Son Dakika
19 Ekim 2018 Cuma

29 Eylül 2013 Pazar, 10:12

Kulağınıza küpe olsun !

Her şeye rağmen
Sonbahar güzeldir ve…
‘ Kasımda Aşk Başkadır ‘
_____ & ______

Ayrılığın, hazanın, güzün ve hüzünün mevsimi olarak bilinen sonbaharda giden bir eylülün ardından…Tutunmuş da sevdasına şair.
Yazar durur kalemi, fîtratınca…
Eylüller hüzün kokar…
Hasreti de yanında taşır bir yere gidecekmiş edasında, eski bir bavul gibi.
Ekimlere bel bağlar göz ucunda biriken yaşlarını silerek.
Oysa Ekim;
Eylül ile Kasım arasında sıkışıp kalmıştır.
Nedense Ekimlerdeki aşklardan pek söz etmez şairler.
Sonbahar hasrettir… Vuslattan uzak.
Yaprak dökümüdür.
Kimi üstüne düşer toprağın, kimi altına.
Gönül eğlerken sarı hüzünle
Bir bakmışsın tükenmiş Eylül.
Kim gider kim kalır bilinmez.
Bunları sormak gerek şaire…
Sararan hüznünü üzerinde taşıdığın gibi, yaşlı bedeninde iki ayrı aşkı taşıyabilir miydin?
Eylül yeniden kucak açar mıydı sana?
Ekim, Eylüle tutkunluğunu bilse sever miydi seni ?
Saygı duyar mıydı bilseydi son baharda ne kadar zordu aşkı yaşamak ?
ve…
Bilseydi şair eğer;
Gizeminin sırrı öğrenildi…
Bu kadar apar topar döker miydi şiirlerini ortalığa ?
O kadar da saf değildi Eylüller…
Şair kırk baharın otunu yemişti ama…
Oyununun ve ruhunun med cezirlerini öğrenmek çok zor değildi.
Tanrının bir sürpriziydi belki gerçekleri öğrenmek.
Düşüncesizlikler, ikilemler arasında boğuşurken,
Eylül ile Kasım arası bir sevda olduğunu anlamak çok da zor değildi.
Şairin Eylül’de özlediği başkaydı, Kasım’da onu bekleyen başka.
O iki yüreğin arasına sıkışıp kalmış tek bir ruh olabilirdi ancak…
Eylül ile Kasım arasına sıkışmış ‘ Ekim ‘ misali.
Oturup da niye yazdım bunları derseniz?
Sonbaharın hüznüne kapıldım, hazanına yenik düştüm arkadaş !
Şiirlerin arasında dolaşırken ellerimdeki boşluk kalemime sarılıverdi.
Kimse üstüne alınmasın sadece şiirler arası bir yerlerde dolaşırken tanık olduğum ikilemlere dokunuverdim biraz.
Bakışlarımdaki ürkekliği, kafamdaki soru işaretlerini atıverdim bir kenara ve şiirlerdeki sonbahar aşklarını yargılamak geldi içimden.
Sadece dozunu ayarlayabilmek istedim sonbahar aşklarının.
Ya Eylül olmalıydı aşk…
Ya da Kasım.
Ekim gibi araya sıkışmamalıydı.
İçi acımamalıydı insanın…
Üstâd Turgut Uyar‘ın fısıldayarak yazan kalemindeki gibi…
Bir sonbahar şiiri…
Sizler için bir kez daha okudum.

ACIYOR

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun
Sevgim acıyor
Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
öteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün iş hanlarının tarihçesi
sevgim acıyor
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
” Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar ”
_____ & _____
Kulağınıza küpe olsun !
Her şeye rağmen
Sonbahar güzeldir ve…
‘ Kasımda Aşk Başkadır ‘ dostlar.
Kalın sağlıcakla.

www.haberhurriyeti.com / NUR SAYLAN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO