Son Dakika
19 Kasım 2019 Salı
”

Mazoşistçe bir meslektir GAZETECİLİK!

Eskiden ehliyet idi. Sahip olanın bu işi yapabilirlik yetisine sahip olduğunun belgesi idi. Doktora diploması idi. Ama; İdi! Mazoşistçe belki ama; biz gazeteciler acı vermesine karşın onurla cebimizde taşırız basın kartını.

28 Ağustos 2015 Cuma, 19:13

Eskiden ehliyet idi. Sahip olanın bu işi yapabilirlik yetisine sahip olduğunun belgesi idi. Doktora diploması idi. Ama; İdi! Mazoşistçe belki ama; biz gazeteciler acı vermesine karşın onurla cebimizde taşırız basın kartını.

Mazoşistliğin tarifini yapalım önce;

Tahriş olmaktan tahrik olan kimse. Kendi kendini aşağılatan, dövdüren. Hatta abartıp bunun için üstüne para bile ödemeye hazır insanlara verilen genel isim. Yara kabuklarını koparma, vücudun herhangi bir yerini kesme, mum damlalarıyla deriyi yakmaktan zevk alan. Sadizm ile var olan, acı çekerek haz alınan bir sapkınlık. Mesela; göğüs uçlarına mandal takıp, bundan zevk almak. Genellikle cinsellikle bağdaşlaştırılmış olsa da çoğu kez gazetecilik hayatımızın ince ayrıntılarında mazoşist etkiler görmek mümkündür.

Tanımlama, Leopold Von Sacher Masoch amcanın adından gelmekte.  Mazoşizme adını veren yazar olur kendileri. Kürklü Venüs isimli kitabıyla tanınmış. Kürk ve kadını özdeşleştirir. Ve bunu erkeğe acı veren bir noktaya oturtur eserde. Sevgilileri ve karısıyla yaptığı kölelik anlaşmaları üne kavuşturmuştur romanı.

Vücutta görülesi somut acı çektirme şekilleri varken gizli mazoşistler de vardır. Ki; işte bu nokta bana  gazetecilik ve basın kartı arasındaki bağı ‘’Mazoşistlik’ ile bağdaştırtan. Acı bedellerine rağmen, başkalarını mutlu etmekten zevk almaya başka ne tanımlama yakışabilir ki?

İstisnalar genel kaideyi bozmaz. Hiç sıkılmadan, sadistçe şartlarına rağmen mesleğini saplantılı bir şekilde başı dik sürdürmeye çalışanlarız çünkü biz. Rağmen; karşılığında kendisine verilmiş vesikayı onur-gurur belgesi olarak taşırız. Acının ve yorgunlukların romanıdır çünkü bizler için sarı basın kartı.

Normal şartlarda kişi somut olan acıyı, kişi vücutta fark edip durdurabilir. Ruhen yaşanan acının belirsizliği, acının büyüklüğünü daha da artırır. Nasıl mı? Şöyle;

Gazetecinin cebinde taşıdığı basın kartı sarı – kırmızı renklerden oluşur. Fantezi kapsamlı olarak sık sık boy-şekil değişikliği denenir ama renk sabittir. Kırmızı zemine şu ibare yerleştirilmiştir; ‘’Basın Kartı-Press Card’’. Hemen altında sarı zeminde şu makamların adı geçer büyük harfler ile; ‘’TC. BAŞBAKANLIK İÇİŞLERİ BAKANLIĞI EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BASIN YAYIN EMFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’’ Bunların hemen altında taşıyan kişinin resmi ile sadece merkez bankası baskısı paralarda kullanılan metalik mühürlü hologram. O hologramın üzerinde de İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün soğuk damgası.

Devletin tüm makamları tarafından onaylı bir iş kolu yani. Karta sahip olmanın koşulları var. Öncelikle kendinize basın kartı yönetmeliğine uygun bir basın kuruluşunda  iş bulmanız lazım. Burada  muhabir olarak gösterilmeniz gerekiyor. Sigortanızın da 212 olarak adlandırılan yasaya uygun yatırılması lazım.

Ancak;  212 kapsamında yapılan gazeteci kadrolarının sosyal güvenlik kurumlarına katkı payı yüksektir. Yayın kuruluşları dolayısıyla daha az sigorta primi ödedikleri 1475 sayılı yasaya (muhasebeci—pazarlamacı vb.) tabi çalıştırmayı tercih eder. Üstüne şansınız acayip yaver gitmediyse 2-5 yıldan önce de kadronuz 212 üzerinden yapılmaz.

Diyelim ki şans yaver gitti;

Muhasebecinizden işe giriş bildirgesi aldığınızda iş kolu bölümünde ‘’muhabir’’ yazıyorsa ne ala. İçiniz rahat olsun, ikinci aşamaya geçersiniz. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğüne ilk basın kartı başvurumuzu yaparsınız. Sayısız beyan evrakı doldurursunuz. Üçüncü aşamaya geçmeye hazırsınız. Bu aşamada evinize sivil polisler gelmek sureti ile sizin gerçekten basın mensubu olup olmadığınızı araştırılır. Bu evreyi geçince size bir mektup gelir. Mezuniyet durumunuza göre bekleme süreniz size bildirilir. Bu süre sürekli yönetmeliklerde değişse de meşakkatli bir sabır sınavı içerir. Basılan- yayınlanan eserlerinizi saklamanız gerekebilir. Makale, haber, köşe yazısı vs. tüm gazeteleri. Ki bu en az 54 gazeteyi bulur. Bu da sizi bir sonraki aşamaya taşır. Bekleme sürenizin dolması öncesinde ikinci başvuru belgeleri istenir. İlk başvurudaki belgelerin hemen hemen aynısıdır. Sadece kesintisiz olarak sigortanızın yattığına dair onaylı prim dökümü ve biriktirdiğiniz eserlerinizi yollamanız lazım. Bu işlemler de tamamladıktan sonra, yılda 3 defa toplanan basın kartı komisyonuna girme sıranız gelir. Ki bu da bizi son aşamaya getirir. Dosyanızı inceleyen komisyon üyeleri sizin kart alıp alamayacağınıza karar verir. Ardından kazananların, (ki kazanan oluyorsunuz artık) listesi yayınlanır.

Artık gazeteciliğiniz onaylanmıştır. Yasayla sabit basın kartının niteliği ve sağladığı kolaylıklar şunlardır;

a) devlet ve belediyelerin, özel idare ve köylerin veya bunlara bağlı kuruluşların, şehir içinde veya dışında işlettikleri tarifeli taşıtlardan, indirimli veya parasız olarak yararlanmak,

b) kamuya ait müze, galeri, sergi, stadyum ve hipodromlar ile benzeri yerlere ücretsiz girmek,

c) kanunen gizli olmayan veya idarece gizli yapılmasına gerek görülmeyen toplantı yerine serbestçe girmek,

d) resmi törenlere kolay görev yapmalarını sağlayabilecek bir konumda katılmak,

e) kartlarını ibraz etmek şartıyla, posta işletmelerinde bulunan telgraf, faks, telefon, teleks ve benzeri araçlardan öncelikli olarak yararlanmak ve her türlü matbuatı indirimli ücretle göndermek,

f) emniyet genel müdürlüğü’nce düzenlenmiş “basın trafik kartı”nı ibraz etmek şartıyla, devlet törenlerinde, milli veya milletlerarası müsabakalarda, basın toplantılarında, türk ve yabancı devlet büyüklerinin resmi ziyaret, gezi ve incelemelerinde ve benzeri diğer durumlarda, trafik görevlilerinin vereceği işaret ve talimatlar doğrultusunda, park etme, durma, duraklama ve geçiş üstünlüğü gibi kolaylıklardan yararlanmak,

Hakkına sahiptirler.

Güvenlik kuvvetleri ve kamu kuruluşları, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hallerde, basın kartı sahiplerinin görevlerini en kolay şekilde yapmalarına yardımcı olurlar.

Kart sahibi olunca işinizi daha kolay yapabileceğinizi zannettiniz değil mi? Ama yanılıyorsunuz. Onca devlet makamının onayından geçmiş olmanın gevşemesine girmeyin sakın. Cebinizdeki kart yine de hiçbir yerde geçmez. Gazeteciliğinizin bu defa gittiğiniz her yerde yeniden onay görmesi gerekir. Basın kartınızı ibraz eder, ‘’katılım-davetli onayı’’ içerikli ‘’Akreditasyon’’ denilen kartı boynunuza asmak zorundasınız. Aksi durumda kapılar duvar olur.  Ha bu arada bazı ortamlarda görevli olduğunuza dair kurum bildirimi de istendiği olur.

İşinizin mahiyeti anayasal hak olan bilgi edinme ve edindirmeyi kapsar özetle. Takdir sizin. ‘’Kendiniz ettiniz, kendiniz buluyorsunuz’’ diyeniniz çıkabilir. Bu doğruluk payı olmakla birlikte tartışılır bir nokta. Hatta şimdilerde basın kartı yönetmeliğinin gazetecilik mesleğini yok edecek hale büründürüldüğü kavgası var.

Rağmen bu kartı taşımak, gazetecilik mesleğini sürdürmekte ısrar ediyoruz biz. Görünen o ki mazoşistçe bir onur-gururla sürdürmeye de devam edeceğiz. Niçin; Toplumun bilgi edinme ve edindirme anayasal hakkı için. Yani; mutlu ettiğimizi hissettikçe, mutlu etmek için çektiğimiz acıdan mutlu olmak için. Buna mazoşistlik denmez de ne denir sizce? Düşünsenize, meslekte bizim gibi 20 yılını tamamlamış ve hala sürdürenlere üzerinde ‘’Sürekli Basın Kartı’’ veriliyor bir de. Ömür boyu taşıma hakkı yani.

Ehliyetliyiz anlayacağınız. Devam ettiğimize, vazgeçmeyeceğimize göre mazoşist değil de ne denir bizim gibilere sizce?

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz