Son Dakika
12 Aralık 2018 Çarşamba

Selamsız Başkan

04 Haziran 2013 Salı, 10:18
Selamsız Başkan

Gezipark direnişi başlayalı beri ülkede tüm dengeler altüst oldu. Ne yaklaşan yerel seçimler ne halkın geçim kaygısıyla sürdürdüğü ekonomik kavga yerini başbakanın her geçen gün olayları daha da körükleyen söylemlerine bıraktı. Oysa bu yazının ana konusu yerel seçimlere pek az bir zaman kala, işbaşındaki belediye başkanlarını ele alıp seçmen algısını ortaya koyabilmekti.
Günümüzde yaşananları yorumlamayı tarihçilere ve sosyologlara bırakalım da gelelim şu selamsız başkan sorununa!
Yönetmen Nesli Çölgeçen’in unutulmaz filmi “Selamsız Bandosu”, halkımızın belediye başkanını eleştirirken kullandığı söylemle benzeşince “selamsız” sözcüğü de kendiliğinden yazının başlığına oturdu.
Ödemiş’te kesintisiz 36 yıldır oturmaktayım. Gerçi ara ara kent ve ülke dışında çalıştıysam da her seçim dönemi seçmenlik görevimi yerine getirdim. Özellikle yerel seçimleri kaçırmamaya çalıştım. 1977’de şahsen tanıştığım başkan rahmetli Tahir Çaylı CHP’liydi. Ancak 3 yıl görevde kalabildi. 12 Eylül askeri darbesi onu da birçoğu gibi görevden uzaklaştırdı. Onun ardından gelen başkanları da yakından tanımaya çalıştım, kimiyle aynı kurumda çalıştım, kimisi de çok yakın komşumdu. Ödemiş Belediyesi’nin 1881’den 1960’a olan dönemde görev yapan başkanları Halil Dural’ın “Ödemiş Tarihi” adlı yapıtından öğrendim. Önemli bir diğer yapıt da Doktor Mustafa Bengisu’nun yaşamını anlatan Kaya Bengisu’nun kaleminden çıkma “Goca Doktor” ki; bu kitap henüz yayımlanması gündemde değilken Ödemiş Efe Dergisinde bir yazıyla tanıtmış olmanın mutluluğunu rahmetli Kaya Bengisu’yla paylaşmıştım.
Belediye, doğumdan ölüme değin halka hizmetle yükümlü sosyal bir kuruluştur. Bu kuruluşun başındaki kişinin halk oyuyla seçilmesi de bu özelliğinden kaynaklanır. Böylesi önemli bir makama oturan kişinin niteliği kentte yaşayanların bilinç düzeyiyle yakından ilgilidir. Ödemiş, okur yazarı tavan yapmış, bağrından başbakan, bakan ve milletvekilleri de çıkarmış bir kent olarak özel bir yere sahiptir. Bir dönem, İzmir siyasetine yön verebilen aktörleri de bağrından çıkarmıştır.
Geçmiş dönemlerdeki başkanlar iyiniyetle bir şeyler yapmak istediler. Ancak kiminin vizyonu buna yetmedi. İkinci kez seçilmek istedilerse de halkımız yetkiyi onlara yeniden vermedi. İyiniyetlilik başarılı olmak için gerekli olsa da yeterli değildir. Bu durumdaki başkan eksikliğini halka şirin görünerek kapatmak ister. Bunun için gerekirse pemzarlı bir kadının görünmeyen elini zorla öper! Hem el öpmekle dudak aşınmaz ki! Sabahtan gece yarısına değin sokak sokak esnafı selamlar, hal hatır sorar, makamında onu zor bulursunuz. Belediye işleri nasıl olsa belediye bürokratlarınca yürütülmekte. Onların tek derdi halkla iyi iletişim içinde olmak; iş olmuş olmamış, 1956’da yapılmış garaj köy garajına dönmüş, şehir salonu sapır sapır dökülmüş, sebze hali hal olmaktan çıkmış, sosyal ve kültürel gerileme varmış ne önemi var!
İşin tuhafı şu; belediyeyle iş yapan kimi teknik adamlar da, Başkan Bekir Keskin’i yaptığı icraatlarla eleştireceği yerde, şunu rahatlıkla söylemekte: “Başkan yanımdan geçiyor, bakıp da bir selam vermiyor!”
Yahu, başkanı biz niye seçtik? Okumuşu bunu anlamıyor, peki, köylü, çiftçi nasıl anlasın?
Bir köylü de aynı dertten dem vurunca, pes dedik ve ona anlayacağı dilden şöyle yanıt verdik:
“Arkadaş, senin traktörün var mı? Var. Traktörün sabah seni görünce selam veriyor mu? Yok. Akşam, kahveye giderken traktörün önünden geçerken sana selam veriyor mu? Hayır. Çünkü o, senin iş makinen. Mazotunu katar, gazı da dehledin mi o, koca tarlayı sürer, eker biçer, harmanda yükünü ona yüklersin. Bak arkadaş! Belediye başkanı da senin traktör gibidir. Biz onu bu kente hizmet etsin diye seçtik. Nasıl traktörünün selamına gerek duymuyorsan onun da selamına ihtiyacın yok. Oysa onlardan selam bekleyeceğimize biz ona selam verelim, gaz verelim ki, daha çok hizmet üretsin.”
Benzer bir eleştiriyi Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer için de duyduğumda doğrusu hiç şaşırmadım. Orda da, “Başkanı ne zaman görsek kulağında cep telefonuyla konuşur gibi yapıp, bize selam vermiyor!” deniyormuş. Doğrusu güldüm, geçtim. Dedim ki, orada da bizdeki gibi selamsız ama günün 24 saatini iş üretmeye ayıran bir başkan var!
Eğri oturup doğru konuşalım: Sayın Bekir Keskin, bir başka yazımda da dile getirdiğim gibi, yakından görüp tanıdığım belediye başkanlarının en başarılısıdır. Hatta Doktor Mustafa Bengisu’dan sonra kente damgasını vuran ikinci başkandır.
Umarım, Ödemiş’in sağduyulu seçmenleri, kente böylesine özveriyle hizmet eden bir başkanı ikinci kez göreve getirir; böylece başlayan hizmetlerin daha ileri boyutlara ulaşmasını sağlar.

www.haberhurriyeti.com / ÖMER AKŞAHAN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO