Ketojenik Beslenme

Meral Ünür, TRT Radyo 3 kanalında yayınlanan Bir Konser programının 27 yıldır spikeri, prodüktörü ve tonmaysteri olarak bir rekora imza atan Mehmet Sungur ile sıra dışı sohbet gerçekleştirdi. Beslenmeye farklı bir pencere açan Mehmet Sungur, bize Ketojenik Beslenmeyi anlattı.

Haber albümü için resme tıklayın

Haber Hürriyeti okurlarına özel kıymetli arkadaşım Mehmet Sungur ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Mehmet Sungur'u okurlarımıza hangi kısa cümlelerle özetleyebiliriz?

1972 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. İlk keman derslerimi dedem Arif Şahap Öktem Çelebi’den aldım. Daha sonra Prof. Nuri İyicil ile çalışmaya başladım ve MSÜ Devlet Konservatuarı'na girdim. 1993 yılında buradan mezun olduktan sonra TRT İstanbul Radyosu’nda dış yapımcı olarak görev yaptım. 2001 yılında TRT kurumunun açtığı sınavla kadrolu Tonmayster olarak atandım. Halen TRT Radyo 3 kanalında yayınlanan Bir Konser programının 27 yıldır spikeri, prodüktörü ve tonmaysteri olarak da bir rekorun sahibiyim diyebilirim.

Müzik dışında ilgilendiğiniz önemli bir konu da son yıllarda pek çok ünlünün de hayatlarında yeni bir sayfa açmasını sağlayan " Ketojenik Beslenme".Peki siz, ketojenik beslenmeye nasıl karar verdiniz ve bu konu ile ilgili bu kadar detaylı bilgiye nasıl sahip oldunuz?

Ketojenik beslenme ile tanışıklığım 2018 yılına gidiyor. İngiltere’de yaşayan mentorumuz Sayın Havva Şimşek’in tavsiyesi ile eşimin bu beslenme biçimine geçmesinin ardından sonuçları görünce “ben niye yapmıyorum?” diye sorduğum soru ile ketojenik beslenme hayatımıza girmiş oldu. Daha sonra Instagram’da “Ketonyamaster©” hesabını açarak bir bakıma kendimi öne attım diyebilirim. Zira 120 kiloya çıkmış bir birey olarak insanların beni görüp motive olmalarını istedim. Tabii bir taraftan da kendimi de disipline etmiş oldum. Konunun içine girdikçe ketojenik beslenmenin sadece zayıflatma etkisi olmadığını, nörolojik etkileri başta olmak üzere birçok alanda etkisi olduğunu da fark ettim. Her gün bana sorulan soruları medikal makaleleri okuyarak araştırdım. Yurt dışı kurslara katıldım ve CPD Ketojenik Beslenme Koçu sertifikası aldım.
Öncelikle Ketojenik Beslenmeye başlamadan önce mutlaka yapılması gerekenler nelerdir?

Bir beslenme biçimini değiştirmek yaşamı değiştirmektir. Öncelikle buna hazır olmanız gerekir. Tabii mutlaka bir hekim kontrolünden geçmeniz, sizin bilmediğiniz bir rahatsızlığınızın olup olmadığını fark etmek adına çok önemli. Daha sonra kulaktan dolma bilgilerle değil, bu işi bizzat yapan kişilerin deneyimlerine kulak vermek de çok önemli.
Herkesin merak ettiği "Ketojenik Beslenme" nedir?

Ketojenik beslenme vücudu “ketosis” dediğimiz bir duruma sokmaktır. Yani düşük karbonhidrat alarak vücudu alternatif yakıt “yağlara” yönlendirme durumudur. Ketosis denilince genelde “ketoasidoz” ile karıştırılmaktadır. Tip 1 diyabet hastalarının yaşadığı bu durum gerçekten tehlikeli bir durum olmakla birlikte, ketojenik beslenmede keton seviyesi asla ketoasidoz dediğimiz seviyelere gelmez. Ilımlı keton seviyesi ile vücudun yağ depoları enerji olarak kullanılır. Bunun için de belirli açlık süreleri (16 ila 18 saat) ve belirli yeme süreleri vardır (6 ila 8 saat). Bu açlık süresi aslında bizim ilkel insanı taklit ettiğimiz bir süreçtir. Danışanlarıma anlattığım gibi, insan ırkı avcı-toplayıcı bir ırk olarak gelişmiştir. Hazır gıda olmadan yiyecek arayan insan, av bulabildiği ya da toprağın ona sunduğu sebzeleri tüketerek hayatta kalmıştır. Bu süreç içinde av veya başka yiyecek bulamadığı zamanda ise aç kalmış ve kendi yağ depolarını enerji olarak kullanmıştır. Bebekler doğduklarında ketosis durumundadır. Besin olarak aldığımız anne sütü ise yüksek yağ, düşük karbonhidrat ve orta düzey protein içerir. Bu süreç daha sonra hayatımıza giren karbonhidratlar nedeniyle değişir ve ketosisten çıkarız. Ketojenik beslenme aslında genetiğimize işlemiş bir sistemdir.
Özellikle nelere dikkat etmek gerekir?Ketojenik diyette protein, yağ ve fiber oranı nedir?

Ketojenik beslenme bir “makro” belirleme ile başlar. Makrolar yiyeceklerden aldığımız yağ, karbonhidrat ve proteinin toplamıdır. Ketojenik beslenmeye başlayacak birinin sağlıklı bir kalori hesabına ihtiyacı vardır. Buna göre belirlenen kalorinin %75’i yağlardan, %20’si proteinden ve %5’lik kısmı ise karbonhidrattan gelmelidir. Tabii ki çeşitli ketojenik beslenme biçimleri vardır ve bu oranlar buna göre değişiklik gösterecektir. Burada verdiğim oranlar SKD (Standart Ketogenic Diet) olarak bilinen sistemdir. Makroları hesaplayan bir sürü site bulmak mümkün olsa da önemli olan genel algoritmayı değil kişiye özel oluşturulmuş makroları kullanmak daha doğru sonuç verecektir.
Ketojenik beslenmede ağırlıklı olarak hangi sebzeleri ve meyveleri yemek gerekir?

Ketojenik beslenmede yenebilecek sebzeler genelde yeşil yapraklı sebzeler ve sülfürü bol olan sebzelerdir. Yani, kabak, brokoli, karnabahar, ıspanak, enginar, semizotu, yeşil biber, lahana, marul, sarımsak, maydanoz ve Ege otlarını sayabiliriz. Meyveler konusu ise yine ilkel insandan yola çıkılarak yabani orman meyvelerinden kısıtlı miktarda yenilmesini gerektirir. Maalesef meyve denilince insanların “masum tatlı” olarak baktıklarını biliyorum. Ancak meyve şekeri yani früktoz hiç de öyle masum falan değil. Karaciğerde metabolize olan früktoz sofra şekerine göre çok daha tehlikeli bir şeker. Üstelik meyvelerin şeker oranları son 50 yılda özellikle arttırılmış durumda. Bu nedenle ketojenik beslenmeseniz bile meyvelerde glisemik indeksi 50 ve altında olanları gün aşırı olmak şartı ile tüketmeye çalışmanızı öneririm.
Sürekli olarak elimizde kâğıt kalemle yediklerimizi not almak ve o kâğıdı yanımızda taşımak elbette zor olacaktır, bu noktada önerebileceğiniz dijital bir uygulama var mı?

Benim tercihim Fat Secret veya benzer bir uygulama kullanılması. Yediklerinizi çiğ olarak tartarak bu tip uygulamalara girdiğinizde size bir bilanço çıkarması, aldığınız kalorinin makrolarını göstermesi adına işinizi kolaylaştırmakta.
Vegan Beslenenler Ketojenik Beslenmeyi uygulayabilir mi?

İmkânsız değil ancak çok zor. Vegan beslenme konusundaki en önemli sıkıntı hayvansal herhangi bir ürün yenilmemesi. Hayvansal yağ ve protein ketojenik beslenmenin temellerinden biri.
Ketojenik beslenmeyi deneyimlemeden önce kaç kiloydunuz, şu an kaç kilosunuz?

Bu işe 120 kilo ile başladım. Daha sonra bir yıl içinde 87 kiloya kadar düştüm. Ancak bu kiloda çok mutlu olmadım ve bilinçli bir şekilde 92 kiloya çıktım. Açıkçası size “olman gereken kilo budur” denilmesinden çok vücudunuzun olmak istediği kiloyu bilmek daha önemli.

En önemli konulardan biri de kilo verdikten sonra geri almamaktır ki genelde diyetle kilo verdikten sonra ne yazık ki kilo koruma programına dikkat etmeyince misliyle kilolar geri alınır. Sizin uzun zamandır kilo almayarak kilo korumanızı da son derece başarılı bir şekilde sağladığınızı görüyoruz. Bu noktada okurlarımıza ne gibi öneriler vereblirsiniz?

Burada önemli olan koruma aşamasında ne kadar kalori almanız gerektiğini bilmek. Beslenmede değişmez kural alınan ve harcanan kalori hesabıdır. Yani aldığınız kalori yaktığınız kaloriye eşitse kilo almazsınız.

Ketojenik Beslenmenin yan etkileri var mı? Bu tarz beslenmeye başlayanların karşılaşacağı zorluklar nelerdir ve bu zorluklar nasıl aşılabilir?

Ketojenik beslenmede yaşanan yan etkiler çok azdır. Bunlardan biri de Keto Rash dediğimiz alerji durumudur. Bu ketojenik beslenmede alınan besinlerden birine alerjiniz olabildiği gibi, keton alerjisi de olabilir. Bunu anlamanın yolu eleminasyon sistemidir. Yani besinlerden birini çıkartıp ona alerjinizin olup olmadığına bakmaktır. Eğer böyle bir durum varsa o besini almazsınız. Ancak bu durum yoksa yapılacak en doğru uygulama karbonhidratı arttırmak ve alerjinizin geçip geçmediğine bakmaktır. Karbonhidratın artması ile alerjiniz geçiyorsa bu keton alerjiniz olduğunu gösterebilir. Keton alerjisi genelde Kore ve Japon ırkta yoğun olarak gözükse de ülkemizde de görülmektedir.

Ketojenik Beslenme sağlıklı mıdır ve bu beslenme şekli sonrasında vücudumuzda ne gibi değişiklikler olur?

Ketojenik beslenme bir zayıflama biçimi değildir. Etkilerinden biri olmanız gereken kiloya ulaşmanızı sağlar. Bunun bir şekilde fabrika ayarlarına dönmek gibi düşünebiliriz. Öncelikle yağa adapte olmak sizin bugüne kadar görmediğiniz bir enerjiye sahip olmanızı sağlar. Açlıklar ise hem insülin hem de leptin hormonlarınızın dengeye oturmasını sağlayacağından artık abur cubura karşı olan isteğinizi azaltır. Beyninizin en sevdiği yakıtın ketonlar olduğunu düşünürsek nörolojik etkilerini saymayalım bile. Bu durumda ketojenik beslenme sizi dinç tutar, enerjik yapar ve hastalıklara karşı dirençli bir duruma getirir.
Çalışanlar için ketojenik beslenmeye uygun tariflere nasıl ulaşabiliriz?

YouTube Ketonya kanalımda ve Instagram Ketonyamaster© hesabımda yediklerim ve yiyebilecekleriniz için tarifler oluşturmaya çalışıyorum. Çalışanların ilk öğünlerini bir kahvaltı şeklinde yanlarında taşımaları kolay bir seçim olacaktır. İkinci öğünlerin ise hazırlanması aşaması aslında çok kolay, protein kaynakları ile birlikte sotelenmiş bol sebzenin peynir eşliğinde tüketilmesi ketojenik beslenmenin aslında ne kadar çabuk ve kolay bir beslenme olduğunu ortaya koyuyor.

Bilgilerinizi, deneyimlerinizi ketojenik beslenmek isteyenler ile de paylaştığınızı görüyoruz. Okurlarımız deneyimleriniz ile ilgili merak ettiklerini sormak için size nasıl ulaşabilir?

Instagram Ketonyamaster© hesabını aktif olarak kullanmaktayım ancak YouTube Ketonya kanalım da hem yemek tariflerim hem de mineral destekleri konusunda iyi bir bilgi kaynağı olarak ücretsiz bir şekilde yayında. Bugüne kadar profesyonel şekilde yardım alan insanlar olduğu kadar ücretsiz bir şekilde edindiğim bilgileri de paylaşarak yardımcı olmaya gayret ediyorum. Takip edenlerin bildiği bir mottoyu her zaman tekrarlıyorum ve aslında benim hedefim çocuklarımıza daha iyi beslenme alternatifi oluşturmak. Bu nedenle de mottom “çocuklarınız sizin yansımanızdır”. Doğru beslenmeyi bilen bir ebeveyn doğru beslenen bir çocuk yaratacaktır. Bugün gıda ve ilaç sektörü insanlık adına çalıştığını iddia etse de maalesef bu çok da doğru bir durum değil. Karbonhidrat vücudumuzun birinci tercihi olsa da genetik olarak karbonhidrat bazlı bir beslenme bize uygun değil. Kaldı ki sormamız gereken soru neden şeker değil de yağ depoluyor olmamızdır. Beş buzul çağı atlatan insan ırkının hayatta kalmasının sebebi yağ depoluyor olmasıdır. Bu nedenle bugüne kadar öcü olarak gösterilen yağların artık doğru biçimde kullanıldığında dostunuz olduğunu bilmek çok önemlidir.

Meral ÜNÜR[email protected]

10 Oca 2021 - 05:27 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?