Son Dakika
17 Kasım 2019 Pazar
”

Savurganlık Ekonomisi

Zaman zaman iş aleminin STK’ları savurganlık ekonomisi raporlarında ülkemizin uğradığı zararları milyar liralarla ifade ederler.

11 Şubat 2015 Çarşamba, 17:51

necatibahceci_haberhurriyeti

SAVURGANLIK EKONOMİSİ

Her işte aşırıya kaçmak israftır. Sahip olduğumuz imkanları kullanmada aşırıya kaçmak savurganlıktır. Benim gibi hemen herkes bu ve benzeri cümleleri kurarak israf etmemeli, savurgan olmamalıyız, der. Peki, israf ettiğimizi, savurgan olduğumuzu nasıl anlarız? O imkanları, nimetleri her zaman dilediğimiz gibi kullanacağımızı sanırız. Oysa, dara düştüğümüz noktada istemeden tasarruf etmeye başlarız. En basitinden, barış günlerinde soframızda ekmeği bolca bulup hoyratça çöpe attığımız ama, savaş gününde ninelerimizin mısır koçanını değirmende öğütüp un ederek ekmek niyetine sofraya koyduğunu anlattığında sanki hiç yaşanmayacak gibi sandığımız kıtlık günleri bizi de bulursa, aklımız başımıza o zaman gelir. Nitekim, savaşı yaşayan bir çok ülke insanı günümüzde yoklukla karşı karşıya..

Zaman zaman iş aleminin STK’ları savurganlık ekonomisi raporlarında ülkemizin uğradığı zararları milyar liralarla ifade ederler. Her ne kadar yakın tarihli bir rapora rastlamasam da, geçenlerde bir çok hükümet görmüş eski politikacılardan Abdülkadir Aksu şöyle demiş; Ancak biz devlet ve toplum olarak biran önce “savurgan/israf ekonomi modeli”nden “tasarrufa dayalı ekonomik model”e geçişi hızlandırmalıyız. Lüks tüketim alışkanlıklarımızdan ve yaşamımızın birçok alanında önüne geçemediğimiz israftan da kaçınmalıyız. İsraf ekonomisi ülke olarak bizim en büyük zaaflarımızdan biridir. Birey olarak kendi özel hayatımızda bu işe başlayıp devlet kurumlarının tümüne yönelik bu alışkanlığı kademe kademe yaygınlaştırmalıyız. Çünkü küresel bir dünya da ülke olarak artık sadece kendimizden sorumlu ve kapılarını dışa kapatmış bir süreci yaşamıyoruz. Nasıl ki bugün içerde vatandaşlarımıza karşı sorumluluğumuz varsa aynı zamanda dışarıdaki kardeşlerimize karşı da hem siyasi hem ahlaki hem de vicdanı bir sorumluluğumuz vardır.

İsraf ve savurganlığın dini boyutunu ehline bırakalım ama sanıyorum herkesin bildiği; -Nimetin kıymeti bilinmezse Allah bir gün elinizden alır.- sözünü de hatırlatmakta yarar var.

Elbette israfın/savurganlığın sebepleri vardır. En önemlisi neye göre ne kadar ihtiyaç olduğuna bakarak, karşı durmaktır. Pek en çok neyi israf ediyoruzdur? Tüm istatistikler ‘zaman israfı’ en başta diyor. Su, para, ekmek, sağlık vs. sıralamak mümkün. En rahat cevaplarımızdan biridir; Ne yapıyorsun? dendiğinde; vakit geçiriyorum yani zaman öldürüyorum, demek.

Toplumun ferdi olarak israflarını önleme çabalarına müeyyideler de katkı koymalıdır. Devlet olarak her ne kadar serbest piyasa ekonomisi desek de aşırı harcamalara kısıtlamalar getirilmelidir. Kampanyalar düzenlenmelidir. Örneğin, ekmeğin israfına yönelik kampanyalar sonucu 2013’den bu yana yılda 300 milyon liralık ekmek çöpe atılmaktan kurtarıldı. Yüzde 18’lik olumlu gelişmenin daha da artması lazım.

En çok da tasarrufu devlet sağlamalıdır. Bir başka yazının konusu olacak o kadar devlet israfı var ki; Tasarruf yapılsa, ne bütçe açığı kalır, ne de enflasyon.. Bu hükümeti, bu muhalefet yıkamaz ama, savurganlık ekonomisi bunu yapabilir.

www.haberhurriyeti.com / NECATİ BAHÇECİ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz