27 Aralık 2018 Perşembe, 14:32
Haberhurriyeti
Haberhurriyeti haberhurriyeti@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

SANTRAL MEMURLUĞUNDAN FİDAN İMPARATORLUĞU’NA

Hayata sıfırdan başlayıp zirveye çıkan ve hâlâ çalışmakta olan 75 yaşındaki Mehmet Emin Koçaroğlu’ndan gençlere öğütler:

  • Çok çalışın. Bir dakikanızı bile boşa geçirmeyin
  • Para sizi şımartmasın. Daima mütevâzi ve güler yüzlü olun
  • Doğruluktan, dürüstlükten hiç sapmayın
  • Hangi iş olursa olsun severek yapın
  • Önünüze çıkan fırsatları değerlendirmesini bilin
  • İhtiyacınız kadar harcayın, paranızı israf etmeyin
  • *****

Adı: Mehmet Emin Koçaroğlu

Ben ona, “Bay Azim” diyorum.

Bayındır’dan cepte bir kuruş para olmadan yola çıkılarak, yazılan başarı öyküsünün kahramanıdır Mehmet Emin Koçaroğlu.

Koçaroğlu çiçekçilik, Büşra Çiçekçilik ve Santral Botanik’in sahibi Mehmet Emin Koçaroğlu’nun genç yaşta babası ile arası açılır. Ergenlik döneminin cesaretiyle yola koyulur. Hedef İzmir’dir. Cepte para pul olmadığından İzmir’e gitmenin tek yolu yolları yürüyerek kat etmektir. Yürüye yürüye Ayrancılar’a kadar gider. Ayrancılar’da bir kamyoncu, “Nereye gidiyorsun” diye sorar. “İzmir’e” deyince, “böyle gidemezsin” der. “Sen gidiyorsun ya, kamyonun su kaynatıyor, durup su dolduruyorsun, bir sen beni geçiyorsun, bir ben seni geçiyorum. Kilometrelerdir birlikte aynı yoldayız” der. Kamyoncu bu hazırcevap gence kanı ısınır. “Gel kamyona” der. Birlikte yola koyulurlar.

İzmir’e gelirler, Kamyoncu, ” Burası İzmir’in merkezi” der ve Mehmet Emin Koçaroğlu’nu Bayramyeri’nde indirir.

CEPLERİ PARA DOLDU

Mehmet Emin Koçaroğlu, İş ve İşçi Bulma Kurumu’na müracaat eder. Bir otelde bellboy olarak işe başlar.( Giriş ve çıkışlarda müşterilerin bavullarını taşıyan eleman) Kalacak yer sorunu ve yemek problemi kökten çözülür. İki hafta sonra izin yapar. Cumhuriyet Meydanı’na gittiğinde bir bakar ki etraf mahşeri kalabalık. 30 Ağustos Bayramı’nın kutlandığı meydanda, “bu kalabalık ne zaman dağılır” diye sorunca, 2-3 saat daha kalabalığın dağılmayacağını öğrenir. Gidip bir testi ve birkaç bardak alır. Kalabalığa su satmaya başlar. Cepler kağıt ve metal parayla dolar ve otele dönüp saymaya başlar.

Şefleri şaşırır… Çok para kazanmıştır. Uçakların alçak uçuşunda millet korkudan yere yatınca, kimisi içtiği suyun parasını vermez, kimisi paranın üstünü almadan kaybolurmuş meğer.

ALTIN YALDIZLI KURAN

İlk girişimcilik ruhunu böylece kapar. Sonraları İngilizce öğrenmek için Türk Talebe Birliği’ne başvurur. Bir yılda İngilizceyi öğrenir. Ellili yıllarda İngilizce bilmek birçok kapıyı açan çok önemli bir anahtar gibidir. Emin Koçaroğlu adı kısa sürede otelcilik camiasında duyulur ve Gümüldür’deki Sultan Otel çağırır. Orada da çalışır ve iki Alman çift gelir otele. Tam bir ay kalırlar. Emin Koçaroğlu onlara kusursuz hizmet eder ve Türk misafirperverliğini gösterir. Onları, o zamanlar Çiğli Hava Meydanı’nda uğurlamaya gider. Orada veda ederlerken Alman Turistler bir paket verir. Havaalanı’ndakiler merak eder. Aç diye tutturur. Açıp bakınca içinden altın yaldızlı Kuran’ı Kerim çıkar. Haber o anda Havaalanı’nda olan Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altınkulaç’a ulaşır. Başkan Altınkuyaç, Emin Koçaroğlu’na olayı sorar.

O da anlatmaya başlar: “Bu turistler, Türkiye’ye gelmeden önce bu Kuran’ı Kerim’i almışlar. Bize kim güler yüz gösterirse, ona hediye edelim demişler. Benden de yakınlık görünce, bu Kuran’ı Kerim’i bana hediye ettiler.”

Başkan Tayyar Altınkulaç, gösterdiği misafirperverlik için Emin’i kutlar ve turist sayımızı işte böyle artırabiliriz” der, onu gideceği Zeytinlik semtine kadar götürür.

TEPECİK HASTANESİ SANTRAL MEMURLUĞU

Emin Koçaroğlu’nun hayatı Roman gibi aslında. Koçaroğlu daha sonraları Tepecik Hastanesi’nin Santralı’nda çalışmaya başlamış. 30 hatlı santralı bakıp tüm iletişimi sağlarken, anonsları da yapma görevi ona verilmiş. Sesinin tonlaması ve diksiyonun düzgünlüğü nedeniyle hastanede tanımayan kalmamış. Bir gün bakmış ki hastanede fotoğraf çeken yok. Gidip makina alıp, hastanede fotoğraf çekmeye de başlamış. Doktorların vesikalıklarını, ameliyatlardaki enteresan durumları çekmeye başlamış. Normalde yumruk kadar olan urların, 3-5 katı büyüklüğündekilere de rastlanırmış ve doktorlar kayıtlara geçip dosyaya konması için bunların fotoğraflarını isterlermiş. Mehmet Emin Koçaroğlu, çektiği pozların fotoğraflarını da evindeki agrandizörde basıp getirirmiş. Böylece çok para kazanmış. Ama bunlar Emin Koçaroğlu’na yetmiyormuş. Yoksulluktan kurtulmak için gece gündüz çalışır, tatil günleri de pazara gider, sebze satarmış. Oradan evinin mutfak ihtiyaçlarını karşılar, cebine de yardım ettiği pazarcı yevmiyesini koyarmış.

Bir gün hastanedeki arkadaşları sipariş vermeye başlamış, peynirdir, yağdır, taze köy tavuğu, yumurtası derken ve de aybaşı veresiyeli ürün sattığından, neredeyse tüm personel Emin Koçaroğlu’ndan alış-veriş yapmaya başlamış.

Emin Bey kazandıklarını biriktirip, bir otomobil bile almış. Onu da kiraya vermeye başlamış. İş o kadar büyümüş ki, ticari taksi bile alıp işletmiş.

PAZARDA ÇİÇEK SATTIM

Emin bey fakirliğin belini kırarken, tutumu da elinden bırakmamış. Bir gün bir arkadaşı Cam güzeli çiçeği hediye etmiş. O çam güzelinden tam 40 kök elde edip saksılara dikmiş. O saksıları da birer liradan satmış. Yani 40 lira kazanmış. Bu çiçekçilikte iyi para var demiş ve Seferihisar’a gidip karanfil almaya başlamış.

Bir gün bakmış kucaklar dolusu karanfil çöpe atılıyor. “Bunları niye atıyorsunuz” diye sormuş.

“Onlar mezata gidemediği için atılıyor” cevabını almış.

“Ben alabilir miyim” diye sorunca, “tabi istediğin kadar al” demişler.

3-5 kucak iyi karanfil alıp aralarını da mezata girmeyenleri koyup demet yapmışlar ve çocuklarıyla birlikte pazara çıkmışlar.

O gün de 14 Şubat Sevgililer Günü’ymüş.

Herkesin çiçekleri satılıyormuş ama Emin Koçaroğlu’nun çiçeklerini alan yokmuş.

Sonra bir bakmış, satılan çiçeklerin yanında yeşillikler var. Hemen Balçova eteklerine gidip arabanın arkasına ot, yeşillik ne varsa biçip getirmiş ve karanfilleri yeniden demet yapmaya başlamışlar. O da ne… Daha yeşillikleri koyarlarken vatandaşlar kapış kapış almaya başlamış.

Tam iki kova para toplamışlar….” Kağıt paraları ben aldım… Biriken bir kova bozuk parayı da çocuklara verdim diyor” Mehmet Emin Koçaroğlu.

ÇİÇEK SATICILIĞINDAN, BOTANİK BAHÇESİ’NE

İzmir’de çalışırken emekli olan ve bir süre Balçova Pazaryeri’nde çiçek satan Emin Koçaroğlu, daha sonra memleketi Bayındır’a dönüp, fidan yetiştiriciliğine başlamış. Limoni Selvi’de marka olunca müşterileri artmaya başlamış. Bir süre sonra herkes Limoni selvi yetiştirmeye başlayınca, gelen peyzajcılar başka bitkiler de sorunca, onlar da dış mekan bitkilerinde çeşitleri artırmışlar. Leylandi’den, Pitos’a, Gold Taflan’dan, Hümanist’e, Şamarot’a kadar onlarca türü birinci sınıf üretmeye, Peyzajcılar için Palmiye’den, Zeytine kadar birçok ağaç türlerini bulundurmaya başlamışlar.

DÜRÜST OLURSAN KAZANIRSIN

Büşra Çiçeklik, Santral Botanik, Koçaroğlu Fidancılık derken, 15 kişilik bir çalışan gurubuna, ekmek kapısı olmuş Emin Koçaroğlu’nun işletmeleri. Alın terimizle kazandığımızı hep işlerimize yatırdık, parayı harcamasını da bildik ama hiç israf etmedik diyen Emin Koçaroğlu, daha fazla insana aş-iş vermek için 75 yaşında işletmesinin başında alın terini akıtıyor. Dürüst çalışınca para kazanıldığını belirten Koçaroğlu, “Çocukluk hayalim körüklü çizme giyip, Mercedes Otomobile binmekti. Çok şükür İzmir’de çalışırken konumum itibariyle giyemediğim körüklü çizmeyi de giyiyorum, mercedes otomobile de biniyorum” diyor. Ve herkesi, dürüst olmaya, alın teriyle çalışmaya davet ediyor.

Yorum

  1. Sevinç Özküçük

    29 Aralık 2018 at 17:42

    Ne mutlu bize kendisi gibi pek çok lazım teşekkür ederim Rabbim uzun sağlıklı ömürler versin

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz