Son Dakika
17 Şubat 2019 Pazar

MAYDANOZ

Karga şeyini, şey etmeden telefonu çaldı. Arayan eşiydi. “Git çabuk iki kilo ayşe kadın fasulye al. Pişireyim yarın” dedi.

29 Temmuz 2018 Pazar, 12:53

Alp gece yarısı döndü eve. Keyfini sürmüştü dört arkadaş bekârlığın. Eşleri tatildeydi iki günlük. Üşendi soyunmaya. Uzandı koltuğa. Düşünürken ‘her gün böyle olsa’ diye daldı.

Uyandı sabah erken. Gitti mutfağa. Çıktı balkona. Yumuşacaktı hava. Kahvaltılıktı. Döndü mutfağa. Hazırladı malzemeleri kahvesiyle. Geçti balkona. Ederken kahvaltıyı, yudumlarken kahvesini, çekerken içine mis gibi taze havayı, çaldı telefonu hücum borusu sesiyle. “Başak  günaydın… Günaydın hayatım. Günaydın bir tane eşim… Hangi rüzgarın ettirdi telefonu?”.

“Lan oğlum kaç tane eşin var! Dinle. Git iki kilo ayşe kadın fasulye al. Pişireyim yarın” dedi.Kapattı. Telefona bakarak konuştu: “Üç gram romantikliğim vardı. Limon sıktın kızım!”.

Bitirdi kahvaltısını. Baktı saatine. Sekiz otuzdu. Açılmıştı market. Değiştirdi üstünü. Açtı kapıyı. İndi merdivenlerden…Sokaktaydı. Gıcık Market istikamet. Hedef Kılçık Ayşe! Durdu atacakken adımlarını. Önündeydi bir tabak. Tabakta salata. Hıyarıyla domatesiyle zeytiniyle yumurtasıyla. Kim bırakmıştı? Neden bırakmıştı? Baktı alıcı gözle. Lezzetliydi görüntüsü bile. Geçti aklından bir an. Düşündü yediğini… Olsundu ikinci kahvaltısı… Kim ölmüştü yemekten!

Döndü caddeden sokağa. Açıldı gözleri. O ne! Bir kase. İçerisinde mercimek çorbası. Kim bırakmıştı? Neden bırakmıştı? Geçti aklından bir an. Düşündü içtiğini kaşıksız. İçiyordu ama zor gidiyordu boğazından aşağı… Zehir gibi acıydı mercimek çorbası. Sanki Arnavut biberi.

Ağırlaşıyordu adımları…Zorlaşıyordu yürümesi… Varmıştı Gıcık Market’e. Değiştirmişlerdi gene meyvelerin sebzelerin yerlerini. Tek değiştirmedikleri en baştaki hıyarlardı. Bakınıyordu. Bir sağına bir soluna. En dipteydi ayşe kadın fasulyeler. Zorlukla vardı yanlarına. Vardı ama. İki ayşe kadın fasulye vardı. Kılçıklı ve kılçıksız. ‘Kılçıktır Ayşe kadın. Kılçıksız olur mu?’ dedi içinden. Uzattı elini torbaya. Koparamıyordu… kopardı. Açamıyordu… Açtı zorlukla. Uzandı Kılçık Ayşe’ye. Zor açılıyordu avucu. Toparlamaya çalıştı gücünü. Doldurdu torbayı avuçlaya avuçlaya. Bilemiyordu artık nasıl gitti kasaya. Nasıl ödedi parayı. Nasıl çıktı marketten dışarı.

Ulaştı caddeye sanki sürüklenerek… Döndü caddeye. Duruyordu pilavlı domatesli patatesli turşulu köfte tabağı. Kokuyordu mis gibi. ‘Ye beni’ diyordu sanki. Lezzetliydi görüntüsü bile. Geçti aklından bir an. Düşündü yediğini… Dans ediyordu sanki her birinin tadı damağında…

Yiyen sen misin! Başladı kararmaya gözleri… Olmuştu iki kiloluk Kılçık Ayşe birden iki yüz kilo. Mayışıyordu… Gevşiyordu… Veremiyordu soluk alıp verip. Götüremiyordu adımları…

Varmıştı kapıya kadar… Durdu birden. Açılıverir gibi oldu gözleri… Yerde tabak. Tabakta tatlı. Vezir parmağı. Bademli vezir parmağı hemi de. Geçiverdi aklından bir an. Ve düşündü yediğini… Tadarken lezzetini, yerde açıverdi gözlerini… Çevresinde kalabalık oluşmuştu. “Durmayalım başında. Soluk alsın adam. Ölüyor…”. Alamıyordu soluk. Çırpınıyordu yerde…

…uyandı kan ter içerisinde Alp. ‘Ohhh! Bir düş imiş.’ diye rahatladı. Kalktı. Çıktı balkona. ‘Olamaz’ dedi içinden. Duruyordu düşündeki salata tabağı. Çaldı o sıra kapının zili. Kimdi bu sabah sabah karga bokunu yemeden? Kaynanasıydı. Maydanozdu herşeylerine, Zamanla anlamıştı neden balayı için Tokyo’yu seçtiğini Gülay’ın. Bir tabak ve kahve ekledi masaya. Aradı Gülay. İstemişti ayşe kadın fasulye. “Erkekler anlamaz. Giderim ben.” diyerek kapıya yöneldi kaynanası. Kapıdaydı salata. Dönüşüverdi ruhu o sıra. Gülüyordu içi gözlerinin. Geldi aklına. “Arayın. Meraklanmayayım.” demişti Mert. Aradı: “Mert vardım eve. İyiyim. Öylesine iyiyim ki, öylesine sevinçliyim ki. Gülay’la evlendiğimde bile bu kadar mutlu olmamıştım.”…

www.haberhurriyeti.com / MURAT TEPEBAŞILI

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

izmir escort bursa escort izmir escort antalya escort izmir escort porno izmir escort