Son Dakika
22 Kasım 2019 Cuma
”

Nasıl psikopat bir toplum olmaya zorlanıyoruz?

Toplum içinde yaşanan her olay, bireysel görünümlüdür ama aslında toplumu derinden etkiler. Olaylara psikososyal açıdan bakarsak, birey içinde yaşadığı toplumdan etkilenir ve davranışları da toplumu etkiler.

28 Eylül 2016 Çarşamba, 18:51

beyhanbickin_haberhurriyeti

Haberlere bakıyoruz, insan kılıklı biri, sadece giyim şekli nedeniyle bir bayana otobüs içerisinde tekme atıyor. Gözaltına alınıyor, sonra serbest bırakılıyor. Sosyal medyada kıyamet kopunca tekrar gözaltına alınıyor. Hatta ülkenin başbakanı bile, bu insan kılıklı şeylere  açık kapı bırakarak ”hoşuna gitmeyebilir, mırıldanırsın” diyerek insanları şiddete davet eden açıklamada bulunuyor. Burada darbe alan sadece tekmeyi yiyen bayan değil tüm toplum aslında ama kimse farkına varmıyor.
Başka bir haberde, adam hareket halindeki otobüsün şoförüne şemsiye ile saldırıyor. Bunun şokunu atlatmadan öğreniyoruz ki, şoför bu darbelerden kendini korumak için hareket halindeki otobüsün direksiyonunu bırakıp yerinden kalkıyor. Sonuç facia olmadan atlatıldı sanılıyor ama, yolcuların yaşadığı travmayı kimse düşünmüyor.
Başka bir haber, eski kız arkadaşını, yeni sevgilisiyle gören genç, yolcu dolu otobüs içinde çekiyor bıcağı, saldırıyor yeni sevgilinin üzerine. Sonuç ufak tefek sıyrık, ama yaşanan travma büyük, Yine kimse farkında değil.
Başka haber, yol yapımı nedeni ile güzergahı değişen otobüsün şoförüne kızıp bıçakla saldıran adamı anlatıyor. Şoför iyi ama travma büyük.
Kısa haber niteliği taşıyan bu olaylar aslında psikolojisi bozuk bir toplum olma yolunda değil olduğumuzun göstergesi. Bunun farkında olmamak mümkün değil. Bunun farkına varmak için psikoloji eğitimi almış olmak da gerekli değil. Sadece ve sadece topluma duyarlı bir birey olmak, toplumun geldiği noktayı anlaşılır kılabilir.
Elbette bunu biz anlıyoruz ama, yapılması gerekenler ya da alınması gereken önlemler uygulamaya konmuyorsa anlamak sorunun çözümlenmesi için yeterli olmuyor. Olayları algılayıp, anlayıp çözüm üretmek de zaten birey olarak bizim değil, sosyal devlet olduğumuzu iddia edenlerin görevidir.
Aslına bakarsanız olayların bu noktaya gelmesinin nedeni, olaylara çözüm bulamayanların değil, bu olaylara çanak tutanların sorumluluğundadır. Toplum içinde yaşanan her olay, bireysel görünümlüdür ama aslında toplumu derinden etkiler. Olaylara psikososyal açıdan bakarsak, birey içinde yaşadığı toplumdan etkilenir ve davranışları da toplumu etkiler. Bu kısaca şunu açıklar,yaşanan şiddet bireyseldir, ama etkilenen toplumdur. Yaşanan her olay, ”kötü örnek emsal teşkil etmez” denilse de bir örnek oluşturur. Çünkü yaşanan olay bilinçaltında farklı bir odacığa yerleşir. Benzeri bir olay yaşandığında, çoğu zaman birey farkına varmadan, saklandığı bu odadan çıkar ve eyleme dönüşür. Biz buna toplum içinde cinnet deriz. Ama asıl olan, yaşanılan olayların bilinç altı depolamasıdır.
Freud’un Strukturel (yapısal) teorisi, zihni altben, üstben ve ego olarak üçe böler. Altben ilkel arzuları yani doğamızda bulunan, öğrenmediğimiz cinsellik, açlık, saldırganlık gibi duyguları barındırır. Üstben, duyu, algı yöntemiyle çevresinden aldığı normlar, ahlak ve tabularla beslenir. Ego, çevre ile altben arasındaki denge undurudur. Yani ego çevrede gördüklerini, altbende sakladıklarıyla karşılaştırır ve olay karşısında göstereceği tepki doğar. Bu üç yapı birbirinden etkileşerek kişiliği oluşturur.
Bu üçlüde en önemli olgu dengeyi sağlayan ego zayıflığıdır. Ego zayıflığı dürtü kontrolünde sorun yaşatır. Dürtü kontrol (içsel YAP emri) güçlüğü, gerginliğe neden olur. Bu gerginlik, getirisini düşünmeden harekete geçme emri verir( şemsiyeli saldırgan gibi). Zayıf ego, hayalkırıklığı ile başedememe(eski eş ya da sevgiliye şiddet), empati-empatik tutum nedeniyle hazzı erteleyememe ( çocukların yarış atı haline getirilmesi), kaygıları giderememe ( patlamalar, Güneydoğuda yaşanan olaylar, darbe oldu yenisi olacak söylentileri)olarak da ortaya çıkar. Yani kısaca çevreden gelen baskı ile altben dürtülerinin çatışması ego zayıflığına yol açar.
Şimdi pazıl’ın parçalarını toplarsak ortaya şu görüntü çıkar.
SÜREKLİ DEĞİŞEN EĞİTİM SİSTEMİ (ben değersizim, kimse beni önemsemiyor duygusu), TOPLUM DEĞERLERİNE YAPILAN SALDIRILAR( bayrak, Atatürk ve Andımız’a karşı olan davranışlar), TOPLUM AHLAKINDAKİ ZORAKİ DEĞİŞİKLİK DİRETMELERİ (türbana verilen değer, açık olana karşı yapılan saldırılar), BİREYDE  ETNİK ÇATIŞMALARA YOL AÇACAK OLAN PROVAKASYONLAR ( Osmanlı geri geldi, geliyor söylemleri), TOPLUMU OLUŞTURAN BİREYLERDE EGO ZAYIFLIĞINA BU EGO ZAYIFLIĞIDA YERİNDE OLMAYAN SALDIRILARA YOL AÇAR.
DİYECEĞİM O Kİ: UYAN TÜRKİYE’M, ÜZERİNDE SOSYOLOJİK OYUNLAR OYNANIYOR.

CAN GAZİLERİMİ SEVGİLİ ŞEHİTLERİMİ SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUM.

www.haberhurriyeti.com / BEYHAN BİÇKİN

2015-komik-karikatur23

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz