“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden olduğu gibi kimi hakimler, vicdan ile cüzdanları arasına sıkışmasınlar artık.

02 Aralık 2018 Pazar, 21:36

Güzel günler çabuk geçer derler.

Önemli günler de öyle.

Hayvan Hakları Yasası Meclisten çıktıktan sonra bu önemli başarının elde edilmesi şerefine düzenlecek mitingin yeri, günün önem ve ehemmiyetine uygun biçimde Anayasa Parkı olarak tesbit edilmişti..

Ayrıca yaşadıkları mekana yakın olan bu park, katılımcılar için ulaşım açısından avantajlı semtteydi.

Akın akın gelen konuklar sabahın erken saatlerinden itibaren parkı doldurmaya başlamışlardı bile.

Uzak semtlerden gelenler oldukça yorgun düşmüşlerdi ama olsun bugün için değerdi.

Anayasa Parkı’nın karşısındaki Anayasa Mahkemesi’nin pencerelerine birikmeye başlayan mahkemenin çalışanları ve yüksek yargı üyeleri meraklı gözlerle hayvanlar mitingine katılanları izliyorlardı.

Kedi ve köpeklerin taşıdığı pankartlardaki sloganları okumaya çalışıyorlardı:

“Bizi koruyun, dualarımız üzerinizde olacak”,

“Demokrasi hepimiz için lazım. Size daha çok lazım”,

“Hukukun üstünlüğüne evet, üstünlerin hukukuna hayır”,

“Bazı Anayasa Mahkemesi başkanlarının yolu Çankaya Köşküne çıkabilir. Çıkmasa da hayatın sonu değildir”

“Hayvan hakları ihlallerine sessiz kalmayın, bu haksızlık her zaman sizin de başınıza gelebilir”,

“Hak ettiğimizi aldık, sıra haklarımızın korunmasında”

“Bir öldük, bin çoğaldık”

Halk ve Anayasa Mahkemesi üyeleri pankartlardaki anlamlı mesajların etkisinde kalmışlardı.

Bu sloganları insanların da kullandıklarını hatırlıyorlardı.

Hem de yıllardır. Buna rağmen insan hakları ihlallerinin önü alınamamıştı.

Hayvan hakları ihlalleri konusunda açılacak davaların çoğu sonunda Anayasa Mahkemesi üyelerinin  önüne gelebilecekti.

Neticede yasaları çıkmıştı. Ama Hayvan Hakları Mahkemesi Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanun henüz çıkmamıştı. Kanun çıktıktan sonra eğer hayvanlar aleyhinde kararlar alınırsa bunları yüce mahkemeye taşıma hakları  vardı.

Patitan dışında ve ülkenin her kentinde hayvanlara yönelik çok suç işleniyordu. Özellikle Belediyeler, başta olmak üzere kimi hayvan düşmanı kadın ve erkekler özellikle köpeklerin öldürülmelerinden yana olumlu tavır koyuyorlardı.

Yakında bir çok dava dosyası Anayasa Mahkemesinin önüne gelebilirdi.

Miting alanı tıklım tıklım dolduktan sonra Mernuş, parkın en yüksek kayasının üstüne çıkarak sözlerine başlıyordu:

“Sevgili arkadaşlar. Buradan tüm hayvanlara, gelemeyenlere, başka şehirlerde yaşayanlara, emekli, dul  ve malüllere, sürekli iş göremez olanlara ve engellilere sizin aracılığınızla seslenmek istiyorum.

Haklarımızı elde ettik diye üzerimize düşen görev ve sorumlulukları bir an olsun aklımızdan çıkarmayalım. Müesses Nizama (kurulu düzene) uyalım. İnsanlar ve bizler için çıkarılan yasalara riayet edelim.. Küçüklere sevgi ile yaklaşalım, yaşlılara saygı gösterelim. Çevremize zarar vermeyelim.Verenleri ilgili mercilere bildirelim. Vatandaşlık görevlerimizi harfiyen uygulayalım. Yasanın çıkması kadar, uygulanması önemlidir. Şu anda bizi camların arkasından dinleyen Anayasa Mahkemesinin sayın üyeleri de duysun. Bize farklı ve imtiyazlı davranılmasını istemiyoruz. Sadece verilen haklarımızın hayata geçirilmesi ve uyulmasından yanayız. Adil olunsun yeter”Mernuş bir ara sözlerine ara verdi ve gözlerini Yüce Mahkeme binasına çevirdi. Büyük bir pencere önünde duran kişinin Başkan olduğunu anladı. Son cümlesini ona bakarak, daha gür ve yüksek sesle söyledi:

“Merhamet ve adalet istiyoruz. Merhamet, vicdan  ve adaletin yanyana gelmesi çok zor değil. Onların birlikte düşünülmesi ve ayrılmaz üçlü olduğuna inanıyoruz. Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir. Sizlere inanıyoruz ve güveniyoruz. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz. Herkes işini yapsın yeter. Adaletin terazisi adaleti temsil edenlerin adil ve vicdanlı kararları ile dengelenir.

Sakın ha, eskiden olduğu gibi kimi hakimler, vicdan ile cüzdanları arasına sıkışmasınlar artık.

Meclis kendi işini, sizler de kendi işinizi yapın.

Ne siz TBMM’den öndesiniz, ne de meclis istediği gibi hareket edebilir. Onlar da Anayasaya uysunlar yeter.”

Mernuş’un konuşması mitinge katılanları iyice çoşturdu. Meydanı dolduranlar “Mernuş, Mernuş, Mernuş” diye tempo tutmaya başladılar.

Anayasa Mahkemesi binasındakin çalışanların ve  çoğu üyelerin, yani Mernuş’u dinleyenlerin de alkışladıkları görülüyordu.

Başkan olduğu sanılan kişi bir ara kararsızlık gösterdi ama sonunda alkışlara katılmak zorunda hissetti kendisini, yanındakilerle birlikte uzun süre alkışa katıldı.

Mernuş, sol patisini Anayasa Mahkemesi Başkanına doğru  kaldırdı, onu selamladı  ve kürsüden indi.

Bundan hemen sonra Tami’nin mikrofunu kaptığı görüldü.

Tami “Şimdi şenlik zamanı. Herkes gönlünce eğlensin” deyince tüm katılımcılar coşku içinde yerlerinden zıplamaya başladılar.

Tami, yüzünü Anayasa Mahkemesine çevirdi ve “Sizleri de bekleriz şenliğimize”diye ön sol patisiyle işaret yaptı.

Anayasa Mahkemesi başkanının elini kaldırıp selam verdiğini gördü.

Bu selam üzerine alandaki tüm hayvanlar başkana tezahürat yaptılar:

“En büyük başkan bizim başkan, en yüce başkan, bizim başkan” tezahüratı uzun süre sürdü.

Şenliklere katılanlar parkın ortasındaki alanda dans ederek günün tadını çıkarmaya çalışıyorlardı.

Parktaki eğlenceler akşam üstüne kadar devam etti..

Tüm katılımcılar bir bayram sevinciyle evlerine döndüler karanlığa kalmadan.

Mernuş çok ama çok  mutluydu.

Bugünleri gördüğü için sevinçliydi. Yanındaki iki yavrusuna baktı “Keşke Karambo ve Pamuk da bu anı görebilselerdi” diyerek Benek ve Cızırtı’nın  başını merhamet ve şefkatle okşadı.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO