Ömür, umuttan önce bitmeli… İnsanoğlu yaşadığı sürece hayaller kurmalı ve bu yolda elinden geleni yapmalıdır

Bugünkü konuğumuz Yazar Ali Yılmaz. Ben Soffie'den sonra, 2020 yılında Hanan Bey romanları okuyucuyla buluşan Yılmaz, "Ocak ayı (2021) içinde "Kefen Giymiş Kale geliyor. Bu yıl 3-4 kitap daha raflarda yerini alacak" " diyor.

Haber albümü için resme tıklayın

Lale Bollukcu: Öncelikle sizinle söyleşi yapma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler.

Sizi biraz daha yakından tanımak isteriz. Bize biraz Ali Yılmaz'ın hikâyesinden söz eder misiniz?

Yılmaz Ali: Ben roman yazarı Ali YILMAZ, 1974 Gaziantep doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Gaziantep’te tamamladım. Atatürk Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği ön lisans mezunuyum. 1994’ten beri Antalya/Manavgat’ta yaşıyorum. İngilizce-Türkçe dillerinde yeminli tercümanım. Ayrıca Almanca, İsveççe ve Norveççe dillerini de konuşabiliyorum.

Lale Bollukçu: Edebiyata olan tutkunuz nasıl başladı? Sizi yazmaya sevk eden ne oldu?

Ali Yılmaz: Dürüst olmak gerekirse yazar olmak gibi bir düşüncem yoktu. Fakat köyümüzde büyüklerimizden duyduğum Fransız işgalini anlatan bir hikâye vardı. Böylesi kıymetli hikâyelerin unutulup gitmesine gönlüm el vermedi. Onu yazmak istedim. Ayrıca bu hikâyeyi yazmak genel anlamda ülkeme, özel anlamda memleketim Gaziantep’e olan vefa borcumdu. Yazmaya başladıktan sonra yazarlığı sevdim ve motive oldum.

Lale Bollukçu: Birinci Dünya savaşında Gaziantep, Halep, Malatya civarında geçen olayları anlatan “Hanan Bey” romanınızı yazarken hazırlık çalışmalarınızı nasıl gerçekleştirdiniz?

Yılmaz Ali: Ben yazarlığa bakış açımı belirterek bu soruya cevap vermek istiyorum. Benim görüşüme göre bir yazarın heybesinde hikâyeler ve insanlar olmalı. Hatta ben hikâyeleri kitapta kullanılacak malzeme, insanları ise hazine olarak adlandırıyorum. Birçok insanla konuştum ve bolca mekânlar gezdim. Bu bağlamda hem coğrafyayı çok iyi biliyordum hem de heybemde bolca malzeme ve hazine vardı.

Lale Bollukçu: Benim dönüm noktam dediğiniz an hangisidir?  

Yılmaz Ali: Benim hayatımda birçok dönüm noktası oldu. Eğer bu sorudaki kastınız yazarlıkla ilgiliyse aldığım bir ödül diyebilirim. Hanan Bey isimli romanımda konargöçer yaşamı anlatan bir hikayem vardı. Yörükler Vakfı tarafından ödüllendirildi. Bu beni çok mutlu etti ve aynı zamanda sorumluluğumu da ciddi anlamda arttırdı. Çünkü her ödül beraberinde sorumluluk da getirmekte.

Lale Bollukçu: Kitaplarınızı yazmaya başlamadan önce bir toplumsal mesaj düşüncesi ile mi başlarsınız yoksa bu yazarken şekillenebilecek bir durum mudur?

Ali Yılmaz: Bence her yazarın vermek istediği mesajlar vardır.  Ben kaleme alacağım hikâyenin toplum yararına mesajlar vereceğine inandıktan sonra yazarım. Yazar muhalif olmalıdır dediğimde insanlar genellikle bunu siyasi anlıyorlar. Oysa muhalifteki kastım; yazarın eksik, yanlış veya zararlı gördükleri meseleleri uygun bir dille yazmasıdır.

Lale Bollukcu: En büyük hayaliniz nedir? Bu hayalinizi gerçekleştirebildiniz mi? İnsan hayallerinin peşinden gitmeli mi?

Ali Yılmaz: Benim “Ömür, umuttan önce bitmeli” diye bir sözüm var. İnsanoğlu yaşadığı sürece hayaller kurmalı ve bu yolda elinden geleni yapmalıdır. Elbette hayata geçirdiğim ve başardığım için mutlu olduğum birçok hayalim olmuştur. Fakat artık edebiyat dünyasındayım ve bu yolda hayaller kuruyorum. Mesela kitaplarımın farklı dillere çevrilip daha geniş kitlelere ulaşmasını isterim. Şu anda yazar adaylarına online dersler veriyorum. İlerleyen zamanda yazar adaylarına profesyonel destek sağlayacağım kurslar açmayı düşünüyorum.

Lale Bollukçu: Kelimeleriniz nerede, ne zaman kaleminizin kâğıtta raks etmesini sağlıyor?

Ali Yılmaz: Çok güzel bir soru. Ben genelde kaleme kâğıda dokunmadan önce hikayemi kafamda tamamlamak isterim. Aksi takdirde yazarken insanın tıkandığı yerler oluyor. Bazen haftalarca işin içinden çıkılmıyor. Kimi arkadaşlar ilhamın gelmesini bekler ama asıl mesele hikâyenin kafada netleşmemesidir. Ben kelimelerimi yazmaya başlamadan önce toplar bir kenara koyarım.

Lale Bolllukçu: Okumayı sevdiğiniz Türk ve Dünya yazarları kimlerdir? Sizi kendine en çok çeken yazar hangisidir? Neden?

Ali Yılmaz: Öncelikle her yazarın bolca okuması lazım. Ben de bu anlamda çok iyi bir okur olduğumu söyleyebilirim. Türk yazarları arasında Orhan KEMAL, Volkan ERBAŞ, Nazım HİKMET ve Ayşe KULİN gelir. Yabancı yazarlardan ise Khaled Housseini, Aravind AGİDA, Fyodor DOSTOYEVSKİ ve Selman RÜŞTÜ gelir.

Lale Bollukçu: Yazdığınız kitaplar arasında aklınızda yer eden replik ya da pasaj var mı?

Ali Yılmaz: Yazdığım kitaplar içinde elbette çokça var ama ben ilk kitabım Ben Soffie’den bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum.

Şarap dünyasında sadece tatlar, kokular, şişe veya kadehler yoktur.  Şarap; üzüm, bağcılık, ahbaplık, muhabbet, müzik, şiir, kısaca kültür demektir ve eğer şarabı seviyorsanız onu içmekle yetinmezsiniz. İçindeki üzümü, hangi bölgeden hatta hangi bağın hangi parselinden geldiğini merak etmeye başlarsınız. Kimin ürettiğini, yılını, kimliğini ve kişiliğini bilmek istersiniz. Eğer şarabı gerçekten seviyorsanız, şarap kültürünün içine girersiniz ve şarap içilen masalarda şarap hakkında konuşmaya başlayarak şarabın, yemeğin, sohbetin tadını arttırmaya çalışırsınız. Okuduğum bir kitapta yaşlı bir adamın şarapla ilgili çok güzel bir sözü vardı: “Şarap satan insanlara hep şaşarım; şarap satıp daha değerli ne alabilirler ki?”

Lale Bollukçu: Benim bir de yemek kültür bloğum var. Yemek yapmak ve yemek yemek ile aranız nasıl? Farklı yörelere, kültürlere, ülkelere ait yemekleri sever misiniz?

Ali Yılmaz: İnsanların kuşkusuz en sevdiği şeylerin başında yemek gelir. Bir Gaziantepli olarak yemek yapmak ve yemek benim vazgeçilmezim. Farklı lezzetlere açığım ama bu anlamda Gaziantep çıtayı fazlasıyla yükselttiği için açıkçası yurt dışında yediğim yemekler beni cezbetmedi. Fakat söz konusu yemek olunca biz pes etmeyenlerdeniz. Yeni lezzetlere hep açığım. Kendime has yaptığım bir içeceğim var arzu ederseniz kendi blogunuzda kullanmak üzere paylaşmak isterim.

Lale Bollukçu: Yemek yapmak yazı yazmak… İçinizde hangi duyguların esmesine neden oluyor?

Ali Yılmaz: Öncelikle benim için yemeği başkaları için yapmak çok daha keyifli. O yemeği yedikten sonraki yorumları çok merak ediyorum. Yazmak ise tarif edilmesi zor bir duygudur. Ben kalemi elime aldığımda Nepal’deki bir Sadhu’ya, Hindistan’daki bir rahip, Londra’daki bir sarraf, Finlandiya’daki bir geyik çobanı veya Arjantin’deki bir öğrencinin yazdıklarımı okumasını hayal ederim. Kalemimin özgür olmasına özen gösterdiğim için belli bir kesime bağlı kalmak istemem.

Lale Bollukçu: Sevdiklerinize özel günlerde yaptığınız bir yemek tarifini bizimle paylaşır mısınız?

Ali Yılmaz: Söz konusu Antepliler olunca hangisinden başlayacağım telaşı sarar. Ama ben size sıradan bir kebap tarifi vereyim. Kolay olsun diye size Cağırtlak Kebabını nasıl yaparım onu anlatacağım.

Malzemeler: 150 gram kuzu ciğeri (4 şiş), 30 gram ciğer çözü (ciğer yağı) Tuz, karabiber, kimyon, kırmızı pul biber. Kebabın yanındaki piyaz için; 1 tutam maydanoz, sumak ekşisi ve 1 adet kuru soğan

Yapılışı: Ciğeri, kuşbaşı büyüklüğünde parçalara ayırın. 

Ciğer çözünü de aynı büyüklükte parçalara bölün

Kuşbaşı büyüklüğündeki 5 tike ciğer ve 1 çözü; her şişe iki tike ciğer, 1 tike çöz, 3 tike ciğer olacak şekilde saplayın. Şişlere geçirilmiş ciğerleri harı geçmiş kömür ateşinde yakmadan çevire çevire pişirin. Pişerken üzerine damak zevkinize göre tuz, biber, kimyon atın. Pişen ciğerleri servis tabağına koyup, üzerine bir miktar karabiber atın. Kuru soğanı ince ince doğrayıp, sumak ekşisiyle karıştırın. Maydanozları da ince bir şekilde doğrayarak karıştırın. Hazırladığınız piyazı tabaktaki ciğerin yanına limon, yeşilbiber, turp ve mevsimine göre yeşillikle birlikte konarak servise sunun. Afiyet olsun...

Lale Bollukçu: Gelecek ile ilgili projelerinizden söz eder misiniz?

Ali Yılmaz: 2019 yılında Ben Soffie, 2020 yılında ise Hanan Bey isimli kitaplarımı yayımladım. Şimdi ise elimde baskıya hazır üç dosya daha var. Pandemi sürecine rağmen 2021 yılına yeni bir kitapla merhaba demek istiyorum. Ocak ayı içinde Kefen Giymiş Kale isimli kitabım çıkacak ve nasip olursa 2021 yılı içinde üç kitap çıkarmayı hedefliyorum. Aynı zamanda yazmakta olduğum bir kitabım var. Büyük olasılıkla ocak sonunda o kitap da baskıya hazır hale gelir. Ayrıca yine 2021 yılı içinde Ben Soffie II kitabını yazmayı planlıyorum.

Lale Bollukçu: Yazmak isteyenlere nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?

Ali Yılmaz: Öncelikle ülkemizin yeni yazarlar yetiştirmesi çok önemli. Yeni yetenekler edebiyat dünyasına renk katacaktır. Fakat yazar adayları yazmadan önce çok okumalı ve kendisini geliştirmelidir. Yazdığı kitabı yayınlamadan önce birçok kişiye okutup görüş ve önerilerini almalıdır. Naçizane önerim; üzerinde kendi isimleri olacak kitabın içerik olarak okuru tatmin etmesi ve geçer not alacak seviyede olması gerekir.

Lale Bollukçu: Röportajı yapan siz olsaydınız, sorulmamış hangi soruyu kendinize sorardınız? Sorduğunuz soruya cevabınız ne olurdu?

Ali Yılmaz: Aslında bir değil birkaç soru sorardım.

Kitap okuma alışkanlıklarını arttırmak için neler yapılmalı?

Sizce Türkiye’deki kitap okuma oranları tatmin edici mi?

Çok okunan  kitapları yazmanın sırrı sizce nedir?

Edebiyatın sizin için anlamı nedir? Bize edebiyattan bahseder misiniz?

1. Kitap okuma alışkanlıklarını arttırmak için neler yapılmalı?

Ali Yılmaz: Öncelikle ebeveynlerin çocuklara rol model olması için mutlaka okumaları gerekiyor. Okulda en az haftada bir saat okuma ve üzerine ders işlenmesi gerekir. Kitapların daha çok okurla buluşması için projeler üretilmeli ve en önemlisi kitap kargo ücretlerinin cüzi olması gerekiyor.

2. Sizce Türkiye’deki kitap okuma oranları tatmin edici mi?

Ali Yılmaz: Dürüst olmak gerekirse bu konuda ülkece sınıfta kalmışız. Japonya’da kişi başında düşen yıllık kitap oranı yirmi beş iken, ne yazık ki ülkemizde 0.40 gibi düşündürücü bir oranda kalmaktadır. Bu konuda hem kamu hem de sivil toplum kuruluşları ve eğitim kurumlarının kitap okumaya teşvik edici projelerin üretilmesi gerekiyor.

3. Çok okunan kitapları yazmanın sırrı sizce nedir?

Ali Yılmaz: Bence bir yazar toplumsal kaygı gütmelidir. Yazar bir nevi muhalif olmalıdır. Yalnız ülkemizde muhalif denince ne yazık ki akla ilk gelen siyasettir fakat benim kast ettiğim muhaliflik başka şey. Toplumda gördüğü eksikliği ve yanlışı iyi tespit edip mesajlarını bu yönde vermelidir. Okurun ruhuna dokunan yazarlar çok okunur.

4. Edebiyatın sizin için anlamı nedir? Bize edebiyattan bahseder misiniz?

Ali Yılmaz: Öncelikle edebiyatın tanımını iyi bilmek gerekir. Edebiyat; düşünce, duygu, olay ve imgelerin insanlarda estetik duygular uyandıracak bir biçimde, dil aracılığıyla, söz ve yazıyla anlatımını amaç edinen sanat dalıdır. Arapça’dan dilimize Şinasi ile Edebiyat olarak giren kelimenin kökeni olan adab, görgü, terbiye ve misafir ağırlama sanatı anlamına geliyor. Yani anlayacağınız üzere edebiyat pahalı bir gömlektir ve edebiyatçıların bu bilinçle hareket etmelidir.

Beni konuk edip birbirinden kıymetli sorular sorduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Keyif aldığım bir söyleşi oldu. Umarım okurlarınızı tatmin eden cevaplar verdim.

02 Oca 2021 - 02:28 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?