Bitmek tükenmek bilmez dil yarası

Ülkemizde cehaletin artması en az nezaketin yok olması kadar rahatsız edici… Üniversite öğrencisi ya da mezunlarının televizyon yarışmalarında verdikleri yanlış cevaplar yüzünden komik duruma düşmesi artık sıradan olay olarak görülmeye başlandı… Komik videolar gibi bu durumun örnekleri YouTube’ta cirit atıyor…

Aslından bugün yazacaklarımı düşündüren de bir YouTube videosu oldu. Sesli makaleler oldukça moda son günlerde. Bu moda, tembellerin okuması yerine düzgün bir şeyler dinlemelerine neden oluyor ama bir de metinler hakkınca seslendirilse, vurgular doğru yapılsa… Metinler sese yazılım aracılığıyla dönüştüğü için sanırsın ki, Türkiye’nin en çok okunan yazarı “asla” yazmasını bilmiyor. Yazılımına “a” harfini tek şekilde yani kısa “a” olarak yükleyen aklı evvel, yazının içine ediyor. Acaba sorun yazılımı yapanların Türkçe kıtlığın da mı yoksa alfabeden şapkayı kaldıranlarda mı?

Uzun zaman önce Türkçe takıntılarla ilgili yazmama kararı almıştım ama bu sesli makale konusunda son yaşadığımla bir yeni sorun daha eklenince biriktirdiklerimi bir anda kusmam gerekti. (Hakikaten de Türkçe konusunda yapılanlar, insanda aynen mideden yukarı hareket eden o dayanılmaz duyguya neden oluyor)

Bir hastanenin danışmasındaki yetkili kişiye tahlil vermek için tuvaletin yerini sorduğunuzda, size üzerine basa basa “Lavabo koridorun solunda filanca kapı” derse ne düşünürsünüz?.. İlkin içinizi derin bir utanç mı kaplar, kibarca “lavabo” demek varken, kaba bir insan olarak “tuvalet” dediğiniz için? Yoksa öfkeden tahlil vereceğiniz sıvılar geri mi kaçar, ayakkabıyı çıkarıp size aklınca Türkçe öğreten kişinin ağzının ortasına yapıştırmadığınız için?

Bir kez daha özetleyelim: Lavaboda el yıkanır. Hela, ayakyolu, kenef, yüznumara dilimizde hacet görülen yerin doğru adıdır. Bunun kibarca söylenişi tuvalettir. Yoksa dört duvarın içine sadece bir lavabo koyup “Hadi gör işini derseniz” bu en başta bana ukalalık yapan kişi için oldukça kullanışsız olur, ayrıca hiç de temiz ve hijyenik bir durum olmaz.

Tabii bu konulara girince ister istemez eski yaralar da depreşiyor ve yazı mükerrer örneklerle alıp başını gidiyor…

Artık özellikle sanatçı, gazeteci ve sarkıcıların duayen ilan edilmesine söyleyecek söz bulamıyorum. Bu kelimeyi illa yazmak isteyenler, önce sözlüğe bakıp öyle kullansınlar. Yok eğer yorulmak istemiyorlarsa o zaman “ünlü, tanınmış” desinler. Daha da kuvvetlendirmek istiyorlarsa ünlü ve tecrübeli veya çok tanınmış diye vurgulasınlar. Duayen benzetmesi sadece büyükelçi ile sınırlıdır, nokta…

Son bir not da azar yemek ile ilgili. Azar yenmez işitilir, fırça yemeye çokça alışan halkımız dilimizdeki azarlanmak ya da azar işitmeyi de yenir bir şey zannetmeye başladı. Hepsinin ağzı güzel bir terlik hak ediyor ama ana dilini doğru öğretecek terlik sahipleri nerede?..

 Magazin Hürriyetçisi  / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Magazin hürriyetçisi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?