Eyy ruh...

Sizce 'ruh' var mıdır?..

Yoksa, insanoğlunun kafasında yarattığı -ve inandığı!- bir uydurmaca mıdır sadece?..

Varsa, nedir?..

Yoksa, neden?..

Beni ben yapan bir 'öz' varsa, o öz ne olabilir ki?..

Atalarımız onu 'beynimizdeki milyarlarca nöronun oluşturduğu karmaşık bir sistemin nörobiyokimyasal etkileşimlerinden doğan algılar' olarak tarif etmeyi bilmediklerinden, kısaca 'ruh' deyip geçmişler mi acaba?..

Sonuçta sanırım ruh kavramı, sinir sistemimiz sayesinde sahip olduğumuz bilinç, duyu, duygu, algı, zeka gibi birçok kavramın nedenlerini, nasıllarını karşılamak için geliştirilmiş bir 'joker' sözcük sanki...

“Eğer bir hayvan yaşıyor ve hareket ediyorsa, ilkel insanın düşüncesine göre, bu ancak içinde onu hareket ettiren küçük bir hayvan olduğu içindir. Eğer bir insan yaşıyor ve hareket ediyorsa, bu ancak içinde onu hareket ettiren küçük bir insan olduğu içindir. Hayvanın içindeki hayvan, insanın içindeki insan, işte ruh budur. Bir hayvanın ya da bir insanın eylemi nasıl bir ruhun varlığı ile açıklanıyorsa, uyku ve ölüm onun yokluğuyla açıklanır. Uyku ruhun geçici, ölümse devamlı yokluğudur” diye açıklamış ondokuzuncu yüzyılın sonlarında J. G. Frazer atalarımızın ‘ruh’ tarifini...

Hadi, en ilkel canlıları, diyelim tek hücrelileri ele alalım o zaman: Onlar da canlı ve bir 'ruh'ları olması gerekir, değil mi? (Eğer onların ruhu olmadığı iddia edilirse, o zaman canlılık için ruh gerekmediği sonucuna varırız!) Dahası, bir amip ikiye bölünüp iki amip (dört, sekiz, onaltı…) haline geliyor. Şimdi bu durumda bu canlının ruhu da mı ikiye (dörde, sekize, onaltıya…) bölünüyor? Eee, o halde ruh bölünebilen bir 'şey' midir?..

Yoksa ‘ruh’ aslında insanın bilincidir, sadece beyin fonksiyonlarının ürünüdür ve dolayısıyla beyin ölünce de ruh da (bilinç!) sonsuza dek yok oluyor mu diyeceğiz?..

Ve dahası, 'Beyin ölse de, ruh varlığını sürdürür. Çünkü beyinden bağımsızdır, maddi/dünyevi süreçlerden etkilenmez' mi dersiniz?..

Beyin ölümü durumunda ne oluyor mesela? Kişi hâlâ canlı ama, bilinci kapalı! Bu durumda 'ruh bedeni terketmiş' mi oluyor yani?..

Ya da, hafızasını kaybeden bir insanın ruhu da -bilgisayarlar gibi!- 'resetlenmiş' midir?..

Ve elbette İsra Suresi 85. ayet de değinmiş mevzuya: Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."

Pekiii… Sizin fikriniz nedir bu konuda acaba?..

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

04

Abdurrahim Çokgüngör - 1*Ramazan ayının yoğunluğu sebebiyle bir iki yazınıza yorum katkısında bulunamadım. Çünkü çok yoğun idim. Şimdi Ramazan da, Bayram da geçti. Biraz rahatladık. Özellikle “Ey Ruh” başlıklı yazınıza bir yorum eklemek istiyordum. Çünkü ruh konusu bence insanın kendini bilmesi ve tanımasının sırlı anahtarıdır. Çünkü İsra Suresi’nin 85. Ayeti aslında belki sayfalar dolusu bilgi veriyordu. Şu manada: Ayetlerin lafzındaki camiiyet yani çok manayı barındırması hakikatiyle. O manalara da başka ayetlerle yorumlanarak(tefsirle) ulaşılır. Ki bu uzman işidir. Ayetlerin Türkçe manası ayetin anlam alanını kısıtlar. Onun için meal değil de tefsir okumak daha akıllıca olur. Burada bir not vereyim. Her ayet bütün Kur’an’a baktığı gibi Kur’an’ın bütünü de o ayete bakar yani manasına destek verir. Bir diğer husus, Kur’an’ın 40 ayrı sosyal tabakayı hitabı vardır. Yani bir ayetteki hüküm veya mana 40 ayrı sosyal tabakanın anlayış ve algısına göre hitap eder. Bir başka not, her ayeti anlamak herkesi mümkün değil. Bu durumda o gibi ayetin gerçekte ne manaya geldiği Kur’an Rasih yani derin ilim sahiplerinin anlayabileceğini bir ayetinde bildirir. Unutulmasın yaş ve kuru her şeyin Kur’an’da olduğu Kur’an’ın kendi ifadesidir..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Mayıs 02:43
03

Abdurrahim Çokgüngör - 2*Şimdi Ruh nedir, nereden geliyor? Alem-i emirden geliyor. Bunun ne anlama geldiği Araf 54. Ayeti yaratmanın yani halkın ve emrin Allah’ın olduğu belirtilir. Bununla anlatılan sır, İlahi irade ile halk yani yaratılır. Bu İlahi irade ile gerçekleşir. Yaratılan ise emir aleminden gelen kanunla yönetilir. Ki ruh yaratılan bedene hayat veren ve yönetendir. Kişinin gerçek zatıdır. Yani ruh şuurlu bir kanundur. Tabiatı yöneten ve etkileyen diğer kanunlar gibi. Ancak onu farklı kılan o kanun bir dış vücud, yani nurani bir kılıfının ona giydirilmesidir. Öyle olunca o vücud ile hisseder ve tepki gösterir. Vücud ruhun hanesidir. Ve ruh sabit ve bağımsız bir cevherdir. Bu haliyle ebedidir. Emr-i İlahi’den gelen diğer tabiat kanunları gibi. Şimdi bir insan vücudu yılda iki kez değişerek yenilenirken ruh mevcudiyetini koruyor. Yani vücud biyolojik olarak değişimle ölerek yenileniyor ama ruh bakidir. Ruh alem-i emirden gelmesi ve tekliği sebebiyle diğer kanunlar gibi ebedidir. Yani madde çözülme ya da dağılma ile erirken ruhun vahid yani tek ve İlahi emir olması sebebiyle baki kalıyor ve yok olmuyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Mayıs 02:40
02

Abdurrahim Çokgüngör - 3*Şimdi ruh, hayat sahibi, şuur sahibi, nurani bir harici vücut giydirilmiş. cami yani bir çok şeyi içine alan bir cevherdir. Ve ölümsüzdür. Hayat bu evrenin süzülmüş bir özetidir. Şuur ve duygu da hayattan süzülmüş hayatın bir özetidir. Akıl da şuur ve histen süzülmüş şuurun bir özetidir. Ve ruh da hayatın halis ve saf bir cevheridir. Sabit ve bağımsızdır. Parçalanamaz, yok edilemez, kimyevi reaksiyondan etkilenemez. .Ruhun camiiyet yani toplayıcı özelliği olduğunu belirttim. Ruh insan vücuduna emr-i İlahi ile girdiği zaman ona verilen 10 kadar kalp, akıl, vicdan, zeka gibi latif kuvveleri vardır. Bu haliyle ruh, beyin ve sinir sistemi üzerinden vücudu yönetir. Nasıl ki bilgisayarın ruhu hükmünde olan Windows gibi sistemlerle yönetilir onun gibi. Uzmanlar hayatın biyo-fizik, biyo-kimya, hormonların ruh ile ilişkili olarak çalıştığını belirtiyor. Duyan, gören algılayan ise beyin ve sinir sistemi üzerinden ruhumuzdur. Yani hisseden ve isteyen ruh olduğundan beynimizin işlemesiyle Dopamin molekülü veya benzerleri zahiri sebep olarak düşünce ve zevk oluşumunu aktiv hale getirir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Mayıs 02:36
01

Abdurrahim Çokgüngör - 4*Kısacası vücudu bir nevi beyin ve sinir sistemini santral gibi kullanarak hayatı idame ettirir. Ruh daimi baki yani kalırken, insan vücudu senede en çok 2 genelde 1 kez yenilenerek yani yavaş yavaş ölerek yenileniyor. Ama baki ruh baki kalıyor. Ruh ölümden sonra da hayatını devam ettirir. Alem-i misalin bir örneği olan mezar hayatının yaşandığı berzah alemine geçer. Ve burada mahşere kadar bekler. Beklerken hayatında erdiği dereceye göre rahat veya azap içinde yaşar. Bu konuda çok bilgi var. Yani Kur’an’ın ruhun Allah’tan emrinin olmasının diğer ayetlerle mana ilgisi için çok anlatımı vardır. Burada kısa kesmek zorunluluğu var. Cenab-ı Allah önce ruhunu yarattığı kulunu zamanı geldiğinde hayata gönderirken ona vücud kılıfında yüzüne güzel bir suret verirken, ilm-i ezel ile yani kaderin dayatma değil kulun yaşayacağı bilmek özelliğiyle özel bir suret verilir. Bu suret yani yüz görümümü ruhuna paralel çizilirken o kişinin kader çizgileri el ve yüzüne konur. Bu İlm-i İlahi’nin hikmetinin bir başka yönüdür. İnsanı hayvan ve meleklerden ayıran en önemli husus ona verilen nefistir. Hayvana akıl ve şuur verilmezken meleklere nefis verilmemiştir. İnsana kalb, akıl, şuur, his ve sayısız latifeler verilmiştir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Mayıs 02:34


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?