Son Dakika
21 Kasım 2019 Perşembe
”

ŞAMAN VE ZAMAN

Eğer insanlık tarihi boyunca yazılan şiirlerin çoğu yüceliklerini bulamamışsa, bunu düş, düşünüş, duyum ve duygu arasında bir denklemin kurulamayışında aramak gerekir.

01 Kasım 2019 Cuma, 01:15

Ruhun hatıralarından derlenmiş olan duygulu bir şiirin rengi daima sarıdır. Bu sayfaya konuk ettiğim şairin, alıntısını yaptığım şiiri; baharın yeşilliğinden çok sonbaharın sararmış yapraklarının; tan kızıllığının yaşama sevinci veren türkülerinden çok akşamın hüzünlü ezgilerini duyarız. Şiirde göze çarpan ışık değil, gölgedir!

“… O harfin yanında durmalıyız / Olur… Olmaz… / Bir sözcük olabiliriz belki / Tünelin ucunda ışık misali / İhtimal işte… // Adını duvarlara yazıyorum / Ey aşk… Ey özgürlük / Duvar olsa keşke ömür / Onu itebilsek ileri / Yıkıp geçebilsek çağları… // Şiir buya / O harfle ben / Dedi şaman / Bir sözcük olabiliriz ihtimal / Gökte kayan yıldız misali…” (*)-(sy.22).

           Eğer insanlık tarihi boyunca yazılan şiirlerin çoğu yüceliklerini bulamamışsa, bunu düş, düşünüş, duyum ve duygu arasında bir denklemin kurulamayışında aramak gerekir. Bu iç verilerin uyumunu gerçekleştirmeyen sanat eseri nasıl yoksaokuyucuda bu verileri uyumlandırmayan güzellik beğenisi de yoktur. İşte sesçi,  düşünceci, duygucu şiirlerde gerçek şiire varılamaması birincide duyumların, ikincide kavramların, üçüncü de duyguların ağır basması, denklemin bozulması yüzündendir. İnsanı asıl şaşırtan nokta, soruncu, düşünceci şairin elinde düzyazı gibi zengin bir anlatma aracı varken buna yüz vermeyip şiir, daha doğrusu nazım tekniği ile yazmasıdır. Gerçi bu soydan bir şair, şiirin büyüsünden faydalanarak okuyucuya düşüncelerini daha kolayca ısındıracağı sanısındadır. Ama sanı ile iş bitmez ki! Üzücü olan, böylesi şiirlerde büyü uçup gittiği, yerinde tatsız bir tortu kaldığı halde şairin bunu farketmemesi veya anlamak istememesidir…

Bu düşüncelerimi doğrulayan bir şair, bu sayfanın konuğu ‘Gazanfer Eryüksel’… Ve şair adını hak etmiş tek bir sanatçı gösterilemez ki bir davayı savunmak, bir düşünceyi yaymak, bir sorunu doğrulamak için şiir yazmış olsun. Böyle bir şairin varlığına inanmadığım gibi gerçek şiirden tat alan tek kişinin böyle şiirleri okuyacağına da inanmıyorum.

“… Bir sözcük olabiliriz belki…” (*). Yıllarını şiire ve sanata yüklemiş bu değerli ozan, imbikten damıtarak yazdığı şiir mısralarında ve maskelemelerle lirik bir haz verdiği imgeler, yıllarca betimlediğim ‘şair öyküyü değil, düşündüğünü mısralara döküp ve adeta şiiri öyküyü anlatmalı’ düşüncemin, yarattığımı sandığım düşünceme tercüman olmuş ‘Eryüksel’… ‘Şaman ve Zaman’ sizlere, okurken ayrı bir dünya masalını ve rüyasıyla, düşüncelerinizin içsellerini sanki daha da coşturacak. Bunu içtenlikle söyleyebilir, okumanızı içtenlikle belirtebilirim.

(*)      ; (şiir-‘Duruş’-sy.22)

(**)    ; (Temren Yayınları, 2017 yılı basımı, 76 şiir ve 110 sy.)

Meraklısına;

          Şair ‘Eryüksel’, 1952 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Bir müddet İstanbul belediye konservatuarında Türk Musikisi öğrenimi görmüştür. Şiirleri ve yazıları çeşitli dergilerde yayımlanan ‘Eryüksel’ altı şiir kitabını yayımlatmıştır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz