Son Dakika
14 Eylül 2019 Cumartesi
”

RÜYAMDA DATÇA’YI GÖRDÜM DÜN GECE

06 Eylül 2019 Cuma, 16:53

Yıl 1862’ydi.
Ortaçağdan kalma Paris adeta bir bataklığı andırıyordu.
Plansız yapılanma, dar sokaklar, altyapı eksikliği, su ve kanalizasyon sorunu yaşamı zorlaştırıyordu..
Üstelik açlık kol geziyordu.
Yoksul halk isyanlardaydı.
Her yerde direniş vardı.
İmparatorluk güçleri dar sokaklarda direnişçilere müdahale edemiyordu.
İmparator III.Napolyon Paris’in yıkılıp yeniden yapılmasını istedi.
Meydanları, geniş caddeleri, ulaşımı ve altyapısı olan bir kent.
Böylece hem burjuva sınıfı ilkel koşullarda yaşamayacak, hem de varoşlara çekilen direnişçi yoksul halka müdahale edilebilecekti.
Bu iş için kent yöneticisi ve şehir planlamacısı Georges Eugene Haussmann’ı görevlendirdiler.
Haussman, Napolyon’un nasıl bir kent istediğine ilişkin raporunu okuduktan sonra şu cevabı verdi.
“Yüce imparatorum, en ufak bir kuşkunuz olmasın ki, yepyeni bir Paris yaratacağım. Antik çağın kentçilik harikası Cnide kadar güzel, görkemli ve zengin bir başkentimiz olacak”
Haussman’ın Cnide dediği yer Knidos’tu.
Fransızlar Knidos’un kent planlamasını örnek alarak Paris’i yeniden inşa ettiler.
Paris bugün Avrupa’nın en önemli kültür sanat merkezlerinden biri ve çok önemli binaları o günlerden kalma.

*. *. *

Ya bizim kentlerimiz.
Metropoller beton çöplüğüne dönmüş durumda.
İnsanlar gökyüzüne hasret.
Altyapılar yetersiz.
Plansız, programsız kentleşme, kaçak inşaatlar, yeşil alan katliamı, kültür sanata duyarsızlık.
Daha o kadar çok sorun var ki.
Ve her geçen gün daha da kötüye gidiyor.
Bu kötü gidişten Datça da nasibini alıyor elbette.
Ama Datça henüz çöküşün başında.
Henüz betona bürünmedi.
Hala şansı var.
Kurtarılabilir?

*. *. *

Bir rüya gördüm dün gece.
Datça Belediyesi kent planlayıcılarından, mimarlardan, sanatçılardan, arkeologlardan oluşan bir ortak akıl platformu kuruyordu.
Bu insanlar Knidos’ta ve Datça’nın eski yerleşim yerlerinde incelemeler yapıyordu.
Tıpkı Avrupa’nın bir çok kentinde uygulandığı gibi antik çağın ilk şehir planlamacısı Tiryes Hippodamos’un planlarına bakıyorlardı.
Izgara sistem, adaletli, eşit, insanca bir kent modelinin nasıl oluşacağını saptıyorlardı.
Sonra tarihi ve doğal dokuyu ön plana çıkararak kent mimarisi ve kent estetiğiyle ilgili belediyeye bir rapor sunuyorlardı.
Raporda yeşil alanlar, eğlence merkezleri, kültür sanat merkezi, spor ve sinema salonları, müze, herşey vardı.
Rüyamın en ilginç bölümü neydi biliyor musunuz?
Yeni yapılacak pazar yerinde tıpkı Knidos’taki gibi bir Odeon (müzik alanı)vardı.
İnsanlar pazarda alışveriş yaparken Datçalı sanatçılar orada akustik müzik yapıyordu.
Onlarca turist gelmiş, pazarı dolaşırken Müfide İnselel’in gitarı ve sesi yankılanıyordu.
“Acelen varsa ne işin var Datça’da”
Sonra Gocaman Trio giriyordu Odeon’a.
“Marmaris’ten indim Datça’ya, ben vuruldum Hatça’ya”
Ardından diğerleri.
Fuat Saka bile.
Elektronik müzik yasak, hepsi aküstik.
Bazen şiir okuyordu gençler.
Bazen iki üç kişilik kısa bir skeç.
Bizim Puzzle Yavuz(Demirhan) Knidos labirentini anlatıyordu insanlara.
Biraz ileride bir sergi salonu vardı.
Ressamlar, fotoğraf sanatçıları, yontucular, seramikçiler eserlerini sergiliyordu.
Pazara alış verişe gelenler önce bu sergiyi geziyordu.
Çok mutluydum.

*. *. *

Sabah uyandığım anda anlaşıldı.
Benimkisi sadece bir rüyaydı.

www.haberhurrriyeti.com/ SEDAT KAYA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


mersin escort

eskişehir escort

mersin escort

mersin escort
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort izmir escort ataşehir escort bayan ümraniye escort kadıköy escort hd porno izle ataköy escort bakırköy escort esenyurt escort travesti porno izle beylikdüzü escort ankara escort escort bayan ankara escort bayan sincan escort keçiören escort Ankara escort Antalya escort