Perşembenin Konusu: AYASOFYA

ABARTILAN KUBBE

Bizans İmparatoru I. Jüstinyen. Süleyman Tapınağı’nı geçecek bir yapı ister

Olumsuzlukları belirtir mimarlar. Mimarın kellesi de işin içerisindedir sonuçta.

Sonuçta aday olur iki kişi: Fizikçi Miletli İsidoros ile matematikçi Trallesli Anthemius. İkisi de mimar değil. Ama ikisi de mimariye ilgi duyuyor.

Yıl 532. Başlanır Ayasofya’nın yapımına. 537’de bitirilir.

Şöyle der bitince açılışta toplanan Bizanslılar’a; “Ey Süleyman seni yendim!”.

Geldik iki binli yıllara… İzliyoruz tarihi yapıların belgesellerini…

Ve Ayasofya;

Televizyonlardaki belgesellerin hepsi biraz değişik yönlerine değiniyor.

Değiniyorlar ama iki ortak özelliği var. Birincisi; Merkezi kubbenin dört filayağı üzerinde durduğunu vurgulamak.

Neden sorusunun yanıtı Ayasofya’nın mimari yapısında.

Hristiyan tapınak mimarisinin gelişiminde Peristos gibi yapılar başlangıç. Mimarlar için tek amaç olabildiğince geniş iç alan yaratmaktı. Bu bazilika planı ile aşıldı. İki sıra dizili sütunların arası açılırken düz tavan yerine kubbe yerleştirildi. Peristos’tan Ayasofya’ya yolculuk…

Hagia Sophia veya Ayasofya (Kutsal Bilgelik) demek.

(Tercüman rehberken Türkçe bilen bir Fransız’ın, İngilizcesi için Hacı Sofya, Türkçesi için Ayı Sofya dediğini duymuştum.).

Kubbeli bir bazilikadır. Bir orta nef, iki yan nef, apsis, iç ve dış olmak üzere iki narthexe sahiptir. Batısındaki avludan önce dış narthexe geçilir. Üzeri çapraz tonozlarla örtülüdür. Dış narthexten iç narthexe geçilir. Orta nefin üstü bir kubbeyle örtülüdür.

Bu mimari ayrıntı, belgesellerde ortak olarak kubbenin dört filayağı üzerinde durması tekniğiyle çelişiyor. Ayasofya bazilikadır. Ve bazilikalarda merkezi kubbenin ağırlığının çoğunu tek başına dört filayağı taşımaz.

Camilerin mimari özelliği bazilika değildir. Dört filayağının merkezi kubbeyi taşımada işlevi daha fazladır. Sözgelimi Sultanahmet Camisi’nin filayakları merkezi kubbenin ağırlığını büyük ölçüde yüklenir:

Tapınak mimarisi tarihinde için amaç, merkezi kubbeyi duvarlara taşıtarak en geniş iç alanı sağlamaktı. Bu amaca Mimar Sinan Edirne Selimiye Camisi’nde ulaşarak uzun soluklu maratonun ipini göğüsleyerek ulaştı:

Belgesellerin ikinci ortak özelliği Mimar Sinan’ın adını hiç anmamaları. Neden sorusunun yanıtını kendileri bilir. Oysa Ayasofya’nın bugüne kadar ayakta kalmasını sağlayan tek insandır Mimar Sinan.

Ve bugün bunun anımsatılmasının nedeni de Mimar Sinan’dır.

* * *

Murat B. Tepebaşılı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Emin Ertuğrul Tepebaşı - Tebrikler,çok güzel bir yazı olmuş

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mart 06:43


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?