10 Ocak 2019 Perşembe, 09:32
Fikret Kalmuk
Fikret Kalmuk fkalmuk@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

ON OCAK ARTIK KUTLANAMAZ

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyamıyorum…
Çünkü meslektaşlarımız işsiz.
Çünkü iş güvenceleri,  patronların ve iktidarın iki dudağı arasında.
Artık adliyelere haber yapmaktan çok, ifade vermek için gidiyorlar.
Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyamıyorum…
Çünkü meslektaşlarımız haber yaptıkları için gözaltındalar.
Çünkü cezaevindeler.
Çünkü haber takip ederken kafalarına silah dayanıyor, tartaklanıyorlar.

Çünkü fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür gazete patronu kalmadı…

***
Gerek 
Milli Şef, gerek ise DP döneminde çok çile çekti gazeteciler.

Polis copları altında inliyor, yolları kesiliyor ve hapishanelerde sürünüyorlardı.  Gazete sahipleri ise tüm bunlar karşısında suskun ve tepkisizdi…

Her devirde olduğu ve de olacağı gibi, o zaman da vardı yandaş medya. Yandaş kalemler… Yandaş tayfasını besleyen siyasiler…

Çıkarları için çalışanlarını siyasi kaprislere kurban eden patronlar…

Altmış ihtilâli belki bir dönüm noktası olabilirdi. Konu Milli Birlik Komitesine intikal ettirildi.

***

MB Komitesi 4 Ocak 1961 günü 212 sayılı yasayı kabul etti. Yasa 10 Ocak’ta Resmi Gazetede yayınlanınca, fikir işçileri “ Basın Bayramı” ilan etti.  Patronlar ise, yas tuttu. Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Dünya, Akşam, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah ve Cumhuriyet gazetesi sahipleri, yasayı protesto için üç gün yayın yapmama kararı aldı. Ve bu bildiri gazetelerde yayınlandı.

Ancak Türk basınında bugüne kadar yaşanmamış ve bana göre bir daha yaşanmayacak bir olay gerçekleşti. Anılan gazetelerin yazı işleri müdürleri, bildirinin yayınlandığı gün künyelerden isimlerini çıkardılar. Patronlar çaresizdi.

Bu müthiş bir dayanışmaydı. Patronlara karşı ilk büyük isyandı. Ve sanırım son isyan da bu oldu.

***

On iki Mart 1971 muhtırası, basın özgürlüğüne kısıtlama getirince, Basın Bayramı “Çalışan Gazeteciler Günü olarak” isim değiştirdi.

Ancak bunda garip olan şuydu: Çalışmayan, işten çıkarılan, siyasi baskılar nedeniyle çalıştırılmayan veya emekliye ayrılan gazeteciler,   arkadaşları tarafından dışlanıyor, tu kaka ediliyordu sanki.

Ne yazık ki hâlâ o kafa devam etmekte…

On iki Eylül 1980 harekâtı ile fikir işçilerinin özgürlükleri daha bir kısıtlandı. Başbakan Özal zamanında ise, durum daha da vahim bir hal aldı.

Her iş kolunda kurulan sarı sendikalar, basına da sıçradı. Yetmedi cemiyetler bölündü.

Sendika ve cemiyetler zayıflayınca, Patronlar, gazetecilere ”her türlü yasal haklarını” aldıklarına dair belgeler imzalatmaya başladılar. İmzalamayanlar işten kovuldu. Patronlara en büyük destek ( maaşları astronomik rakamlara ulaşan), Genel Yayın Müdürlerinden geldi.

… Ve son yıllarda iktidar, kendi kendini bölen, hançerleyen, gücü tükenen gazetecilerle adeta oynamaya başladı.

***

Babadan, atadan gazete patronu olanlar…

Gözleri yaşlı… Elleri titreyerek yandaşlara satmak zorunda kaldılar gazetelerini…

Özgür basının sadece adı kaldı ülkemizde…

Bir “ alo” ile hasıraltı edilen haberler… Fotoğraflar… Kasetler…

Demir parmaklar arkasına atılan gazeteciler…

Çarmıha gerilen internet haber sitelerinin yöneticileri…

Bir kaş işaretiyle işten kovulan, köşe yazarları, muhabirler…

Bir yan bakışla gazetelerin, televizyonların üst kademelerine yerleştirilen yandaşlar…

Düşen tirajlar…  Kaybolan itibarlar…

Bana göre “On Ocak” Çalışan Gazeteciler Günü olmaktan çok,

GAZETECİLER İÇİN MÜCADELE GÜNÜ “ilan edilmelidir.

www.haberhurriyeti.com / FİKRET KALMUK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz