Son Dakika
16 Eylül 2019 Pazartesi
”

Meşruiyet avansı veya avans istenen bir Meşruiyet

Hukukçuların, meşruiyetin avans istenmesi kadar “absürd” bir kavram duymadıklarını, bunun yazanın bir cahil olduğunu söyleyeceklerini tahmin ediyorum.

02 Eylül 2014 Salı, 16:12

Bundan yıllarca önce bir hukuk hikayesi okumuştum. Bir hakim, boşuna on yıl hapiste yatan bir mahkuma, on yıla denk bir suç işleyebileceğine karar vererek salıverir. Tabii, gerisi hayal kurmaya açık: Karısının sevgilisini mi öldürsün, banka mı soysun vb muhtemel suçlar. Siz de kendinizi onun yerine koyun ve bir cevap bulmağa çalışın; hakim size on yıl hapis karşılığı bir suç işleme hakkı vermiş olsa, ne yapardınız?

Tabii hiçbir hukukta böyle bir şey yoktur, ama biraz zorlanırsa, anayasa veya siyasette böyle bazı avanslar alınabileceğini düşünebiliriz. Hatta, genel siyasi tarihe baktığımızda, bu tür avanslar, adı konmamış olsa bile hemen her darbede ve devrim sürecindeki “gizli tema”dır. Çünkü, her şey mevcut hukuk ve devlet düzenine karşıdır ve onu yıkar. Fakat, yerine yeni bir hukuk yeni bir meşruiyet getirmeyi amaçlar. Getiremezse, başarısız olursa, çok ağır cezalar onu bekler, bu işe kalkışanlar da bunu çok iyi bilir.
Ancak, mevcut düzende, meşruiyeti temsil eden meşru bir iktidarın, kendinin iktidara taşıyan kurallara ve yöntemlere (buna Anayasa düzeni diyelim) ters düşmesi, bunları çok farklı yorumlaması, daha başka bir ifade ile bazılarına riayet edip, bazılarının görmemezlikten gelmesi pek görülmüş, kayda girmiş örnekler arasında değildir. Ancak, bu iktidar, ihlal ettiği ve de facto değiştirdiği kuralların ve yöntemlerin farkında ve bunun, gelecekte kuracağı bir anayasal modelin unsurları olacağında ısrarlı ise, bir “meşruiyet avansı” kullandığını var sayabiliriz.
Şimdi, hukukçuların, meşruiyetin avans istenmesi kadar “absürd” bir kavram duymadıklarını, bunun yazanın bir cahil olduğunu vb. söyleyeceklerini az-çok tahmin ediyorum. Hukuk çok katı, tutucu ve matematik gibi kuralcıdır. Buna rağmen bizim gibi ülkelerde, siyaset veya siyasi iktidarlar karşısında bazen çok da esnek davranıp, aynı konuda zıt kararlar verdiği de bilinir. Örneğin 27 Mayıs darbesinden sonra bizdeki hukuk uleması, “bunun meşruiyetini kaybetmiş bir iktidara karşı yapıldığı için meşru olduğunu” ifade eden modern bir fetvayı imzalamışlardı. 12 Eylül’de, Genelkurmayda “brifing” almak da, gelecekteki tüm hukuk anomalileri için bir avans sayılabilirdi.
Şimdiki iktidar, ilerde, kendi Anayasasında bir Başkanlık ve de facto kuvvetler birliği getireceğini, ilk Meclis’ten örneklerle, hatta Mustafa Kemal’i de öne çıkararak ifade ediyor. Bu düzenleme ile laiklik, devrim yasaları, “Tevhid-i Tedrisat” gibi mevcut sistemin birçok temel direğinin yıkılacağı da anlaşılıyor. Mustafa Kemal ve Cumhuriyetin kurucu kadrosu bir ölüm-kalım savaşı verirken hem meşruiyeti gözetmek, halkı mücadeleye katmak ve çok hızlı kararlar almak zorundaydılar. Şimdi böyle bir zorunluluk var mı? Bir ölüm kalım savaşına mı hazırlanıyoruz yoksa iktidar bir büyük devrim mi bekliyor? Bunun için, yeni Hükümetin birinci hedefi, Haziran seçimlerinde mutlak çoğunluk sağlamak ve Meclisi yaz aylarında çalıştırıp, Eylül veya Ekim’de Anayasa referandumuna gitmektir. Başka bir deyişle, istenen “meşruiyet avansı” yaklaşık bir yıllıktır; uzayabilir, kısalabilir.
Böyle bir referandumda, diğer referandumlardan da bildiğimiz gibi, seçimdeki orandan daha fazla bir çoğunlukla kabul oylarının çıktığıdır. İşin püf noktası, Haziran seçiminde, belki bu eski Türkiye’nin son seçimi olacaktır, AKP’nin mutlak çoğunluğu elde edip edemeyeceğidir. Bir önceki yazımda da belirttiğim, Türkiye’de hiçbir şeyin kolaylıkla tahmin edilemeyeceği, hele 8-10 ay önceden çok daha güç olacağıdır.
Buna rağmen, işi garanti etmek isteyen RTE, açıkça ilan ettiği şekilde, yakında 81 ilde teşekkür turlarına başlayacaktır. Bu turlar, hiç kuşkusuz, 1982’de Kenan Evren’in “Anayasa’yı kabul ettirme” mitinglerinde, üniformasıyla, cuntanın üyeleriyle dolaşmasından hiçbir farkı olmayacaktır. Şöyle kabaca bir hesap yapalım: Haftada 2 teşekkür konuşması yapsa, RTE 81 ili 40 haftada yani 10 ayda bitirir. Tabii düzenli olarak her hafta 2 ili gezmesi gerekmez; bazen 4-5 ili bir haftada gezer, sonra dinlenir ve en son olarak Kazlıçeşme’de işi noktalar. Bu nokta da seçim propagandasının son gününe denk gelebilir. Böylece yepyeni Cumhurbaşkanımız, kendi istediği, kendi boyuna göre biçilmiş (custom made) Anayasayı tanıtmış, “eski” partisine büyük bir destek çıkmış olabilir.
İşte, “meşruiyet avansı” dediğim de aynen budur. Şu anda, Cumhurbaşkanı olarak bir iktidar partisinin programında mevcut olan gelecek anayasanın propagandasını yapması mevcut sistemde, kural dışıdır. Ancak, RTE’nin istediği Anayasa kabul edilince, bütün bu ihlaller, yetki aşımları, hukuki gariplikler birer anayasal norm olarak tescil edilecek, olağan sayılacak ve avans da kapanmış olacaktır.
Bu arada ana muhalefet partisi tekrar başladığı Kurultaylar serisine devamla, iyice içine kapanacak, “kitap atma ve laf atma müsabakaları”, Çankaya ve diğer “Reception” boykotları, AKP’den daha da İslamcı olma münazaraları, hep sağa-hep sağa bakma talimleriyle Haziran 15 Seçimlerine hazırlanacaktır. Bunun sonuçları için, bizim “anket cambazlarına” müracaat bile gereksizdir. Belki kısmet falı açtırmak ve Telli Baba’ya çapıt bağlamak iyi gelebilir…

www.haberhurriyeti.com / ERGUN TÜRKCAN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


mersin escort

eskişehir escort

mersin escort

mersin escort
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort izmir escort ataşehir escort bayan ümraniye escort kadıköy escort hd porno izle ataköy escort bakırköy escort esenyurt escort travesti porno izle beylikdüzü escort ankara escort escort bayan ankara escort bayan sincan escort keçiören escort Ankara escort Antalya escort ankara escort