Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

Meşaleyi eline aldı, Çeşme’de bağımsızlık ateşi yaktı

Esen Fatma Kabadayı, mangal yürekli, yüksek donanımlı Türk kadını… Atatürk’ün manevi mirascı…Çeşme’nin Jandark’ı… Tam bağımsızlık sevdalısı…

11 Kasım 2018 Pazar, 13:52
bağımsızlık ateşini yaktı

Çağdaş Türk Kadını meşaleyi eline aldı, Çeşme’de bağımsızlık ateşi yaktı

Esen Fatma Kabadayı, mangal yürekli, yüksek donanımlı Türk kadını… Atatürk’ün manevi mirascı…Çeşme’nin Jandark’ı… Tam bağımsızlık sevdalısı…

KALİTELİ BİR EĞİTİM ALDI: Eskişehir Anadolu Üniversitesi Biyoloji bölümünü bitiren Esen Kabadayı Yüksek lisans eğitimimi İzmir Ege Üniversitesi Çevre Bilimleri Çok Disiplinli Ana Bilim Dalı’nda yaptı. Yerel yönetimler, çevre, kent sosyolojisi, atık yönetimi, AB ve ulusal çevre politikaları gibi geniş bir alanda dersler aldı, bu konularda araştırmalar yaptı.

PARTİCİLİK İSYAN ETTİRDİ: Çeşme’nin köklü ailelerinden. Bir dönem Belediye Meclisinde görev aldı. Burada görüp yaşadıkları O’nu kendine yakın gördüğü CHP’den bile soğuttu.  Tüm partilerin halk için değil, kendi çıkarlarına çalışmaları Kabadayı’yı isyan noktasına getirdi. Bağımsız olarak Belediye başkanlığına adaylığını koyup, yalana,talana son vermek istiyor.

*****

Yerel seçimler yaklaştıkca, aday adayları birer birer ortaya çıkmaya başladı. Siyasi partilerin belirlediği adayların dışında, Ege bölgesinde bağımsız olarak seçime girmek isteyenler de var. Bunlardan biri de Esen Fatma Kabadayı…  Çeşme’nin köklü ailelerinden birine mensup, genç güzel, ilginç bir kişiliği olan, evli  ve iki çocuk  annesi ile Haber Hürriyet’I olarak yaptığımız söyleşi, seçimlerde oy kullanacalara büyük ışık tutacaktır.

Sizi tanıyabilir miyiz ?

1984 Çeşme doğumluyum. Baba tarafım köklü Çeşmeli, babaannemler Selanik göçmeni. Anne tarafım İstanköy göçmeni, kısmen Çeşme kısmen Alaçatı’da yerleşikler.

Memur ve çiftçi çocuğuyum. Babam Mustafa Çelebi Kabadayı’yı 2 yıl olmadı ATA’m gibi sirozdan kaybettik. Emlak Bankası’ndan emekliydi. Annem Gülay Kabadayı kendini ailesine adamış bir ev hanımı.Hayatı boyunca topraklarımızda çalıştı, şimdilerde torunlarını büyütüyor.

Baba ocağımız Çeşme Kalesi bölgesinde, Kervasaray’ın arkasında, tarihi hamam ile Osmanağa konağı arasında Rumdan kalma tarihi bir bina. Yakın akrabalarım hep o bölgede yaşamış. İki  çocuklu bir ailenin küçüğüyüm. Abim İsmail Kabadayı halen Çeşme Belediyesi’nde çalışmakta, evli ve bir çocuk babası. Eşi Meltem’de Belediyede çalışıyor.  Yeğenim Gülay Naz 4 yaşında.

Eşim Dominic Whiting, Londralı bir İngiliz. Yaklaşık 20 yıldır Türkiye’de yaşayan bir Türk vatandaşıdır. İlk evliliğinden bir oğlumuz Emre ve 2 yaşına girmek üzere olan dünya güzeli kızımız Ella var. Dominic uçurtma sörfü konusunda dünya lideri 2 markanın Türkiye distribütörlüğünü yapıyor. Alaçatı, Gökova ve Urla’da Kitesurf okulları işletti. Kite-Turkey markasının yaratıcısıdır ve ülkede sektörün gelişimine çokça katkı vermiş öncülerindendir. Aynı şekilde yarattığı extremspor markası ile internet ortamından satışı var. Şu an ülke genelindeki okullara malzeme veriyor ama okulu ve dükkanı sadece Alaçatı’da.

ÇOK NİTELİKLİ  EĞİTİMLER  ALDIM

Ben lise sona kadar eğitimimi Çeşme’de tamamladım. 16 Eylül İlkokulu, Namık Kemal Ortaokulu ve Ertan Yabancı Dil Ağırlıklı Lisesi’nden mezun oldum. Çok nitelikli bir eğitim aldık, liseden sınıf arkadaşlarımın çoğu üniversite bitirmiş ve bugün biryerlere gelmiş, mühendis, mimar, hukukçu olmuştur. Çocukluğum özgürce sokaklarda oynayarak geçti. Sporun envai çeşidini yaptım, temsillerde yer aldım, şiir kompozisyon yarışmalarına katıldım, memleketimin her meydanında bir Gençliğe Hitabe okumuşluğum vardır.

Üniversite eğitimimi Eskişehir Anadolu Üniversitesi Biyoloji bölümünde tamamladım. Yüksek lisans eğitimimi İzmir Ege Üniversitesi Çevre Bilimleri Çok Disiplinli Ana Bilim Dalı’nda aldım. Küresel Isınmanın çevre bilinci üzerine etkilerini araştırdığım bir tutum ölçeği geliştirdiğim tezim dışında, yerel yönetimler ve çevre, kent sosyolojisi, atık yönetimi, AB ve ulusal çevre politikaları gibi geniş bir alanda dersler aldım, araştırmalar yaptım, makaleler yazdım. Birleşmiş Milletlere varan ulusal ve uluslararası bilimsel, sektörel toplantılarda, kongrelerde yer aldım, eğitimler aldım.

Lise yıllarından itibaren çalıştım. İlk işim ilkokul öğretmenimin dükkanında tezgahtarlık yapmak oldu, ardından bir otelde resepsiyonda çalıştım. Üniversite yıllarımda Anadolu Üniversitesinde öğrenci personel olarak, Anadolu Haber Gazetesi’nde muhabir ve radyo haber editörü olarak yıllarca görev almış alaylı bir gazeteciyim.

PAZARCILIK BİLE YAPTIM

Yüksek lisansa başlamadan önce Çeşme’de pazarcılık yaptım. O dönem ailem aktif tarım yapıyordu. Bereket versin, üretince güzel iş! O dönem bankacı olmuş arkadaşlarımın 1 aylık maaşını 1-2 günde tezgahtan topluyordum (gülüyor).

Kısa bir süre  Prof. Dr. Öztekin Oto’nun yönetici asistanı olarak çalıştım. Uluslararası kardiyoloji ve kardiyovasküler cerrahide yenilikler kongresi hazırlıkları yaptık. O dönemde yüksek lisansa başladım ve yarı zamanlı olarak bir reklam ajansında metin yazarlığı, müşteri ilişkileri ve yaratıcı süreçlerde görev aldım.

Bu sırada Yaşar Üniversitesi’nden aldığım bir teklif ile öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. Bilgi teknolojileri dersleri verdim. Gıda Teknolojileri programı açmak üzere YÖK dosyası hazırladım. Üniversitenin yönetsel bazı araştırma ve geliştirme süreçlerini yöneten bir ekipte görev aldım. Bir süre etik dersi verdim.

ÇALBİR’E DESTEK ALDIK

Yine aynı dönemde önce Yaşar Üniversitesinde hizmet içi eğitimi ve ardından İzmir Valiliği’nin İzmir Kalkınma Ajansı ile birlikte düzenlediği ‘Proje Zengini İzmir’ projesi kapsamında hibe programları ve proje döngü yönetimi eğitimi alarak proje uzmanlığı kazandım. Henüz o eğitimi bitirir bitirmez Çeşme ve Alaçatı Belediyeleri Birliği Çalbir için yazdığım 2 proje ile İZKA’nın o dönem toplam desteğinin %10’unu almaya hak kazanarak 1.2 milyon lira destekle içme suyu ve kanalizasyon şebekelerinin yenilenmesine katkı sağladım.

PROJE UZMANLIĞI

Kısa bir süre bir proje danışmanlık firmasında proje uzmanı olarak görev aldıktan sonra Çeşme’ye yerleşerek kendi şirketimi kurdum. Bugüne kadar kamu kurumlarına ve özel sektöre danışmanlık hizmeti verdim. Koordinatörlüğünü üstlendiğim altyapı, enerji, eğitim, tarım, turizm, ar-ge ve inovasyon konularında çokça projem oldu.

Hatta eşim ile de İzmir Kalkınma Ajansı’nın bir toplantısında tanıştım. Son 4-5 yılım çok hızlı geçti. Henüz eşimle evli değildik, Çeşme’de son derece haksız, halkın iradesinden kaçırılarak, hukuksuz ve vahşi bir şekilde gelen bir şirketin rüzgar enerji santrali projesine karşı anayasal haklarımızı ve çevre koruma ödevimizi yerine getirmek mecburiyetinde kaldık. Yani bir gün biri bana rüzgar enerji santraline karşı çıkacaksın dese çok gülerdim ama bu ülkede insanın başına herşey geliyor…

Kepçe, Jandarma, dava darken o  arada evlendik. Çeşme Belediye Meclis Üyeliği için gelen teklifi değerlendirerek memlekete faydamız olur inancıyla CHP’den seçime girdim. Kazandık. Yanılmıyorsam yaklaşık 1 buçuk yılı CHP’den, diğer yarısı da bağımsız olarak görev yaptığım Meclis’te işe yaramadım (gülüyor). Yani hayatımda gördüğüm en anlamsız koltuk oldu maalesef. Ama tarihe güzel notlar düştüm, gereken muhalafeti yaptım inancındayım.

Şimdilerde sadece anneyim. Yazın Çeşme’de tarlada, kışın Alaçatı’da evde yaşıyorum. Yaşamayı seven ve bilen biriyim. Genellikle doğadayız, seyahat ediyoruz elimizden geldiğince. Aşk dolu, mutlu, huzurlu bir yuvam var. Eşim Dominic dedi ki, “Türkiye’nin en güzel Belediye Başkanı olacaksın.” Çok romantik! (Gülüyor).

Tabii marifet güzellikte değil de, sanırım en genç, eh ortama bakılırsa güzel bir Başkan olabilirim. Çeşme’nin ilk genç Meclis üyesi olmuştum, ilk belediye Başkan adayıyım henüz resmi başvurumu yapmamakla birlikte… İlkler güzeldir!

Siyasi geçmişinizden bahseder misiniz?

Meclis üyeliğinden neden istifa ettiniz?

Çeşme’ye henüz dönmüştüm ki Res meselesi patlak verdi. Hatta yıllardır söylentisi varmış da ben Çeşme’de değildim o zamanlar. Yine öyle bir gün, kepçenin önünde dedemin tapulu tarlasını müdafaa etmek zorundayız, babam, Çeşmeli abiler kalabalık bir grup bölgedeyiz, gel dediler Başkan seni bekliyor, atladık bir arabaya gittik. Çantamı bile almadan gitmişim, kimlik bile yoktu yanımda.

Tabii ATA’dan partilidir ailem. Benim o güne kadar bir parti üyeliğim falan yoktu. “Çeşme’de senin gibi nitelikli gençlere ihtiyacımız var” dediler gittik. Son anda üye oldum, genç ve kadın kotasına yakıştım sanırım (gülüyor). Üniversite yıllarında Büyükerşen hocaya oy verdim. O dönem DSP’nin tek başına kalesiydi. Eskişehir gelişiminin gözle görülür şahitlerindenim. Neyse efendim İngilizce bir deyim vardır ‘Easy come, easy go!’ CHP üyeliğim çabuk geldi, çabuk gitti, bizdeki karşılığı haydan gelen huya gider misali…

BEN SİYASİ GEÇMİŞİMİ NUTUK’TAN

GENÇLİĞE HİTABE’DEN ALDIM

Neden istifa ettim: Çünkü başkanlık sistemi bana pek uymadı (gülüyor).

Benim siyasi geçmişim 3 senelik değil; biz bu mirası Nutuk’tan, Gençliğe Hitabe’den aldık. Geçen bir abimiz diyor, ben seni yıllar önce Pazar’da Cumhuriyet gazetesi okurken tanıdım… Herzaman ülke meseleleri ile yakından ilgilenen bir gençtim. Demokrasiye inanıyorum, Cumhuriyete gönülden bağlıyım ve iflah olmaz bir Atatürkçüyüm. Devrimlerine sahip çıkıp ileriye taşımak görevimiz var, laik sistemin bekçisiyim.

Çeşme’de siyaset yapmak zor mu?

Siyaset değil, siyasette egemen kişiler ve bakış açıları zor! Ne anlıyorlar, ne dinliyorlar, ne de gerçek bir duruşları var. Orta oyunu gibi birşey…

Memleketi 3-5 kişinin çıkarlarına bırakmayacağım

BAŞKANLIK GİDECEK

DEMOKRASİ GELECEK

RANTÇILAR HEDEFİMDE: Esen Fatma Kabadayı Haber Hürriyeti’ne Belediye Başkanı olmaya nasıl karar verdiğini anlattı ve kendini mecbur hissettiğini söyledi. Memleketi 3-5 kişinin kötü siyasi ilişkilerine ve çıkarlarına, ranta bırakmayı kabul edemediğini belirten Kabadayı, “Hizmet desen, o da yok!” dedi.

YAŞASIN BAĞIMSIZLIK: Çeşme küçük yer, birbirimizi tanıyoruz, tanımayanlara da duyururuz. Bu toprakların çocuğuyum ve ben de varım diyorum. Kim en iyiyse, kime güveniyorlarsa onu seçsinler. Bir kaç bağımsız meclis üyesiyle birlikte Meclis’e girmeyi hedefliyoruz. Yaşasın bağımsızlar, tam bağımsızlık

***

Neden bağımsız Başkan Adaylığı ?

Ülkede pek çok insan gibi beni de temsil eden siyasi bir parti göremiyorum. Bu ülkede solcu, devrimci, sağcı ya da Kürt kökenli herkes öksüz! Televizyonda 2 yaşlı adam birbiriyle kavga ediyor kendi fikrine göre, birşeyler oluyor ülkede, savaş çıkıyor, referandum oluyor anayasaya aykırı! Genel Başkanlar ne derse o!

Bu ülkeye gerçek demokrasiyi getirmek, barışı inşa etmek, yerelde ve genelde refaha ulaşmak istiyorsak bu yerel yönetimden başlar. Verilen oyların doğrudan ve hemen karşılığının görüldüğü, halka temas eden hizmet veren yer yerel yönetimdir.

Bağımsız Belediye Başkan adaylığımın, sadece Çeşme’de değil, ülke genelinde önemli olduğunu düşünüyorum. Bu alternatifsizliği, bizi en temel vatandaşlık hakkımız olan oy vermekten usandıran bu zihniyeti yerle bir etmek istiyorum. Bu demokratik bir isyan! Seçme ve seçilme hakkımı kullanıyor, halkın iradesine sunuyorum. Ve başarırsak ülke genelinde devrimsel bir iş olacak; ki tüm kalbimle inanıyorum.

Çeşme küçük yer, birbirimizi tanıyoruz, tanımayanlara da duyururuz. İşte buradayım, bu toprakların çocuğuyum ve ben de varım diyorum. Kim en iyiyse, en çok kime güveniyorlarsa onu seçsinler. Bir kaç bağımsız meclis üyesiyle birlikte Meclis’e girmeyi hedefliyoruz. Yaşasın bağımsızlar, tam bağımsızlık!

Çeşme Belediye Başkanının çalışmalarını nasıl buluyor sunuz?

Siz başkan olunca Çeşme’de neler değişecek?

Çok kötü buluyorum. Ben Başkan olunca bir kere zihniyet değişecek, başkanlık gidecek, demokrasi gelecek. Konu öncelikle bu kadar net!

Çeşme Belediye yönetiminde demokrasi adına kabul edilemeyecek çok şeye şahit oldum. Mesela Meclis gündemi geliyor tebligatla, 3 madde, Meclis’e gidiyorsunuz ek gündemle 13 madde! Bunların arasında Çeşme merkez mahallesinin imar planı var. Bu düpedüz konuyu Meclis iradesinden kaçırmaktır. 21. Yüzyıl olmuş, bir plan sunumu yapmaktan aciz bir Belediyecilik. Şaka gibi duvara kağıt yapıştırıyorlar. Bir şehir plancısı gelsin anlatsın, ekrana yansıtılmış bir görsel, iki cümle bilgi, bir anlatım, bir tartışma, bir fikir almak hiç bir şey yok! Kabul edilemez buluyorum.

KENDİ İMZASINI ÇİĞNEYEN BAŞKAN

Çok ilginç konular yaşadım. Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç aynı zamanda Alaçatı Yatırım A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanıydı. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman her gelen şirkete %5 hisseyle ortaklık etsin Belediye!

Sonra mesela bu Portekiz inşaatı, inşaat yasağında bir gün durmadı. Bir gün dedim ki Meclis’te, biz bir karar aldık, 15 Haziran-15 Eylül inşaat yasağı var, sizin de imzanız var Başkan olarak. Peki, soruyorum; Meclis ve Belediye Başkan’ı Muhittin Dalgıç’ın imzasını, Port yönetim kurulu Başkan’ı Muhittin Dalgıç’ın yemesine Nasıl izin verdiniz? İnsan kendi imzasını,  kararını çiğner mi?

 

Aldığım cevap çok acıdır şu oldu: Şirketin yönetim kararı vardır.

 

Ben de dedim ki, bu seçilmiş Meclis’in de bir kararı vardır. Siz, bizim kararımızı çiğneyemezsiniz. Madem çiğnediniz, her gün inşaat yasağı cezası 2.500 TL ceza kesmeliydiniz. 90 günden elde edilecek gelirle, çocuğa, yaşlıya bir faydamız olurdu.  Yani işler inanılacak gibi değil…

***

Başkan adayı Esen Fatma Kabadayı’dan çarpıcı açıklamalar

ÇEŞME’NİN ÇÖPÜNÜ

SERVET YAPACAĞIZ

Belediye içindeki tespit ettiğimiz çeteleşmeleri temizleyeceğiz

YÜKSEK AKILLI ÇÖZÜM: Çeşme’yi, parasını çöpten çıkaran Belediye haline getireceğiz. Hem kaynak yaratıp, hem de bu devasa israfın önüne geçeceğiz. Çöpü ayırıp satacağız. Bunları milyon milyon liraya ihtiyaç duymadan yapacağız, yüksek maliyetli değil, yüksek akıllı bir çözüm yaratacağız.

ÇETELER BENİ SEVMEZ: Çeşme’de Başkanlar, adaylar, gazeteciler, dernek üyelerinin ortak olduğu şirketler var. Tabii bu şirketlerden yararlananlar düzenlerine çomak sokulsun istemezler. Ve bu yüzdendir ki beni pek sevmezler (gülüyor). Çeşme’de sivil toplumda ve erklerde ilginç bir çeteleşme var!

GENÇLER İÇİN PROJELER: Biz gençlere para değil, akıl vereceğiz, vizyon aşılayacağız, kendilerini geliştirmeleri için ortam yaratacağız. Mezun olduktan sonra yapmaları çok zor olan, dış ülkelere gitmelerinin, bilgi ve görgülerinin artırmalarının yollarını açacağız.

 ORTAK AKILLA HAREKET EDECEĞİZ

 Projelerinizden bahseder misiniz?

Siyasette en çok tiraji komik bulduğum durum bu! Bir Başkan gelecek ve projelerini yapacak. En baştan kaybediyoruz.

Biri çıkıyor, “her öğrenciye şu kadar para vereceğim.”  Kime sordun kardeşim ?

Muhittin Dalgıç çıkıyor “16 Eylül İlkokulu’nu yıkıp meydan yapacağız”diyor. Kime sordun kardeşim ? 16 Eylül okulu Çeşme’nin tarihi kültürel değeridir… Yıkamazsın! Halka, esnafa, mahalleye sordun mu?

Çeşme tarihine bakıyorum, Başkanlar geldikçe meydandaki ağaçlar azalmış!

CHP Aday Adayı Ekrem Oran’ın sayfası düştü önüme geçen gün sosyal medyadan. Sakız Adası’ndan her hafta 1.000 kişiyi getirecekmiş. Bak bak… Kimin parasıyla? Kime sordun? Çeşme daha çöpünü toplayamıyor, çocuklarının yüzme öğreneceği bir havuzu bile yok, herşey bitti, Sakız’dan Yunan turist çıkarması kaldı… Yani, anlamak mümkün değil!

Bakınız, ben zaten projeciyim. Mantıksal çerçevesini oturtup hayata geçiremeyeceğim bir proje yok! Ama önce mevcut durumu görelim… Mesela ben şimdi bölgesel raporları okuyorum. Çeşme’de kaç genç, kaç yaşlı, kaç işsiz var? Öncelikle mevcut durumu masaya koymalıyız. Sonra kapsamlı bir sorun analizine ihtiyacımız var. Bizler burada yaşayan insanlar olarak az çok biliyoruz ama Çeşme bölge bölge büyük bir yer. Ben toplantılarda katılımcı bir şekilde bu konuya eğileceğim.Seçim döneminde benim değil, halkın konuşması gerek. Ne sorun var? Nasıl çözülür fikri var mı? Ortak akıldan ne çıkacak, bir çözüm analizi yapacağız.

Çözümlere bakacağız; bu iş böyle çözülür ama artık şu kurum bakıyor, öncelikli değil para yetmez, bunu çözeriz, buna şimdilik gücümüz yetmez. Strateji analizi yapacağız… Bu bilimsel metodolojik bir yaklaşımdır. Aynı zamanda demokratik de bir yaklaşımdır.

ÇÖPTE SERVET YATIYOR

Muhittin Dalgıç, Belediye’nin kurumsal logosunu değiştirdi, halka ilan etti, reklam panolarını süsledi, sonra geldi Meclis’te oyladı. Nezaketen sorar insan.  Meclisin iradesini yok sayması cabası.

Meydan projesi yaptı, yayalaştırma, sordum bir gün, Başkan 4 milyon diyorsunuz, yetki istiyorsunuz bir göreydik diye… Gidin bakın meydanda proje asılı dedi… Şimdi ne sandaletli yürüyebiliyor, ne topuklu, ne bastonlu, ne engelli, ne çocuk arabalı… Çarşının başından sonuna gidecek oluyorum kızımla, çocuk beyin sarsıntı geçiriyordur diye düşünmeden edemiyorum.

Ama tabii genel fikrilerim var. Örneğin atık yönetimi… Atılan her bir su şişesi bile çöpe giden milli servettir bana göre… Hele Çeşme gibi yazın milyonları ağırlayan bir yerde çöp ciddi bir sorun, kaybedilen büyük bir değer. Düne kadar vahşi depolanıyordu, şimdi  İzmir’e taşınıyor. Bakınız Dalgıç yönetiminde en büyük gider kalemlerinden biridir çöpü taşımak için harcanan mazot parası. Bir kaç ayda dudak uçuklatan rakamlar. Bu konuya çok vakıfım. Toplumsal eğitim ve yaptırımlarla, fiziki uygulamalarla Çeşme’yi parasını çöpten çıkaran Belediye haline getireceğiz. Hem kaynak yaratıp, hem de bu devasa israfın önüne geçeceğiz. Çöpü ayırıp satacağız. Bunları milyon milyon liraya ihtiyaç duymadan yapacağız, yüksek maliyetli değil, yüksek akıllı bir çözüm yaratacağız.

GENÇLERE VİZYON AŞILAYACAĞIZ

Sorunlarla ilgili kısım dışında, bir de vizyon politikaları var. Sosyal politikalar… Çocuklara, gençlere, kadınlara yönelik… Örneğin Muhittin Dalgıç’ın gördüğüm tek şeyi, politikası diyemiyorum çünkü değil, üniversiteyi kazanan öğrencilere bir kereliğine para vermek. Biz gençlere para değil, akıl vereceğiz, vizyon aşılayacağız, kendilerini geliştirmeleri için ortam yaratacağız. Bakınız sadece benim etrafımda, ailemde kaç kardeşim sadece birkaç cümle söylememle üniversite hayatlarında Erasmus gibi, sirk and travel gibi evrensel koşullardan yararlandı. Öğrenciyken gitti, Avrupa’yı gördü, gezdi, dilini geliştirdi, bakış açısını zenginleştirdi… Bunları öğrenciyken yapmak kolay, mezun olunca hayatla karşılaşıyorsunuz ve maliyetler çok yükseliyor. Ben kendim Avrupa Birliği Gençlik Eylemleri Programıyla gezdim. Avrupa Birliği 4 genç biraraya geldiğinde karşısında tüzel bir kişi varmış gibi kabul eder. Biz futbol maçı da yapacağız dostluk pekiştireceğiz deseniz, 5 ülke gençleri birbirinin ülkesini ziyaret eder, ulaşım, konaklama her türlü maliyeti hibe alırsınız.

ÇEŞME’DE ÜST DÜZEY

ÇARPIK YAPILAŞMA VAR

Çeşme’de daha çocukların yüzme öğreneceği bir havuz bile yokken, memleketin en yüksek rakımına 3 kuyu açıp aqua park kurmak bizimkilerin işi… O su halkın suyudur, yer altı suyudur. Akılları bir tek ticarete eriyor. Ve dikkatinizi çekerim Çeşme’de Başkanlar, adaylar, gazeteciler, dernek üyeleri bu şirkete ortaktır! Onlar ki beni pek sevmezler (gülüyor). Çeşme’de sivil toplumda ve erklerde ilginç bir çeteleşme var!

Velhasıl, proje çok! Hayvanlar, temizlik, üretim, kültürü ve değerleri koruma-geliştirme, temiz bir imar yönetimi tırnak içinde, turizme de bu doğrultuda vizyon getirme temel hedeflerimiz olacaktır. Bunları hep birlikte yapacağız, para yoksa ortak akıl var, imece var!

Çeşme’nin daha doğru düzgün bir web sitesi yok. Belli noktaları tanımlayan bir haritası yok. Gelen neye gelsin… Kale, Ildırı bitti. Çeşme kavununu, limonunu, enginarını nereden bilecek? 2 gün festivale denk gelirse… Yarımada’nın her yeri birbirine bisiklet yollarıyla bağlanır, benim kocam her gün tepelerde, tabelaları koydular Büyükşehir ile birlikte ama kıymetini bilen, öne çıkaran bir vizyon yok. Bu işler yolları trafiğe kapatıp bir gün bisiklet yarışı yapmakla olmaz.

Bakınız Çeşme’de Çeşme’nin mutfağı bile yok. Mesela Urla bu konularda daha gelişmiş durumda. Bağından şarabını, mutfağından yöresel yemeklerini tadacağınız işletmeleri var.

Bu coğrafyanın potansiyeli çok yüksek, 340 gün güneşimiz, harika bir iklimimiz, bir tohuma misliyle kokulu ürünlerini bizden esirgemeyen topraklarımız var. Akdeniz diyeti, zeytinyağı var. Dünyanın en sağlıklı yaşam biçimi… Biz burada yaşam tarzı sunabiliriz, satabiliriz. Bu sadece taş otelle olmaz. İnsan gelecek, her gün heyecanla yapacağı aktiviteler olacak.

Benim vizyonum Çeşme’ye iyi gelir!…

Türkiye’de Çevrecilik çok yanlış anlaşılıyor

EKOLOJİ OLMADAN

EKONOMİ OLMAZ

 Çeşme’nin genç, Belediye Başkanı Başkan Adayı Esen Fatma Kabadayı’ya Yaşam Haklarını da sorduk. Çevreci kimliğiniz ile ön plana çıkıyorsunuz. Çeşme’nin dokusunun korunması için neler yapacaksınız?  Daha doğrusu yapabilecek misiniz?

Çevreci kimliğim hem duygusal, hem akademik. Ben bir yaşam bilimciyim, çevre bilimciyim. Her canlının sağlıklı bir çevrede yaşamasını dilerim. Bu uygarlıkta, bu bilgi birikiminde bunun sağlanma, hakkına inanırım. Ormanda kaplan değiliz ki birbirimizi yiyelim de doğanın kanunu diyelim!

Biz de dahil Türkiye’de enerji rantına karşı duran insanlar, deresinin, tepesini, suyunun başında nöbet tutanlar çevreci olduğu için değil, yaşam, hak, hukuk mücadelesi verdiği için dik duruyor. Bu basit bir çevreci anlayışa indirgenemez bir duruştur.

Türkiye’de en çok yanlış anlaşılan ve yanlış kullanılan sözcüklerden biridir çevrecilik. Salt doğayı korumak, ağacı, kuşu korumak olarak algılanır. Tam da burada akademik bir tanım yapayım; çevre biyolojik, fiziksel, sosyal, kültürel ve ekonomik ortamların bütünüdür. Sağlıklı bir çevrede yaşamak bu denli bütüncül bir bakış açısıdır. Ekoloji olmadan ekonomi olmaz, sağlıklı toplum olmaz. Bu dünyanın da içinde bulunduğu çıkmazdır. Aslına bakarsanız evrimsel bir biyolojik bakış açısıyla küresel ısınma olur, açlık, kıtlık olur, sel basar, buzul devri gelir insanlık yok da olabilir. Sadece bir türdür, doğal koşulların önüne geçemezsiniz. Ama bunları biliyor ve aklınızı kullanıyorsanız, niyetiniz iyiyse ve salt para değilse disiplinlerarası bir bakış açısıyla yönetebilirsiniz içinde bulunduğunuz ortamı.

İYİ SONUÇ BEKLEMEK APTALLIK

Devletin yanlış politikaları sonucu Resle yıllardır uğraşıyoruz. Enerji üreteceğiz, burada rüzgar var deyip Çeşme’nin göbeğine, insanların tapulu malını gasp ederek santral yapamazsınız. Onun bir üstü anayasal olarak canınızdır zaten. Yaparsanız da böyle elinize yüzüne bulaşır.

Her işte niyet önemlidir. Kimse doğru yapılan bir işin karşısında olmaz.

Şimdi Jes çıktı Çeşme’de. Ne idüğü belirsiz bir şirket, mühendis bir karı koca gelmiş Ovacık’ta jeotermal arayacakmış. Milletin, halkın malına 3 kuruşa konmaya çalışıyorlar. Otel mi var, altyapı mı var kilometrelerce uzakta bir tarımsal alanın ortasında ? İmar mı var, sağlık turizmi mi yapacaksınız orada? Tarımsal toprağı kirletecek, yer altı suyunu çektirecek, tarımsal suya karıştıracaksınız. Hele bizim ülkedeki kadar kontrolsüz işlerin olduğu bir yerde iyi bir sonuç beklemek aptallık. Oysa planlı olsun, devlet-kamu-özel sektör işbirliğiyle olsun, belli alanlar belirlensin, sağlık turizminin, otellerin, evlerin ısıtılmasının önü açılsın herkes yanında durur.

Çeşme’de Hamam, Osmanağa Konağı, cami ve Çeşmeler sözde restore edildi. Bildiğiniz gaz beton ve sıvayla… Çeşme Köy yıkılmaya terk edildi. Bunların karşısında tüm kamouoyunun bilinçli bir şekilde durması lazım.

Ben kişisel olarak ne gerekiyorsa yapmaya hazırım! Kavgaysa kavga, davaysa dava!

İzmir Kalkınma Ajansının 2014-2023 bölgesel strateji vizyonunu tanımlayan çok sevdiğim bir sloganı var; koruyarak gelişen, üreterek büyüyen Akdeniz’in çekim merkezi İzmir.  Bunun için çalışacağız.

Sizin eklemek istedikleriniz?

Laik, demokratik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ezeli ebedi Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izindeyiz.

 BAĞIMSIZLIK ATEŞİNİ ÇEŞME’DEN

YAKMAKTAN ONUR DUYUYORUM

Bu bağımsızlık ateşini, Kurtuluş Savaşı’nın son noktası Çeşme’den yakmaktan büyük onur duyuyorum. Ne Cumhuriyet’ten, ne Atatürk’ün kendinden ve manevi mirasından ne de bağımsızlıktan asla vazgeçmeyeceğimizi buradan tüm dünyaya haykırıyorum.

Ben Mustafa Kemal’in, Mustafa Çelebi’nin kızı Esen Fatma, Çeşme’nin, güzel İzmir’in ve ülkenin barıştan yana olan halkının, güzel insanlarının desteğini bekliyorum. 10 Kasım’daki en büyük yasımızı, en derinden hissediyor ve bunu gelecek adına umudumu perçinlemek üzere kullanıyorum. Tüm kamuoyuna, halkımıza en kalbi sevgilerimi sunuyorum!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO