Son Dakika
21 Kasım 2019 Perşembe
”

RENKLENDİR RUHUNU

Hoşça vakit geçirmek, gülmenin eğlenmenin püf noktasıdır.

31 Ekim 2019 Perşembe, 07:32

“Konserin biletlerini getirdim.”.

“İki bileti başkasına ver. Gidemiyoruz.”.

 “Neden gidemiyorsunuz?”.

 “Yaaa… Açıklamasam alınabilirsin.”.

 “Neden alınayım? Bunca yıllık arkadaşız.”.

“Yanlış manlış anlarsın.”.

“Ne gibi?”.

“Senle gitmek istemiyoruz gibi.”.

 “Çüş yani!”.

 “Ahu sen açıkla.”.

 “Piyon muyum Barış? Offf! Peki. Nasıl açıklanır bilmiyorum.”.

 “Neden?”.

“Anne ve babalarımız hafta sonunda bizde kalacaklar.”.

“Kalsınlar ne var? Dört kişi iki çocuğa bakamayacak mı?”.

 “Dördü de domuz gibi. Bakamazlar mı!Önce teyzemi çağırmıştım bakmaya. Geleceklerini duyunca; ‘Öyleyse ben gelmeyeyim. Tokum’ dedi. Ama iş bildiğin gibi değil. İnsanın annesi babası hakkında böyle şeyler söylemesi zor. Belki de içimizi dökmüş olacağız böylece. İkimizin de annelerimizi babalarımızı tanımıyorsun.”.

 “Nikâhta görmüştüm. Düğüne gelememiştim. Eh… Tanıyorum sayılır.”.

 “Yolda görsen tanıdık gelir. Nasıl birileri olduklarını bilecek kadar tanımıyorsun.”.

“Bu doğru”.

 “Bizim ana babalarımız herkese benzemez. Mavi ıstakoz var.

Görülme olasılığı iki milyonda bir. Bizimkilerin gülme olasılığı on iki milyonda bir olabilir.”.

 “Abartıyor musun?”.

 “Ne abartması! Ahu’yu istemeye gittik. İlk girişte hoş sohbet olur ya. Birbirlerinin aynı kalıptan çıktıklarını hemen anladılar.”.

“Dördü de ciddiyetlerinden geberecek. Bizimkisi kız isteme -verme değil uluslararası saldırmazlık anlaşması gibiydi.”.

 “Akşam yüzükler takıldı. Buluştuk ertesi gün. Oturduk. Oturduk amma. Lafa nereden başlayacağımızı kestiremiyorduk.”.

“Heyecandadır.”.

 “Söze Ahu başladı.”.

 “Barış sanırım şimdi bulduk ebemizi, dedim.”.

 “Onayladım: Doğru söylüyorsun. O güne kadar Ahu’ya bizimkilerin suratsızlığından söz etmemiştim. Yanlış anlar. Ayrılır diye korkmuştum.”. 

 “Aynen ben de.İki nişanlı ilk çıktığında ne konuşur? Konunun temeli mutluluk olmaz mı? Bizimki ebeydi. Ben bizimkilerin güldüğünü görmedim. Dudaklarını oynatacak kadar gülümsemeleri piyangoda büyük ikramiye gibi. Barış da annesiyle babasının. Abicim Buda heykeli güler. Bunlar gülmez.”.

 “Dördünün ortak noktası çokmuş.”.

 Bak şimdi. Komedi filmi izliyorsun. “Gıdıkla da güleyim”miş. Bunlar Şarlo’yu bile beğenmiyor…

Büyüklerin de izlediği Şirinler’i de saçma buluyorlar. Neymiş? O kadar erkeğin arasında bir tek bayan mı olurmuş?

 

Hele hele Kukla Şov’un Pegi’si… Domuz gibiymiş.

Ruh durumum bozuldu. Kaynanam ‘Benim Kleopatra’ya benzeyen gelinim’ deyinceve ötekiler de bunu onaylayınca…

 

aklıma mumya geliyor…

 

“Yani çocuklar mumyaları görsünler diye Mısır’a gitmeye gerek yok.

 Onlar gelince evi kutsal sessizlik kaplıyor. Gidene kadar da sanki tıp oynuyoruz.”.

 “Peki neden gülümsemiyorlar? Gülmüyorlar?”.

 Yaşam saatlerin çevresinde dönülen tekdüzelikmiş.

 

Keyif almıyorlarmış. Her sabah kalk. Kahvaltı et. İşe git gel. Akşam yemek. Televizyon. Yat… Sonra sabah.Gene Kahvaltı et. İşe git gel. Tekdüzeymiş.”.

 “Peki neden… Ama dur bir dakika. Televizyonda Bolero’nun öyküsü yazdı. Sesini aç dinleyelim.”.

 “RavelBolero’su tekdüzedir. Aynı melodi 24 kez hiç değiştirmeden yinelenir. Trampet fonda sürekli aynı şeyi çalar

ve tek bir melodi vardır.

 İlki nefesli saz tarafından çalınır, aynı melodi ikinci üçüncü ve sırayla öteki sazların katılmasıyla yinelenir.

 

Eserin sonunda bütün bir orkestra girer, kükrer ve eser muhteşem bir finalle noktalanır.

Bolero insan yaşamını simgeler. Yaşam gibi sıkıcı, tekdüze yani yinelenen bir şeyin, isteyen için nasıl renkli ve keyifli bir duruma getirilebileceğini gösterir.

 Tekdüzelikten kurtulmanın anahtarı elimizdedir. Bolero’da çalgılar renklendirir melodiyi. Yaşamımızı Bolero’ya dönüştürebiliriz.

 Yaşama çalgı gibi küçük değişiklikler katarak hoşça vakit geçirebiliriz. Hoşça vakitlerle eğlenebiliriz, gülebiliriz. Sözgelimi kitap okumaktan…

arkadaşlarla havadan sudan konuşmaya, müzikli eğlenceli gülmeceli yapıtlara kadar… En iyisini en büyüğünü aramayalım. Yaşamda eğlenmek ve gülmek, küçük hoşça vakit geçirme noktalarının birleşmesidir.Gülen devekuşu veya balık bile

saçma gelmez. Çizgi de olsa gülümsetir… Böylece yaşamımızın kalitesini hoşça vakitlerle arttırıp her anında olağanüstü final yaratabiliriz.”.

 * * *

 “Ahu, Barış onlar gelmeden gidiyorum. Ama o dört mumyaya deyin ki;

Hoşça vakit geçirmek

gülmenin eğlenmenin püf noktasıdır.”.

 ***

Murat Tepebaşılı

***

 NOT: Konuya göre biçimlendirdiğim Bolero yazısının aslı

 https://ebedigenclik.wordpress.com/2019/10/14/maurice-ravelin-bolerosu/

Ravel’in Bolero’su aşağıdaki linkten izlenebilir…

https://www.youtube.com/watch?v=IsF53JpBMlk

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz