Son Dakika
19 Mayıs 2019 Pazar

‘Öteki Dünya’da yolumuzu bulalım’ diyerek gitti!

Öykü yazarlığı, ressamlığı, şairliği, fotoğraf sanatçılığının büyüklüğü, yarımadadan dışarı çıkamamıştı bir türlü. Vedan çok şey anlattı aslında. Gidip mavi yağlı boya ile boyanmış olan kapısını okşayasım var şimdi Cavit ağabeyin.

22 Şubat 2019 Cuma, 20:14
'Burada böyle olmadı, bari Öteki Dünya'da yolumuzu bulalım' diyerek gitti!

‘DERDİM VAR

Oturduğum yerden dört metre uzakta masa ve masanın üzerinde sürahi! Şimdi buradan kalkıp taaa masaya kadar yürüyeceksin, bardağa su doldurup içeceksin. Sonra yeniden onca yolu yürüyüp oturduğun yere geri döneceksin! Kimse inanmaz bu yolculuğun yorgunluğuna! Ne zaman ki yaşınız seksen altıya ulaşır, ne zaman ki dün gece havadan mı sudan mı kalbinizdeki sorunlar sizi uyutmaz! Ah! Bedenimle beynim ayni oranda yaşlansalardı! Otuz yaşlarındaki beynim, bu yaşlı adamla nasıl taaa buradan geleceğe kadar yürüyecek?’

Yukarıdaki satırların sahibi Cavit Kürnek, 86 yaşındaydı.

Öykü yazarı, ressam, fotoğraf sanatçısı, komple sanatçıydı.

Sanatçılığındaki derinliği kendisiyle birlikte aldı götürdü dün, eğer var ise diğer yana.

Üzüntümüz sonsuz.

”YOL BULMAK!” başlıklı notunda;

‘Siz şimdi:
Bu Amca kafayı yemiş!” diyeceksiniz ama benim aklım başımda. Dün gece rüyada verildi bana bu görev: On yıl kadar sonra, Cennet”in has kapısında kapıcılık yapacağım. Görevim kapıyı açıp kapatmak değil, içeriye girmek için kuyruğa girmiş olan kişilerin, Cennet’i hak edip etmediklerini saptamak!

Geri çevireceklerim, bir daha yaşayacaklar Dünya Cehennemi’nde. 
Biliyorum, bazı kişiler avucuma birkaç bin dolar sıkıştırmaya kalkacaklar ama:
” Olmaz!” diyeceğim. ” Bu yüz bin dolar kurtarmaz. Siz biraz daha yükseltin Cennet Rüşvetini!”
Cennet’de, önünden metro geçen boğaz manzaralı bir villanın kaç para olduğunu bilen var mı?
Burada olmadı, bari Öteki Dünya’da yolumuzu bulalım!” 
demişti hayattayken.

Gitti öteki dünyaya ama;

Dönen olmadığından bugüne dek o seferlerden, bu dünyada mütevazı ama büyük sanatçılığından bulamadığı yolu öbüründe bulabildi mi öğrenemeyeceğiz ne yazık ki.

Eşek ile Zeytin Ağacı, İnce Çimene Su, Dalgaları Saymak, Sardunyanın Adı Maria, İzmir’in İnce Gülü benim bildiğim ve kitap evi raflarında okuyucuya sunulmuş öykü kitaplarından sadece bir kaçı.

Daha geçen yaz başı tamamlayıp okuyucu ile buluşturmuştu ‘Eşek ile Zeytin Ağacı’nı.

Eşeğin bile bağlandığı Zeytin Ağacı’nın değerini bilirken;

İnsan evladının ölümsüz ağacı bile öldürme yetisindeki yaman çelişkiyi dillendirmişti çocukluğunun buram buram yaşanmışlıklarıyla.

Gazetemiz, gazeteniz HABERHÜRRİYETİ’nin köşe yazıları olmuştu, kendi köşe yazarlığıyla o ve diğer öyküleri parça parça.

3 ve 20 Ocak 2019 tarihli son kaleme aldığı iki öykü ile devam edeyim yazıya kalemindeki ince ama orantısız zekayı aktarmak için tanımayanlara;

PEMBE NİNE

Tıpkı bu günkü gibi anımsıyorum! Karaburun’daki evimizde annem ile pencerenin önünde otururduk, dışarıda yağmur yağardı. Ocakta yanan odunların sesine annemin sesi eşlik ederdi:

” Yağmur yağıyor, seller akıyor, arab kızı camdan bakıyor!

Evli evine, köylü köyüne. Kimin evi yoksa, sıçan deliğine!”

Annemin kırmızı eteğine iyice sokulur:

” Bizim evimiz var değil mi anne?” diye sorardım.

” Elbette var! Hem evimiz var, hem ocağımız var. Hatta tarhana çorbamız bile var!”

Bir hafta önce çok şiddetli deprem olmuş, bazı evler ağır hasar görmüştü. Kızılay evimizin üstündeki geniş araziye çadırlar kurmuş, bazı kişiler çadırlarda kalıyorlardı.Üstelik galiba Ramazan ayındaydık.

Annem her akşam üzeri bir tepsi yiyecek hazırlayarak bana veriyor:

” Götür bunu Pembe Nine’ye!” diyordu.

Pembe Nine iftarını bozarken:

” Otur bire çocuğum!” diyordu. ” Otur birlikte yiyelim!”

Eve döndüğümde annem beni azarlıyordu

” Bin dokuz yüz kırk iki yılındayız. İkinci dünya savaşının göbeğinde. Bırak Pembe Nine’nin rızkı onun olsun!”

” Rızık ne demek Anne?!”

KAPI
Karaburun’da, çocukluk yıllarımın acımasız kışlarında, akşam olmuş, hava kararmaya başladığında oyunu bırakır, evlerimizin yolunu tutardık. Bir tekerleme ağzımızdan düşmezdi:
” Evli evine, köylü köyüne!
Kimin evi yoksa,
Sıçan deliğine!”
Beni bir hüzün kaplar, ağladığım bile olurdu. Anneme sorardım:
” Anne, ben o deliğe sığar mıyım?”
Annem gülümser:
” Çocuğum!” derdi, ” senin deliğin bizim evin kapısı. O delikten sen de girersin, ben de çıkarım!”
Gider mavi yağlı boya ile boyanmış olan kapımızı okşardım!

*.*.*.*

‘Burada böyle olmadı, bari Öteki Dünya’da yolumuzu bulalım’diyerek gittin ya;

Bugün bindiğin 4 kollu, bana ve bize senden hayat dersi dolu yine sağlam kapak oldu Cavit ağabey.

www.haberhurriyeti.com/ OĞUZ ÖRNEK

Yorum

  1. zübeyir

    23 Şubat 2019 at 10:39

    🙁

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri