”

Sansüre gerek yok! Muhalefet zaten uyuyor

Ama ne yaparsınız ki geçmişin sansür izlerinin hemen hemen bütün metin anlayışı… Karşı geliş programları… Operasyonel hareketler… Tam şekliyle bugün de uygulanıyor… Basın bir kez daha büyük darbesini yiyor.

02 Eylül 2015 Çarşamba, 16:47

okkesagaoglu_haberhurriyeti

Medyaya yapılan son baskın olayları bizi çok gerilere götürdü. Çünkü
nasıl ki geçmişten günümüze gelen sansür bilgileri tüm detayıyla
anlatılıyorsa… Bugün de bu detaylar bir bir gözümüzün önünde devam
ediyor adeta… Geçmişteki sansürleri en ince ayrıntılarına kadar
anlatan belgesel programlar, sanki bugün devam etmiyormuş gibisinden
geçmişi kara bir leke olarak bizlere sunuyordu.
Ama ne yaparsınız ki geçmişin sansür izlerinin hemen hemen bütün metin
anlayışı… Karşı geliş programları… Operasyonel hareketler… Tam
şekliyle bugün de uygulanıyor… Basın bir kez daha büyük darbesini
yiyor.
Bu sefer kendi kendimize şöyle diyoruz:
– “İktidar(lar) basından neden bu kadar korkarlar?..”
Öyle değil mi?..
Tabii sorduğumuz sorunun cevabına çabucak ulaşıyor ve bu bilginin
halka inmesindeki depremsel kıyameti yaşamamak için engellendiğini
görüyoruz.
Nasıl ki bir dönem Osmanlı’da sansür uygulandıysa, bunun aynısını ve
hatta daha da kapamlısını bugün çok acı bir şekilde yaşamaktayız.
Geçmişte meydana gelen terör olaylarında başta hangi hükümet olursa
olsun yerden yere vurulurdu. Basın özgürlüğünü halkın yanında olmakta
görürdü ve öyle hareket ederdi. Hatta hükümetin bütün hatalarını tek
tek inceleyerek dizi yazılar halinde halka sunardı. Yayınlardı.
Ama bugün bakıyorsunuz, o çok methettiğimiz basın adeta uykuda. Hem bu
uyku öyle – böyle de değil. Tam manasıyla uyutulmuş gibi. İktidar ne
kadar hata yaparsa yapsın, haklı olan hep iktidar oluyor. Haksız olanı
da halk olarak sayfalarında sunmaya çalışıyor(lar).
Yine geçmişe bakacak olursak, II. Abdülhamit’in ağır baskı yöntemleri
hemen gözümüze çarpar. O tarihlerde (yani 1876-1908 tarihleri
arasında) basına öyle bir sıkı sansür uygulanır ki… Siz bırakın
gazete sayılarının azalmasını… Halkın fikirlerindeki zengin
düşünceleri yıkmak, yok etmek için oluşturulmak istenilen darbe
sonunda gerçekleştirilir.
Yani, basına sansür darbesi gelir.
Tabii tarihi belgesellerde 1908 tarihinden sonra tekrar basının
canlandığını… Medya adedinin ise yüzlerce olduğunu yazmakta. Ama
yine basına gıcık kapan, ondan hoşlaşmayan başka bir tarihi olaylar
canlanır. Yani basına asla rahat yoktur. Bu sefer de İttihat ve
Terakki’nin ağır baskısına maruz kalan basın, bu kez hem sansüre ve
hem de bölünmeye yüz tutar.
Çünkü devletleri ayakta tutmaya çalışan hükümetler her ne kadar yanlış
çalışarak bunun hesabını meclislerde vermeye kendilerini görevli
hissetseler bile… Günlük siyasetlerinin birikiminden doğan yeni
siyasi ortamın oluşturduğu değişik medyatik sansürler, yine halkın
haber alma özgürlüğüne darbe vurmaktadır.
O dönemde İstanbul’da çıkan gazetelerin bölünerek siyasi duruşlarını
belirli makamlardan yana koymaları iktidarlara olan bakışı ve
yanlılığı yansıtmaya yetiyordu. Örneğin İstanbul’da çıkan Peyam-ı
Sabah, Alemdar gazeteleri padişahı destekliyor… Fakat Akşam, Vakit,
Yeni Gün, İleri gazeteleri de Ankara’yı sırtlıyordu.
(Birazcık olsun arşivleri karıştıranlar, bu bilgileri rahatlıkla elde
edebilir… En geniş çerçevede değerlendirerek okuyabilir ve sonuca
ulaşabilirler.)
Bugün de bu böyle değil mi?..
Saraydan ve iktidardan yana olan gazeteler devletçi görünümüyle
aslında baskı altında ezilmekteyken… Muhalefetten yana olan
gazeteler de aslında halktan yana tavırlarını koydukları için
muhalefetin önünü görmesini sağlıyor.
Yine bugünün üst kademeleri ne yapıyor ki?..
Baskıcı düşünceyle muhalif gazeteleri susturarak siyasi duruşuna
canlılık kazandırmak isteyen bugünün yöneticileri, hiçbir zaman
kendilerine yönelik bir eleştiriyi dahi kabul etmiyorlar.
Ama yeri gelince de demokrasiden ve özgürlükten yana olduklarını
söyleyip duruyorlar. Fakat bunun böyle olmadığını kendileri de iyi
bilmektedir. Ama ne yaparsınız ki seçim ayağı altında ükenin
geleceğinin çok riskli döneme girdiğini de görmekteler.

ÜLKEDE SEÇİMİN KARŞILIĞI İKTİDAR OLMAK
AMA GELİN GÖRÜN Kİ BİZDE BUNUN
ADI İKTİDAR DEĞİL, OSMANLILIK OLUYOR!..

Osmanlı devrinde de basına sansür uygulandığında tıpkı bugün de olduğu
gibi, halkın feryadı ve sultanlardan istedikleri mutlaka olmuştur.
Tabii bu istekler özgürlükten öteye gitmeyen isteklerdir.
Bu isteklerin tek adresi vardı: Özgürlük.
Bugün de bu özgürlüğü yakalayabilmek için halk çok açık ve net bir
şekilde muhalefetten bazı isteklerde bulunmuştur. Bu istek baskıya
boyun eğmeyen basına siyasi destek olarak yanlarında olmaları
isteğidir.
Hele ki 1 Kasım tarihinde erken seçim takviminin yaklaşması ve halkın
kafasındaki belirsizliği devam ettirerek baskınlarla fikirleri dağıtma
politikası… Bugünün iktidarının tek çıkış yolu olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Muhalefet ise gücünü bir türlü kavrayamamış… Halâ her seçim
arifesinde, “Bu son şansımız. Bu seçimi mutlaka almalıyız” gibisinden
boşa kürek çekmeler, Türk halkını ümitsizliğe iten en büyük yenilginin
sesi olmuştur.
Oysa muhalefetimiz halktan gelen şu uyarıları bir türlü kabullenemiyor:
1– Ne yaparsanız yapın, asla tek başınıza AKP karşısında bir etkiniz
olmayacak…
2– Olası 1 Kasım genel seçimine, muhalefet olarak mutlaka birleşerek
(veya ittifak kurarak) girmelisiniz.
3– Eğer bu her iki olasılığı yapamıyorsanız (Ki, halâ yapamadığınız
gün gibi ortada) muhalefet partisi olarak her iki parti genel başkanı
olarak ortak basın toplantısı yapıp “Seçime girmeme kararı aldık”
demenizi bekliyoruz.
Eğer halkımızın bu uyarılarına karşı bir şey demezlerse yine yenilgiye
doğru kürek çekmiş olacaklar. Hatta bu sefer siyaset yapmaları daha da
zorlaşacaktır.
Neden mi?..
Alın size nedenini…

1 KASIM SEÇİMİNE GİRİLDİĞİNDE…

1 Kasım günü seçim sonuçları akşam yavaş yavaş açıklandığında yine 7
Haziran seçimlerinin bir benzeri çıkarsa, işte o zaman CHP ve MHP (siz
bırakın başbakanlığı), yanından dahi geçemeyecekler. Çünkü araştırma
şirketlerinin çok amaçlı olarak gezdikleri yöreleri ve irdeledikleri
konuları partilere dağılım olarak böldüklerinde yine 7 Haziran
tablosuna benzer bir rakam çıkıyor. Bu da bizlere, AKP’nin ve
Saraylının 7 Haziran seçimlerinin rövanşını almak için büyük çaba sarf
ettiğini gösteriyor.

BİRLEŞEREK VE İTTİFAK YAPARAK GİRMEK…

Araştırma şirketlerini biraz olsun ciddiye almayı deneseler bu, CHP ve
MHP’nin düşüncelerinde olağanüstü bir değişim kazandıracak. Düşünün,
her iki parti de birleşiyor. Ve seçimlere bütün bölgelerde tek isimle
kamuoyunun karşısına çıkıyor. İnanın AKP’yi siler süpürür. Ama
muhalefet bunu yapmıyor, yapmıyor, yapmıyor.
Akıllarında, fikirlerinde tek başına iktidar olmak var. Ama
olamazsınız, asla olamazsınız. Bunu onlar da biliyor ama ittifak
yapmamak için, birleşmemek için kendilerini kandırarak tek başlarına
seçime gidiyorlar. Ama lafa gelince de “Bu seçim son şansımız” diyerek
milliyetçilik ruhuyla halkı kandırmaya devam ediyorlar.

1 KASIM SEÇİMLERİ 7 HAZİRAN GİBİ OLURSA!

Diyelim 1 Kasım’da olası erken seçim oldu. Ve sonuç olarak yine AKP
birinci parti (ama hükümet kuramıyor). CHP ikinci parti (ama hükümet
kuramıyor) ve yine MHP üçüncü parti (o da hükümet kuramıyor.)
Sonuç mu?
Yine Erdoğan Davutoğlu’na “Hükümeti sen kur” diyecek. Bu kez yine
partiler hükümet kurmak için koalisyona hayır diyecekler. Erdoğan yine
erken seçim kararı alacak. Ama bu sefer o erken seçimin tarihi çok
ileri bir tarihe ertelenecek. Belki de bir sene sonrası hedef
alınacak. AKP yine bir sene sonra Türkiye’yi erken seçime götürecek ve
böylelikle CHP ve MHP her seçimde olduğu gibi, tekrar “Bu seçim son
şansımız” diyerek gereksiz politikalarına devam edecekler.
Tabii bu arada sansürlenmiş gazeteler…
Kalemleri ellerinden alınmış yazarlar…
Anayasa hükümlerinin işlerliği unutulmuş bir kargaşa ortamı…
Hukukun üstünlüğü lügatlarının kayboluşu…
Sayıştay’ın iktidar(lar)ı takibe aldığı yazılı metinlerin hepsinin yok
edilmesi…
Görsel basının sesinin iyicene kısılması…
Bunlar dizi dizi hayata geçirilecek… Ama bizimkiler halâ tek başına
iktidar hayaliyle birbirlerini kırıp, eleştirip seçim meydanlarında
caka satacaklar.
Amaaaaaaa…..
İktidarın Osmanlı’vari sansüre karşı bakışı bugün de devam ederken,
bizim muhalefetimiz kendi kedine uyumaktadır. Zaten o kadar uzun
vadeli uyumuşlardır ki, aradan geçen uzun zamandan sonra karşılarında
aynen şunları göreceklerdir:
1– Uzun bir aradan sonra seçim kanunlarında değişiklik yapılmış…
2– Hemen hemen her şeye sansür gelmiş…
3– Yazılı basında muhalefet kelimesinin değişitirilmesi için Meclis’e
önerge verilerek kabul edilmiş…
4– Ana muhalefet ifadesinin yeni (sözüm ona Osmanlı) Cumhuriyeti’nde
sakınca yaratıyor diye (ılımlı muhalefet) olarak değiştirilmiş…
5– Şehirlerde harem selamlık yürüyüş alanları yapılmış…
6– Mitingler bundan böyle asla yapılmayacak ifadesi kanunlaştırılmış…
7– Seçimlerde partilere Hazine’den para verilmesi yeni bir önergeyle
kabul edilmiş…
8– Seçime girecek partiler, Saray tarafından “Girebilir” iznine tabi tutulmuş…
9– Az çocuk yapan ailelerin cezalandırılması Aileden Sorumlu Devlet
Bakanı’nın onayıyla hayata geçirilmiş…
10– …Ve muhalefet partilerinin bütün bireyleri, sadece oylama
sırasında Meclis’te olmaları… Bunun dışında Meclis’e girmeleri dahi
yasaklanmış…
Daha bunun gibi birçok şeyi başlık olarak yazabiliriz.
Şimdi birileri bize, “Bunları da nereden çıkardınız?” sorusunu soracak
olursa… Biz de onlara, “Kusura bakmayın ama bugüne kadar
yapılanların hangi birisi Anayasa hükümlerinde geçerlilik kazandı da
bunlar olmasın?” karşılığını rahatlıkla verebiliriz. Aslında
geçmişteki sansürler ile bugünün sansürleri arasında pek fark yoktur.
Neden biliyor musunuz?..
Çünü konusu ve manası aynıdır.
Yani sansürün konusu: “İktidarıma eleştiri gelmesin…”
Manası da: “Halk uyusun… Uyutulsun… Uyanmasın…”
Bunun yanında muhalefet de uyumaya devam ederse… Halkımızın
oylarındaki ince politikaya karşı durarak kaprisle sırtını dönerse…
Muhalefet olarak halâ havanda su dövüp bugünkü gidişata dur
diyebilecek politikalar üretilemezse… İnanın yarın öbürgün bunların
hepsi gerçekleşir.
Demedi demeyin.

www.haberhurriyeti.com / ÖKKEŞ AĞAOĞLU

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri

mersin escort

eskişehir escort

mersin escort

mersin escort

mersin escort
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
bahis forum izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort izmir escort ataşehir escort bayan ümraniye escort kadıköy escort hd porno izle ataköy escort bakırköy escort esenyurt escort beylikdüzü escort ankara escort escort bayan ankara escort bayan sincan escort keçiören escort Ankara escort Antalya escort Pendik escort travesti porno izle antalya escort bayan mama escorts karabuk escort bartin escort artvin escort kocaeli escort kocaeli escort afyon escort aydin escort ankara escort escort bayan istanbul pendik escort Restbet Bahis Sitesi Tipobet Piabet Giriş Bahis Siteleri canlı maç siteleri bixbet giriş