Son Dakika
25 Ağustos 2019 Pazar
”

MÜCEVHER GÖZLÜ ANKA

Şoktayım Zümrüt Hanım! Bin yıl düşünsem sizin gibi güçlü bir kadının başına böylesine bir felaketin gelmiş olabileceğini düşünemezdim… Yazarımız Özlem Abut Otluoğlu’nun

13 Temmuz 2019 Cumartesi, 18:38

           Öz gerçeğimize varabilmek için bizden neleri atmak gerekir?  Dilimizi, çevremizi nelerden arıtmak, ayıklamak gerekir? Bunu ancak yazan, yazma eylemiyle gerçek yazarlar bilir! Yazar, yarattığı salt, bir paragrafla, bir tek yalın hayalle koca bir dramı duyurmaz mı bize? Romanın, uzun soluklu anlattığını o bir paragraf, ipuçları vermez mi? Derin duygular içeren bir yazından duyduğumuz sıcaklığı ömrümüz oldukça unutamayız. İnandırdıklarından (kurguda olsa) bir daha dönemeyiz; yaptığı telkinlerden kalbimizi kurtaramayız. Ben çoğu içimde başladığım konuşmaları, ancak elde kalem geliştirebilirim. Yazmadan kendime yabancıyım adeta, kim olduğumu bilemem. Yazmak benim için düşünmenin şartıdır; kalemimle ulaşamadığım yerlerde haznelerim olsa bulup çıkaramam. Bulamam, keşfedemem onları, oldukları yerde öylece kalırlar, hiç olmamış gibi susarlar…

“… Şoktayım Zümrüt Hanım! Bin yıl düşünsem sizin gibi güçlü bir kadının başına böylesine bir felaketin gelmiş olabileceğini düşünemezdim… // “… Neden Meltem? Ben de sadece bir kadınım. Gözü dönmüş bir erkeğin aniden saldırmasına karşı koyacak gücüm yok. Kaba kuvvet, ne yazık ki senin tanımladığın gücü kapsamıyor! Fiziken hiçbir kadın, şehvetten gözü dönmüş bir erkeğe karşı gelemez. Tecrübeyle sabit!” (*)-(sy.316).

           Bu roman elime geçtiğinde, sanırım 10-11 hafta olmuştu. Okudukça içine çekildim. Daha da derinlemesine okumaya başladım. Çünkü bu sayfanın okurlarına ve kitapların yazarlarına, yazımı geçiştirerek saygısızlık yapmak istemedim… Zaten böyle bir düşünceye de girmem! Bu nedenle ‘Mücevher Gözlü Anka’ romanını, irdeleyerek, bu hafta, bu sayfanın konuğu ‘Özlem Abut Otluoğlu’ ve sizlerle paylaşmak istedim:

Yukarıda ki paragrafta girizgâh olarak sözlerim, yazarımız ‘Otluoğlu’ için mübalağa değil, realistçe söylenmiş sözlerdir…  Bu tür düşünmemin sebebi ise; romanın ileri sayfalarında hissedilen atmosfer ve okuru içine çekecek güçlerin sanki bir araya gelmesi yaklaşımı…

Mücevher Gözlü Anka’da yazarımız, paragraf düzenlemelerine ve okuru rahatsız etmeyip, konu bütünlüğü yanı sıra cümleleri aktarış biçimi gayet güzel. Ayrıca, roman içeriğinde şunu, şunları da gözlemledim; Mükemmeliyetçiliğini aktaran, sanılanın tersine, bu tür zorunlulukları değil, her şeyden önce özgür düşünebilme olanaklarını arayan eleştiri, bu nedenlebulamadığı kimi ortamı dışarıda aramıştır. ‘Otluoğlu’,  mükemmeliyetçiliğini aktardığı romanında, çoğunlukla bu hususların oluşmasına da dikkat etmiştir. Verilmiş, bilimsel kuram ve yöntemlerle toplumbilimleri yapılabilir, ama bunlar yaratıcılık kavramından uzaktır. Çünkü yaratıcılık, yazarın düş ve hayal dünyasından kopuşlarla ve doğada kendiliğinden bulunmaz…

Bu nedenledir ki, romanda bunlara benzer akış kurgusallıktan çok, deneyim ve gözlemlere dayanır. Zaman içinde oluşan bu birikim bir kanon oluşumuna da neden olur elbette…  Kimi yazıda yerini bulan bir söz, başka konuşmaları yanına çağırır. ‘Mücevher Gözlü Anka’da, yazarımız ‘Otluoğlu’ bunu gerçekleştirmiş. Romanın ikinci etabında, çalışma sürüp giderken de kendiliğinden beliriveren fırsatlar, yaratıcılığı olan yazar için olabilirliği vardır. Sanki konunun, çevrenin dışından, sanki hiçbir gerçekle ilgisiz, kalemin ucuna doğuverirler, bu romanda olduğu gibi…

Yazar, romanında, söylemek istediklerini en tesirli bir şekilde anlatmak için romanına vereceği düzeni elbette ki kafasında inceden inceye düşünmüş, ana çizgileriyle de olsa bir plan hazırlamış, romanın nerede başlayıp, nerede biteceğini hesapladıktan sonra işe koyulmuştur. Romanın yazılma, yani asıl yaratma safhasında, çalışma tarzı bakımından, iki ayrı düşünce sergilenmiştir. Birincisi; romanda çalışma zihnidir, yani daha çok hesaba, ölçüye dayanır. İkincisi ise; yazar, her bölümde, romanın ne şekilde yürüyeceğini önceden tespit etmiş, kişilerinin başlarından geçecekleri bir bir tasarladıktan sonra kalemi eline almıştır. Ve böylece biz okurlara da okunası, keyifle anlaklarımızda kalması gerekli yazınlar bırakmıştır…

Yazar, ‘Özlem Abut Otluoğlu’ nu bir kez daha kutlar, başarılarını dilerken tüm okurların da böylesine sürükleyici bir romanı okumalarını salık veririm…

(*)   ; Romandan alıntı

(**); Roman, ‘Sokak Yayın Grubu’ tarafından,  Haziran 2018 de yayımlanmış, 446 sayfadan

oluşmaktadır…

www.haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz