Son Dakika
18 Ağustos 2018 Cumartesi

07 Temmuz 2018 Cumartesi, 11:03
Sezai Bayar
Sezai Bayar [email protected] Tüm Yazılar

Medyasız demokrasi olur mu?

Türkiye’de, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önünde engeller olmamalıydı.

Medyasız demokrasi olur mu?

Türkiye kurumlar açısından adeta dökülüyor.

Hangisinden bahsetsem ki…

Adalet yerlerde sürünüyor.

İnsan hakları hakeza.

Yeni sistemin yürürlüğe girmesiyle TBMM de devre dışı artık.

İçinde “iş yapar” gibi görünen 600 milletvekili TBMM’nin çatısı altında olacak amma…

Yargı, yani hukuk desem küme düşmüş durumda.

Hukuk küme düşünce “Dördüncü Güç” olarak görev yapmakla sorumlu medya cennetlik olacak değil ya.

O da gayya kuyusu.

Anlı-şanlı sözde medyanın “çakma yazarları ve muhabirlerinin, İktidardan ayrı düşünmeleri, yanlışları ortaya çıkarmaları, Saray ve içindeki devşirme uzmanları” eleştirmeleri mümkün mü?

Sarayın tek hakimi, medyanın da hakimi.

Yani medyanın çoğunluğu 16 yıldır “Sahibinin Sesi” konumunda…

Oysa Türkiye’de, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önünde engeller olmamalıydı.

Gazetecilik mesleği sözde gazetecilerin eline kalmamalıydı.

Gazeteler, özetle sözlü ve yazılı medya, araba parçacısının, tüp gaz satıcısının, maden suyu patronunun sahipliğinde ve yönetiminde olmamalıydı.

Sözde ve yalaka gazetecilik ön plana çıkınca, halka aktarılan bilgiler de gerçek olamaz.

Sonunda meslek yapılamaz hale gelir…

Son 16 yıldır gerçek gazete patronları tek tek medya dünyasından ya kendi istekleri, ya da halka doğru haber vermelerinin imkansız hale gelmesinden endişe ederek, biraz da korkarak bu dünyadan çekilmişlerdir.

Nitekim son yıllar içinde gazetecilik faaliyeti suç olarak tarif edilmiş, itibarsızlaştırılmaya çalışılmış, gazeteler ve gazeteciler sık sık hedef gösterilmiştir.

Gazeteciler tutuklanmış  hapse atılmış, yargılanmaları geciktirilmiş ve büyük bir korku iklimi yaratılmıştır. İktidarın yaptıklarını eleştiren, doğruları göstermeye çalışan, yalakalığa ihtiyaç duymayan medya kuruluşlarının gelir kaynakları adeta kurutuldu.

Nitekim son olarak Habertürk Gazetesi kapatılmak zorunda kaldı.

Gerçi bu yayın organı da AKP ve Saray yanlısıydı ancak ne reklam pastasından dağıtılan ulufeler, ne de satıştan elde edilen gelir yetmedi.

Neticede kepenkleri indirmek zorunda kaldı.

Patronunun iktidarın medyaya dağıttığı pastanın dilimi küçülünce Habertürk patronu eski işine dönmüş olmalı.

Madencilik ve soda üretimi…

 

Sonuçta ne oldu?

Yüzlerce gazeteci işsiz kaldı.

Aileleri perişan…

Eğitimdeki çocuklarının durumunu düşünebiliyor musunuz?

İktidar, yani sayın Erdoğan sanıyor ki “Tek ses ve tek nefes” medya gerçekleri ortaya serer.

Oysa bu tür “Tek ses ve tek nefes” medya sahibinin sözcülüğünü yapar, bu nedenle de herşeyi tozpembe gösterir.

Siz Sabancı’ların ve Koç’ların çıkardığı yayın organında, sahiplerini eleştiren bir yazı-makale-görüş bulabilir misiniz?

Adı üstünde “Sahibinin Sesi”

 

Gelinen nokta o ki, kör- topal işletilmeye çalışılan demokrasimizin medya ayağının dumura uğratılması sonucu mevcut sistem  “üç maymunu” oynayan ucubeye dönmüştür.

Son söz:

Medya özgürlüğü tüm özgürlüklerin anasıdır.

Peki medyasız demokrasi olur mu?

Olur…

Tıpkı bugünkü gibi olur.

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir