19 Kasım 2018 Pazartesi, 13:01
Sedat Kaya
Sedat Kaya [email protected] Tüm Yazılar

Osmanlının ‘Kızlı’sı

Atatürk ve İnönü‘yü ima ederek “iki alkolik” demişlerdi.
Cumhuriyeti kuranları hep içki içmekle eleştirmişlerdi.
Hatırlarsınız;
Hem de “Kızlı erkekli içiyorlar” diye suçlamışlardı.
“Kızlı erkekli” demekle neyi ima ediyorlardı bilinmiyor ama ecdadımız Osmanlı’nın “Kızlı Rakı” içtiğini biliniyor.
Hem de erotik kızlı.
*.  *.  *
 
Kızlı Rakı Osmanlı döneminin en tutulan rakısıydı.
Bizim şimdikilerden bazıları gibi..
“Kızlı Rakı” nın şisesinin üzerinde, üzüm salkımına oturmuş erotik bir kız resmi bulunuyordu.
Üstelik kızın üzerinde bedenini gösteren şeffaf bir elbise vardı ve bir göğsü de meydandaydı..
O yüzden “Ver bir şişe kızlı rakı” denilirdi.
Ecdadımız, şişenin üzerindeki bu kıza baka baka demlenirdi.
*. *. *
 

Ecdadımızda içki kültürü çok yaygındı.

11. Yüzyıl yazarı Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat’it Türk adlı eserine göre çeşit çeşit şarap vardı bu toplumda.
Bunlar  süçik, çağır, bor ugut, agartgu, begni ve buhsum’du.
Osmanlı’da da devam etti bu kültür.
Bir çok padişah şaraba çok düşkündü.
Topkapı’daki şarap mahzenlerinin keşke bir dili olsa da anlatsaydı.
Şeyhülislam, tarihçi ve müderris Hoca Sâdeddin Efendi, şarap içen ilk padişahın 1.Beyazıt olduğunu söyler. 
“Bu öyle bir altın sudur ki dünyanın bütün hazinelerine üstündür.  Bir dilenciyi cihangir; kudretsiz bir adamı İskender yapar.” diyen Ayyaşların Piri Bekri Mustafa döneminin Şeyhülislamı Zekeriyazade Yahya Efendi de,  bir şiirinde şöyle yazıyordu.

“Mescitte riya pişeler etsin ko riyayı.

Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürai.”
Türkçesi.
“Mescitte ikiyüzlüleri bırak,  ikiyüzlülük etsinler 
Sen meyhaneye gel, ne ikiyüzlülük var, ne ikiyüzlü”

Saray şairlerinden Fuzuli, Baki gibi isimler de bir çok şiirinde içki sofralarından, şaraptan söz ederdi.

Rum Diyarının Mevlanası (Mevlana Celalettin Rumi) nin  şarapla ilgili şiirleri duyguluydu.
*.  *.   *
Peki din adamları, padişahlar içer de toplum durur mu?
Zaman zaman yasaklansa da, Osmanlı toplumunda akşamcılık yaygındı.
17. Yüzyılın ünlü gezgini Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde o dönemin İstanbul’unu şöyle anlatırdı.
“İstanbul’un dört çevresinde meyhaneler çoktur ama çokluk üzre Samatya kapısında, Kumkapı’da, Yeni Balıkpazarı’nda, Unkapanı’nda, Cibali kapısında, Fener kapısında, Balat kapısında ve Hasköy’de bulunur. Karadeniz Boğazı’na varınca her iskelede meyhane bulunur ama Ortaköy, Kuruçeşme, Arnavutköy, Yeniköy, Tarabya, Büyükdere ve Anadolu tarafında Kuzguncuk, Çengelköy, Üsküdar ve Kadıköy’de tabaka tabaka meyhaneler vardır.” 
Evliya Çelebiye göre  o yıllarda İstanbul‘da tam 2.623 meyhane var ve bu meyhanelerde  11.639 kişi çalışmakta.
Alkol büyük bir sektördü.
Ecdadımız Osmanlı’da içkinin ne kadar yaygın olduğunu anlatan daha onlarca örnek var.
Bakın dünyaca ünlü İslam Düşünürü, yazar, bilim adamı  İbni Sina ne diyor?
“Şarap gerçekten ruhun gıdasıdır..
Onun rengi ve kokusu gülün rengini ve rayihasınıi bastırır.
Tad bakımından baba öğüdü gibidir; acı fakat yararlıdır.
Şarap içmek cahile göre batıl, bilgin yanında haktır.
Aklın fetvası ile âlime helal olmuştur..
Şeriat hükümlerinde ahmak olanlar için haram sayılmıştır..
Cahili şeytana, bilgeyi tanrıya yöneltir.”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO