkinci kararsızlık nedenim, Çeşmeli hemşerilerimle ilgiliydi. Ben özel bir çalışma yapmadım. Ama yine de beni tanıyanların bu yönde bir talebi var mıydı? Çünkü ben Çeşme’nin bir Süpermen’e değil, bir ekibe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Ekip var mı? Kurabilir miyiz?

HH: Neden son anda başvuru yaptınız?

Engin ÖNEN: Samimi bir açıklama yapacağım. Çok baskı altında hissettim kendimi. Özellikle bir aydır nereye gitsem; “hadi”, “bir şey duyduk çok sevindik”, “hayırlısı olsun” gibi sözler duydum. Sadece Germiyan olsa anlaşılır bir şey ama Ildırı, Ovacık, Alaçatı ve Çeşme’de çok fazla beklenti oluştu. Hiç söz etmediğim halde. Hatta bazen eşim “Engin ne oluyor? Sen neler yapıyorsun? Bu insanlar neden söz ediyor?” demeye başladı.

Bu beni hem zora sokuyor hem gururlandırıyordu. Çok zorlanıyordum. Bu işin o kadar iyi niyetle çözülecek bir şey olmadığını bilecek kadar bilgim ve tecrübem var. Ama bir noktadan sonra sanki sessiz kalarak, başvuru yapmayarak kibirli bir insan görüntüsü vermeye başladığım duygusuna kapıldım. Ya da hemşeri ve dostlarımı önemsemiyor bir duygu oluşuyordu. Bu aşamada başvuru yapmaya karar verdim.

HH: İlginç bir şekilde partiler üstü bir destek gözleniyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Engin ÖNEN: Bu çok hoş bir gözlem ve duygu. CHP’li hemşerimin bir kısmının diğer aday arkadaşlar etrafında kümelenmesi normaldir. Ama CHP’li dostların yanı sıra her partiden hemşerilerimin aleni olarak destek açıklamaları da bende hem baskı, hem mutluluk duygusu oluşturuyor. Bunun iki nedeni var. Birincisi Çeşme iyi yönetilmiyor. Bu konuda bir mutabakat var adeta. İkincisi bizim (ve arkadaşlarımın) samimi tavır ve eylemleridir sanırım.

HH: Hem alaylı, hem mektepli bir siyasetçi olarak hem de bir Çeşmeli olarak nasıl bir Çeşme hayal ediyorsunuz?

Engin ÖNEN: Ben yerel yönetim ve siyaset bilimi hocasıyım. Çeşmeliyim derken doğum yerimi kastetmiyorum sadece. Çeşme’yi seven ve yaşamaya çalışan biriyim. Çeşmeli olmak benim kimliğimin bir parçası. Son dönemlerde Çeşme’nin yaşadığı travmalar bende de benlik yaralanmasına yol açıyor. Koyu, köyü, dağı, denizi saldırı altında bir Çeşme beni çok üzüyor.

Çeşme çok özel bir yer ve çok özel yönetilmeli. Çeşme biz Çeşmelilerin hak etmediği kadar özel değerlere sahip. Bu değerleri koruyarak gelişmeli. Üzerine titremeliyiz. Tarihine, doğasına ve kültürüne küsmüş bir Çeşme olabilir mi? Sadece müteahit bakışı ile Çeşme’yi yönetmek doğru değil.

Çeşme, heyecan verici bir yer. Bunu bütün Çeşmelilerin hissetmesi için yapılacak çok şey var. Kültür merkezi ve kütüphanesi olmayan bir yer, şehir olabilir mi?

HH: Hocam bu görev size verilse nasıl bir ekip kurmak istersiniz? Ve Çeşme için önceliği neye verirsiniz?

Engin ÖNEN: Önce bu siyaset anlayışına son verecek bir uygulama ile başlamak lazım. Ağalık sistemi son bulacak. Tek adam sistemi son bulacak. Meclis çok etkili olacak. Muhtarla meclisi ve sivil toplum katılımı model haline getirilecek. Karar ve uygulamalardan herkes sorumlu olacak.

Çok taşra olduk. Bu beni çok üzüyor bir Çeşmeli olarak. Tarihe, kültüre, dünyaya kapalı bir siyaset kabul edilemez.

Tek tek projeler saymaya gerek yok. Aday olursak onu da yaparız. Ama öncelik şunlar olacak. Belediye, tören ve festival dışında da hissedilecek. İkincisi kamucu şehircilik uygulanacak, ortak kullanım alanları artırılacak. Üçüncüsü Çeşme’yi güzelleştirecek mimari ve sanatsal alanlar üretilecek. Ve tabii ki hizmet kalitesi ve kentsel yaşam kalitesini artıracak bir örgütlenme sağlanacak. İnanın Çeşme’nin buna çok ihtiyacı var.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO