Son Dakika
25 Ağustos 2019 Pazar
”

NEFRET ETMEYİ SEVDİĞİMİZ TEK BANKA ‘’FED’’

FED kendi politikalarını siyasal bir vakum içinde yürütmez. Her ne kadar politikalar birbiriyle ters düşse bile para politikası ile maliye politikası yan yana işlemek durumundadır.

20 Temmuz 2019 Cumartesi, 23:40

Her ne kadar en çok kötülenen kurum olsa da AMERİKA’nın ulusal merkez bankası FED her nasıl olursa olsun AMERİKAN ekonomisinin merkezinde yer alır. Amerika’nın bankacılık sisteminde likiditeyi garantilemek için borç veren nihai başvuru makamı olarak da nitelendirebiliriz.

FED, AMERİKAN hükümetinin merkez bankasıdır.  Ne tamamen devlet kurumu ne de tamamen özel kurumdur. Her ikisinin de özelliklerini taşıyan bağımsız yönetimi olan bir bankacılık sistemidir. Hazine, Amerikan hükümetinin muhasebe kayıtlarını tutmakla görevlidir. Hükümet de FED’ deki hesaplarından çek yazmakla sorumludur. Toplanan vergilerin ve tahvil çıkararak borç alınan paraların hepsi , AMERİKAN hazinesinin FED’deki hesabına yatırılır. Vergi mükelleflerine geri ödeme yapılacağı takdirde veya Sosyal Güvenlik alanlarına ödeme yapılacağı zaman, para Hazinenin Fed’deki hesabından çekilir.

PARA ARZI TEKELCİSİ OLAN FED

Kendisi ekonomide toplam talebi etkileme konusunda benzersiz bir konuma sahiptir. FED’ in izlediği politika, para arzına doğrudan tesir ettiğinden, bankacılık sistemi içindeki fazla rezervi etkiler. Bu da haliyle FAİZ ORANLARINI değiştirir.

FEDERAL OPEN MARKET COMMİTTEE (FOMC)

Yani Federal Açık Piyasa Komitesi, Amerika’nın para politikasının baş mimarıdır. Komite, ekonomik performansı gözden geçirmek ve FED fonu oranlarını hedefleyerek para politikasının gidişatına karar vermek için yılda sekiz kere yani yaklaşık altı haftada bir toplanır. Basın ve finans piyasaları bu komiteyi yakından izler. Yatırımcılar açısından son derece önemli olan basın bildirimlerini dikkate alınarak analiz edilmesi gerekir.

EKONOMİK BÜYÜME DURUMUNDA

FED, ekonominin fazla büyüdüğü zamanlarda faiz oranlarını çok hafif yükselterek enflasyon uyarısı yapabilir. Enflasyon dönemlerinde ise faiz oranlarında frene basarak sürücüye sert bir uyarı yaparak ekonominin yeniden kontrol altına alınmasını sağlar.

DURGUNLUK DURUMUNDA

FED durgunluk dönemine girildiğinde yapabileceği en maksimum görevi, frenden ayağını çekmek ve faiz oranlarını düşürüp sürücüyü gaza basmaya cesaretlendirmektir. Enflasyonu durdurabilir durmasına ama sadece tam istihdamı teşvik edebilir.

DARALTICI (SIKI) PARA POLİTİKASI

Özellikle enflasyonist dönemler yasa koyucular ve başkanlar açısından daha problemli dönemlerdir. FED’ in siyasi baskılardan yalıtılmış olması önemli rol oynar. Enflasyonu durdurmakta etkili olması gerekir. Daraltıcı para politikasının reçetesi, harcamaların azaltılmasını ve vergilerin arttırılmasını gerektirir ki, bunlar siyasi açıdan hiç de rağbet görmezler.

GENİŞLEMECİ PARA POLİTİKASI

Durgunluk dönemlerinin vazgeçilmez para politikasıdır. Devlet harcamalarını arttırıp, vergiler düştüğü için faiz oranlarına yukarı doğru baskı uygulanır. Amacı faizler üstündeki yukarı doğru olan baskıyı, para arzını genişletmek ve kısa vadeli faiz oranlarını düşürerek dengelemektir.

KISA VADEDE PARA POLİTİKASI NASIL OLMALI?

Kısa vadeli faiz oranlarını düşürmek, tam istihdamı ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla tasarlanan genişlemeci para politikaları, sonuç itibariyla enflasyonu körükledikleri için faizlerin yükselmesine sebebiyet verir. Bu da haliyle para politikasının dikkatli uygulanması gerektiği anlamına gelir.

FAİZ ORANI POLİTİKASI EKONOMİYİ NASIL ETKİLER?

FED kendi politikalarını siyasal bir vakum içinde yürütmez. Her ne kadar politikalar birbiriyle ters düşse bile para politikası ile maliye politikası yan yana işlemek durumundadır. Ekonomik dalgalanmalar söz konusu olsa bile, durgunluğu dengelemek için genişlemeci para politikası uygulaması sonra da enflasyonist dönemlerde kontrol altına almaya çalışması faiz oranlarını arttırır ve uzun vadeli ekonomik büyüme engellenir.

Şurası kesin ki, FED’ in gücünün sınırları tartışmasızdır. Eğer FED öngörülebilir ve istikarlı bir faiz politikasını koruyarak ilerliyorsa ekonomik büyümeyi desteklediği şüphesiz ortadadır. Her ne kadar para politikası kısa vadeli faiz oranlarını etkiliyor olsa da ekonomik büyümede esas aktör FED’ in UZUN VADELİ FAİZ ORANLARI üzerindeki etkisi olmasıdır. Şirketler, gelecekteki FAİZ ORANLARI ve ENFLASYONDAN  emin değillerse sermayeye uzun vadeli yatırım yapmazlar. Bu belirsizlikten kaçınmak isteyen FED, mevcut ve beklenen enflasyonu kontrol altına almalıdır. Durgunluk esnasında ise FED’in tutumu borçlanmayı teşvik etmek için düşük FED fonu oranı hedeflemek şeklindendir. Bununla beraber FED, faiz oranlarını çok uzun süre fazla düşük tutacak olursa, sonuçta büyük olasılıkla enflasyon gerçekleşir. Beklenen enflasyon ve yükselen uzun vade faiz oranları, sermaye yatırımından ve nihayetinde de uzun vadeli ekonomik büyümeden vazgeçirecektir.  Enflasyonu düşürmek için yapılan kısa vadeli faiz oranları artışları, beklenen enflasyonu düşürdüğü için uzun vadeli faiz oranlarının düşük ve istikrarlı kalmasını sağlar. Düşük ve istikrarlı faiz oranları, sermaye yatırımını teşvik eder.

www.haberhurriyeti.com / SERRA AYTAÇ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz