Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

15 Ekim 2018 Pazartesi, 19:24

Peri Bacası yıkan başkan (14)

 *Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

————–

 Son olay beni yıllar ötesine götürüyor. 1987’lere…Ülke hala İhtilal Lideri Evren tarafından yönetiliyor. Sözde parlamento var ama askeri yönetimin gölgesi her an vatandaşın ve siyasetcinin üzerinde…

***

Yazarın notu:

Aklıma buna benzer bir olay takılıyor.

Ve hafızam beni yıllar öncesine götürüyor…

 1987 yılında Tempo Dergisi’nde çalışıyorum. Derginin yayına hazırlık dönemi sırasında bir ihbar gelmişti Ürgüp Belediye Başkanı Kürşat Numanoğlu’ndan.

Kalkıp Kapadokya’ya gittik Tempo’nun foto muhabiri Ali Baydaş  ile.

Tempo’nun ilk sayısı henüz piyasaya çıkmamış. Olayı araştırdık.

Kadim dostum, can arkadaşım gazeteci rahmetli Berhan Avcı bize yardım ediyor bu haberle ilgili olarak. Kendisi aynı zamanda Ürgüp Turizm Müdürü.

 Siyaset sahnesinde renkli kişiliği ile “tebaruz” eden dini referanslı Refah Partisi’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan Hoca’nın partisinden biri, yerel seçimlere girmiş ve belediye başkanlığını kazanmış. Koltuğuna oturur oturmaz bakmış ki makam odasının önünde bir peri bacası yükseliyor.

Tabii kızmış olmalı. Görüş alanını daraltıyor…Yani manzarasını bozuyormuş Mustafa Mızrak adlı bu belediye başkanının.

Mızrak sinirlenmiş, köpürmüş, yerinde oturamaz olmuş.

Belediye yetkililerine emir vermiş: “Yarından tezi yok, önümdeki peri bacası yıkıla…”

 

Kazma- kürekleri kapan belediye  işçileri peri bacasını yıkacak değiller ya.

Ertesi gün belediyenin dozerleri dayanmış ve 2000 yıllık peri bacası, dozer paletleri altında bir hafta içinde ortadan kaldırılmış.

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

 

İlk Hristiyanlık dönemine ait peri bacalarının altında kilise kalıntıları, duvarlarda harika dini gravürler, havarilerin fügürleri var.

Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan buralara İlk Dönem Hristiyanlığın ayak izlerini bulmaya, geliyor.

Bizimki yıkıyor…

 

Haberimiz Tempo’nun ilk sayısında  geniş şekilde fotoğraflarla yayınlandı.

Büyük tepki aldık.

Belediye Başkanı Mızrak olayı, siyasetcilerin her zamanki  pişkinliği ile yalanladı.

Efendim zaten “ayakta duramayan harabe bir bacaymış” da..

Tarihi değeri yokmuşmuş da…

Altü üstü kaya parçasıymış (!) da..

 

Dergide haberin yayınlanmasından sonra ülkenin yedinci Cumhurbaşkanı “Netekim” Orgeneral Ahmet Kenan Evren’in emri ile belediye başkanı hakkında soruşturma açıldı.

Bu haber, dergimizden alıntı yapılarak Batı basınında daha da büyük şekilde yer aldı.

Yerli medya umursamadı bile.

Neyse o sıralar “bir kısım medya” ortalarda yok ama nedense olaya fazla değer verilmedi.

Belki haberde İslami değil, İsevi motif hakim olduğundan.

Bilemeyiz.

***

Lafı uzatmak gereksiz.

 

Gelelim sitedeki son duruma. Patitan’daki garabet duruma…

Sitedeki ağaç katliamı bir tarihi ortadan kaldırmıyordu ama ne de olsa 30 yıllık bir geçmişimizi “yok” farzetmemiz anlamına geliyordu.

 

Gazetede yayın devam ederken yöneticilerin Hürriyet’in kapısına dayandıklarını ve temsilci ile görüştüklerini duydum.

“Yüzde yüz yayının kesilmesini istemişlerdir” diye düşünüyordum ki, temsilci Sedat Ergin dahili telefondan beni aradı..

Katliam savunucuları gitmişler şikayet etmişler beni.

Ergin “Dinledim hepsini. Olayı daha da büyütmemek için rica ettiler. Ama mesele senin değil artık Kamunun sorunu haline geldi. Üstelik iyi yerden yakaladın. Devam ettirelim. Sonucunu alana kadar” dedi

Yayınlarımız giderek sertleşti ve devam etti.

Ağaç katliamcısı yöneticilerin şikayetcilerini daha da yukarılara götüreceklerini tahmin ediyordum.

Tahminin yine doğru çıktı bu kez işi  Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök‘e götürmüşler.

Hani şu Özal döneminde, devrin Başbakanı, sonra 8. Cumhurbaşkanı olan rahmetli Turgut Özal’la yakınlığı ile tanınan, Çankaya Köşkünden gelen emir ve bilgilerle Hüriyet’i yöneten ve adı “Özköşk“e çıkarılan arkadaşa.

***

Yazarın notu:

Ertuğrul Özkök, 20 yıl Hürriyet’in tepe yönetiminde bulundu ve halk gazetesi olan, 1982’lerde bir milyon trajı olan Hürriyet’in günlük satışını 350 binlere kadar düşürmeyi başaran(!) pop sosyolog bir genel yayın yönetmenidir. Rahmetli Erol Simavi döneminde „danışman „olarak bu gazeteye adımını atan pop sosyolog arkadaş, tarafsız yayını ile ünlenen, halk gazetesi olarak da Medya Krallığının tepesine oturan Hürriyet’i “Entellektüel Gazete“ yapma iddiasıyla yola çıktığı gazetecilik denemeleri sırasında sadece  trajını düşürmekle kalmamış, yayın çizgisini bozmuş, güvenilir gazete imajını da altüst etmeyi becermiştir.

***

Yazılarıma Özkök tarafından tepeden hehangi bir müdahale gelmedi.

Bana müdahala gelmeyince- zaten gelseydi anında işimden ayrılırdım-  yayınımız daha da sertleşerek devam etti.

Zaten öyle de olması gerekiyordu.

Çünkü haberlerde tek kelime yalan ve yanlış yoktu.

Her gün yeni tepkiler alırken Büyükşehir Belediye Başkanı  ağaç kesmek için devlet kurumlarından yasal izin alınmadığı gerekçesi ile site yönetimine 5 milyarlık(şu anki rakamla 5 bin lira) ceza kesileceğini açıklayınca bu kez ben hayret ettim. Bu ceza kesme haberi Patitan topraklarına bomba düşmüş gibi addedildi.

***

Yazarın notu:

Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, zaten gazeteci düşmanı, zaten dini bütün bir partinin temsilcisi.. Eline fırsat geçmiş, yapar mı yapar. Laiklere karşı bunu fırsat bilip güya intikam alacak.

Basit bir siyasi hesap.

Aslında gazozun havası iyice kaçmaya başlamıştı. Belediye Başkanının adamları ağaç katliamını bilerek ve isteyerek önlememişti.  Gerekçeleri bile palavraydı. Ellerinde yetki yokmuş güya.  Ağaç kesmeyi önlemede yetki yok, para cezası kesmede var. Buna resmen “Yersen, rafta dolma var” derler.

Tabii olaya taraf olmadım, tartışmaya dahi girmedim bu konuda. Sessiz kalmak, tarafsız kalmak demekti benim için. Site yönetimi   başkana ricacı göndermişti. Belediye Başkanı Gökçek daha sonra cezadan geri döndü.Olay zaten daha önce bitmişti benim için. Katliamcıları yeteri kadar teşhir etmiştik nasılsa.

***

Ama ya kediler? Kediler için yeni bir sayfa açılırsa, ağaçların intikamı Mernuş ve diğer kedilerden çıkarılmaya çalışılırsa ne olacak?

Ya da bizler ve kediler için biri çıkıp “Ya gidecekler, ya gidecekler…” (!) derse ne olacak?

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Katliama müthiş tepki var..(13)

https://www.haberhurriyeti.com/agac-katliami-ve-sonrasi-12/

https://www.haberhurriyeti.com/bayan-baskan-koltuga-oturunca11/

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Pembe memeli kedi… (8)

https://www.haberhurriyeti.com/bebelerrrrr-7/

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO