Son Dakika
16 Ekim 2018 Salı

25 Temmuz 2013 Perşembe, 19:12
Ökkeş AĞAOĞLU
Ökkeş AĞAOĞLU [email protected] Tüm Yazılar

Ortadoğu’nun güvencesi kim?

Esad İnerse BOP’lu Kürdistan Hortlar, Sınırlarımız Terör Yuvasına Döner, Uyanın Artık!..

BUGÜN halâ hükümetin iç politikada olduğu kadar dış politika da yanlışları devam ediyor. Düşünsenize, Taksim esnafı zor durumda kaldıklarını seslendirmek ve isteklerini duyurmak için basın açıklaması yapıyor… Beyoğlu Belediyesi ise, Beyoğlu esnafının dükkanını üç gün kapatıyor.
Neden?..
Beyoğlu esnafı basın açıklaması yaptı diye.
Aynı şekilde AKP’nin Mısır politikasında da yaptığı yanlışlıklar, Mısır sınırında bekleyen yüzlerce TIR’ımızın geçişlerini engeller duruma gelmiştir. Hatta ve hatta, son aldığımız duyumlar, TIR’larımıza Mısır hükümeti tarafından el konulduğu yönündedir.
Bugün Dışişleri Bakanı ortaya çıkıp derhal bu durumları düzelterek inatçı politikasından vazgeçmesi gerekiyor. “Yurtta sulh, cihanda barış” sloganımızı hem Mısır’da ve hem de Suriye’de derhal hayata geçirmesi gerekiyor. Yok eğer bu yapılmazsa, Türkiye’nin karşılaşacağı olumsuzluklar Anadolu tüccarımızı zor günlere sürükleyecektir. (Sürüklemiştir bile.)
Bu olumsuzluklar Türkiye’nin gündeminde çok kötü bir şekilde devam ederken… AKP iktidarının halâ “Gezi Parkı” ile “Türk Gençliği”ne yönelik aşırı muhalefet tarzına bürünmesi; Anadolu’yu olumsuz günlerin beklediğini göstermektedir.

AKP İKTİDARI TÜRK GENÇLİĞİNİ SEVMİYOR… SEVDİĞİ TEK ŞEY, HAYALİ BİR OSMANLI VE ELEŞTİRİYİ HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL ETMEMEK…

Düşünebiliyor musunuz?..
AKP hükümetinin polislere verdiği iftarda, “Polis biber gazı da sıkar, Toma’sını da kullanır” açıklamasını yapması Türk gençliğini sevmiyor düşüncesini yaratmıştır.
Türk gençliği hayatını kaybediyor.
Başbakan, “Polis biber gazı sıkar” diyor.
İnsanların gözü yanıyor. Nefes alamıyor.
Başbakan, “Polis, plastik mermi kullanır” diyor.
Türk gencinin gözü çıkıyor. (Ama o plastik mermilerin içine demir bilyeler koyulduğu da belirleniyor.)
Toma’lar ise tazyikli su yerine, suyu kimyasalla karıştırarak vücutları yakacak hale getiren özel bir maddeye dönüştürülüyor.
Başbakan ise, “Tomalar vazifesini yaptı” diyor.
Bu sefer polis, gaz bombalarını vatandaşların yüzüne nişan alarak sıkıyor ve kafasından yaralanan gençler, acı içinde kıvranarak hayatını kaybediyor.
Başbakan ise, “Polis gaz bombası da kullanır” diyor.
Yani, polis tedbirlerinin neresinden tutarsanız tutun, insanı rahatsız ediyor. Öldürüyor ve sakat bırakıyor.
AKP, bunun neresini savunuyor?..
Böyle şey olur mu?..
Ayrıca deniliyor ki, “Bizi eleştiren Avrupalılar, bizden daha beterini yapıyor. Onların bizi eleştirmeye hakkı yoktur”la yola çıkılarak savunma yapılıyor.
Ne yani!
Avrupalı, göstericileri jiletlese, siz de halkınızı jiletleyecekisiniz?
Avrupalı, tankla - topla - tüfekle göstericilerin üstüne giderse siz de mi aynısını yapacaksınız?..
Bu savunma olur mu?..
Böyle iç politika anlayışı olur mu?..

İÇ POLİTİKADA BAŞARILI OLMAK İSTİYORSAN PKK AÇILIMINI DERHAL DURDURMALISINIZ!..

Türkiye toprakları sınırları yol geçen hanına dönmüş vaziyette. Bugün güya PKK olayını bitireceğim diye yola çıkarak karakolları bile kapatan AKP zihniyeti, çok yanlış yolda olduğunu halâ anlamış değil. Bir defa sınırlarını koruyamayacak duruma gelirseniz, PKK ve onun beraberindeki terörist örgütler, senin ülkene ve insanına büyük tehdit olur.
Zaten oldu da!..
Reyhanlı’da patlayan bombaların ardından, bugün de Ceylanpınar’da meydana gelen masum Türk insanlarının (hatta gençlerinin) ölümü, yüreklerimizi dağlarken… AKP, devamlı “Ben ne yaparsam doğrudur” inadıyla politikasına devam ediyor.
Peki AKP, Suriye politikasında ne diye yola çıkmıştı?
“Suriye toprakları bir bütündür. Bütün kalmasını istiyoruz. Parçalanmış bir Suriye istemiyoruz” demediler mi?..
Dediler.
O halde bugünkü duruma ne diyecekler?..
Siz bırakın Suriye topraklarının bölünmesini ve tek parça olarak kalmasını… Türkiye’nin bütünlüğünü bozacak olan sınırımızın sınırsızlığını onaylamış vaziyette.
Bütün karakollar kaldırıldı.
Gözetleme kulelerinde Mehmetçik artık nöbet tutmuyor.
Niye?..
BDP öyle istiyor da ondan mı?..
Yoksa Kürt açılımı, aniden PKK açılımına dönerek burnumuzun dibinde kurulacak olan Kürdistan politikasının bir gereği olduğu için mi?..
Sınırlarımız o kadar kötü idare ediliyor ki… Siz bırakın güvenliği, tek kelimeyle Türkiye toprakları güvensizlik içinde parçalanmayı bekliyor adeta. Ama buna bu kadar müsaade ederseniz, parçalanma da olur… Kürdistan devleti de olur.
Aklımıza gelmişken hemen söyleyelim: Barzani, önceki gün yaptığı Kürtler toplantısında, “Öcalan da aramızda olsaydı” diyerek AKP hükümetine göndermede bulunuyor. AKP ise, buna ne cevap veriyor, ne de karşı çıkıyor.
Yaptığı tek şey, “Gezi Parkı için yürüyen çocuklar teröristtir” diyerek kafaları başka tarafa çevirmeye çalışıyor. Oysa durum pek o kadar da basit bir olay değildir. Olay, çok ciddidir ve bir vatanın, bir ulusun neredeyse köle haline getirilmesine kadar giden bir yanlış politikanın devam etmesidir.
Halbuki yanlış politikaları yüzünden Ceylanpınar’da  başından yaralanan 15 yaşındaki gencimiz de hayatını kaybetti. Eğer sen “Ben güçlü ülkeyim. Bize kimse baskı ve üstünlük taslayamaz” diyorsan (Ki bunu sürekli söylüyorsun), o zaman sınır güvenliğinde gücünü göstereceksin ve halkına verdiğin önemi bütün komşu ülkelere (hatta dünyaya) kanıtlayacaksın. İşte o zaman, Ceylanpınar’a  Suriye tarafından bir top mermisi düştüğünde, karşı taraf hemen “Türk hükümetinden özür dileriz” açıklama gelmelidir.
Böyle bir açıklama geliyor mu?..
Hayır.

TÜRK GENCİ, CUMHURİYETİ İÇİN, BAĞIMSIZLIK İÇİN YÜRÜYOR, GENÇLERİMİZ APTAL DEĞİL!..

AKP, sadece Taksim Meydanı’na özgürlük ve bağımsızlık için yürüyen Türk gençleriyle uğraşıyor. Onları evlerinden alıyor… Adli makamların karşısına çıkarıyor ve teröristlikle suçluyor. Oysa teröristlikle suçlanan gençlerimizin yaşları lise talebeleri.
Bunun yanında cam kıran, molotof kokteyli atanları elbette cezalandırın. Çünkü onlar Türk gençlerinin masum yürüyüşlerini de bombalamakta. Onlar gerçekten de terör estiriyor ve marjinal gruplardır. Ama siz Türk gençlerini de onların yerine koyarsanız… Türk bayraklarını sırıtlarına atarak yürüyüş yapan gençlerimizi terörist diye damgalarsanız… Yaşları küçük ama yürekleri büyük olan liseli talebelerimizi gözaltına alıp onları karşılaşmamaları gereken bir adliye olaylarıyla yüzleştirirseniz… Bu gençliği yanlış yola sevk etmiş olursunuz.
Bu politikanız yanlıştır.

SURİYE POLİTİKANIZ BÜYÜK BİR KAOSA DÖNÜŞEBİLİR… AKP’NİN SURİYE KONUSUNDAKİ DÜŞÜNCESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİMİZ VAR…

Aynı yanlışlık Suriye politikasında devam ediyor. Biz Suriye politikasında ne yapmak istediğinizi anlamaya başladık artık. Bugün, Suriye meselesinde Amerika niçin “Şam’ı bombalarım” diyor?..
Türkiye’nin yanlış politikası yüzünden BOP düşünceleri suya düşecek de ondan. BOP’u canlı tutmak için ve İsrail’i bu bölgeye yerleştirmek için hem Kürdistan’ın kurulması için sınır bölgesine gelerek Türkiye’ye iyi bir ders verecekler… Hem de Türkiye’yi yavaş yavaş ortadan bölerek (tıpkı Osmanlı’ya tanınan) Orta Anadolu bölgesine Türkiye Cumhuriyeti diyecekler ve Türkleri oraya yerleştirecekler. Daha doğrusu sıkıştıracaklar.
Bizim AKP ne diyor?..
BOP - MOP kalmadı diyor.
Hayır efendim, kaldı. Hem de öyle bir kaldı ki… Bakın Amerikan birlikleri Şam’ı bombaladığında bundan güç alan Peşmerge bozuntusu Barzani, “Apo derhal serbest bırakılsın” yaygarasını tutturarak AKP’yi köşeye sıkıştırmaya çalışacak.
Peki AKP ne yapacak?..
O günkü durumu akıllarınca analiz ederek ve Beyaz Saray’ı arkalarında görmek isteyerek “Acaba Osmanlı’yı nasıl kurarım?” sevdasına kapılıp Cumhuriyet ile olan hesaplaşmasını düşünecek..
Halbuki Osmanlı, hem Haçlı ordularının baş düşmanıydı… Hem de Batı aleminin baş düşmanıydı. Ayrıca Amerika sana Osmanlı’yı kurdurmayı hiç kabul eder mi?..
Ama Amerika, birkaç milyar dolar para vererek Türkiye’nin ağzına birazcık bal çalıp Türkiye Cumhuriyeti’ni uyandırmadan “İsrail’i Türkiye’ye komşu ederek acaba İran’ı nasıl deviririm?” politikasını kurmaya çalışacak. Hatta belki de bu konuda bir B planları da vardır mutlaka.
“Bunu da nereden çıkardınız?” derseniz eğer…
Biz de bunu kanıtlamak için tarih yapraklarını araştırdık. Siz de araştırın. Bakın karşınıza şu gerçekler çıkacak: (ABD’nin 100 yıllık “Büyük Kürdistan” planı adım adım hayata geçiriliyor. ABD’nin 28. Başkanı Thomas W. Wilson’ın, 1920’de Paris Barış Konferansı’na sunulmak üzere Türkiye’nin de parçalanmasını öngören “Büyük Kürdistan” senaryosu, bugünkü gelişmelerin de başlangıcını oluşturuyor. Wilson’un, Dışişleri Bakanlığı’nın Kafkasya Bölümü’ne Türkiye’yi “Ermenistan, Lazistan, Kürdistan ve diğer etnik parçalar” şeklinde dörde bölen bir harita yaptırdığı ortaya çıkmıştır.)
Bu arada Türk hükümeti ne yapıyor?..
Hiçbir şey.
Sadece karakollarımızı kaldırarak açılım zarar etmesin diye hayali bir PKK politikasının peşine düşmüş duruyor.
Ne bir “Amerika Şam’ı neden bombalayacak ki?” diye düşünüyor… Ne de “İleri karakollarımızı kaldırdım. Ama sınırlarımdaki Türk vatandaşlarım ölüyor. Topraklarım yol geçen hanına döndü.  Bunu durdurmazsam Türkiye Cumhuriyeti zarar eder” düşüncesini aklına getiriyor.
Tek düşündüğü “Esad inecek” inadı.
Oysa Esad indirilirse, Suriye bir daha bir araya gelmemek üzere bölünür ve Türkiye sınırları çok büyük bir terörist grupları tarafından rahatsız edilmeye başlar.
Uyanın artık.

www.haberhurriyeti.com / ÖKKEŞ AĞAOĞLU

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO