Başarılı iletişimin gizli şifresi: Empati

TÜİK’in son yaptığı araştırmalara göre, Türk toplumunun artık % 93’ü şehir ve ilçe merkezlerinde yaşadığı ortaya çıktı. Sadece % 7’lik şanslı bir bölüm köylerde yaşıyor…

Bundan yaklaşık 50-60 yıl önce neredeyse bu durum tam tersiydi…

Şimdi ne kadar özlüyor, ne sıklıkla arıyoruz o günleri değil mi ? Bizim gibi yaşı tutanlar, hadi şimdi 40 yaşın üstündekiler diyelim bu günleri iyi hatırlarlar…Çünkü 1980 yılı ve sonrası ülkemiz için de bir kırılma yılı oldu…Ne olduysa bir anda tüketim toplumuna evrildik. Herkes bir şekilde şehirlere akın etmeye başladı. Köylerde barınamaz, geçinemez olduk. Çok para kazanarak mutlu olacağımızı düşündük ve şehirleri doldurduk. Herkes itili ufaklı bir işin ucundan tuttuk ve yaşamaya başladık. Elimize geçen para ile geçinmeye çalışırken, köylerde görmediğimiz şehirlerde farkına vardığımız gereksiz harcamalara alışarak , gereğinden fazla yiyecek,içecek ve eğlenceye para harcadık. Bu zevkleri tattıktan sonra, devam için daha çok para kazanma , daha çok yiyip içme moduna girdik…Bu alışkanlıklarımız doğal olarak çocuklarımıza da geçti…Onlar da bu çarka dahil oldular…

Yıllar geçip gitti…Tam tüketim toplumuna dönüştük. Bir şeye sahip olmak için artık paranın olmasına da gerek olmaz hale geldi... Borçlanarak da sahip olabiliceğinmizi farkettik…Hatta öyle ki, ödeyemeyecğini bile bile araba,ev alıyor, ihtiyacınız olmamasına rağmen, lüx tatillere para harcar olduk. Kredi kartı belasına kendinizi bir kez kaptırdınız mı , adeta idam fermanınızı da kendi kendinize imzalıyorsunuz…Önce asgarisini öderim idare ederim , sonra öteki karttan çeker burayı kapatırım diyorsunuz ama bir süre sonra farkediyorsunuz ki, derin bir kuyunun ta dibine kadar inmişsiniz…Artık oradan çıkmak için bir mucizeye ihtiyacınız var…Eee mucizelerde çok sık gerçekleşmiyor maalesef…

Oysa 40-50 yıl önce öylemiydi…Mutlu mesut yaşıyorduk. Belki çok para kazanmıyorduk ama mutluyduk…İmkanımız azdı ama karnımız tok, keyfimiz yerindeydi…Gelenek ve göreneklerimizle yetişmiş olmanın ve küçük bir toplumda bir arada yaşadığımız için, her şeyimiz kontrol altındaydı aslında…Küçük yerlerde herkes birbirini tanır ve asla kötü bir şey yapamazdınız. Yaptığınız anında ayıplanır ve yaptığınıza bin pişman edilirdiniz…Hele büyüklere saygısızlık, küçüklere şefkatsizlik asla affedilmezdi…

Şimdilerde ise hepimiz şehirlere doluşduk…O güzel günler ve ortamlar artık hayal oldu…Anca bir araya geldiğimizde nostalji olarak anıyoruz…Artık ekmek aslanın ağzında bile değil midesinde denen dönemdeyiz…Maalesef para hepimizi bozdu…Saygı sevgi diye bir şey kalmadı…Kimse kimseyi tanımıyor, aynı binada bile ismini bilmediğimizi, yüzünü hiç görmediğimiz komşularımız var…Ne hastalıklarından, ne de ölümlerinden haberimiz bile olmuyor…Çarşıda, pazarda,trafikte,işte birbirimizi yiyoruz…Hep 3 kuruş daha fazla kazanalım, yada 3 kuruş kazancımız elimizden gitmesin diye…Başımıza gelen olaylarda hep kendi bacağımızdan asılıyoruz. Karşıdakini dinlemez,anlamaz olduk…Haliyle hep gerginlik, hep stres içinde yaşamaya çalışıyoruz…

Ama artık 40-50 yıl öncesine dönmek imkansız olmasa da çok zor…O zaman ne yapmalıyız…Sorunlarımız çözmek için empati yapmalıyız…Başarılı iletişimin en önemli anahtarı empatidir...Bir olayda hemen kendi penceremizden olaya bakmamalı, kendimizi karşıdaki kişinin yerine de koymalıyız…Bunu başarabilirsek sorunların % 50 sini orada çözmüş oluruz…Zaman içinde de gerisi gelir zaten…

Google’a girip empati yazdığınızda, wikipedia’da karşınıza şu cümleler çıkıyor…

“ Eşduyum veya duygudaşlık, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ve davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir.”

Biliyormusunuz, insanoğlu doğuştan empati yeteneği çok yüksek olarak doğuyormuş, ancak çevresel faktörler ile zaman içinde bu yeteneğinden uzaklaşıyormuş…Aslında biraz düşündüğümüzde, neden yaratılırken böyle bir yetenek bize sunulmuş değil mi? Oysa günümüzde ona ne kadar ihtiyacımız var? Mutlu, huzurlu yaşamak, yaşam kalitemizi yükseltmek için paradan çok daha değerli bir araç aslında…Hepimiz bugünden itibaren bir birey olarak yeniden başlamalıyız…Hepimiz değişebilirsek, toplumu da değiştirmiş oluruz…İnanın bu dönemde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey…

İşçisi de, patronu da, futbolcusu da, antrenörü de, öğrencisi de, öğretmeni de, vatandaşı da, siyasetçisi de birbirleri ile olan ilişkilerinde empati yapabilse ne çok şeyi başarırız değilmi?

Ben doğuştan bize bahşedilen bu yeteneğin tamamen kaybolduğunu düşünmüyorum…Umudumu yitirmedim…Etrafımdaki herkesle iletişimi böyle kurmaya çalıyorum…Kaç kişiyi etkilileyebilirim, kaç kişiye yoldaşlık edebilirim bilmiyorum…Ama herkes buna inanır , empatiyi sihirli bir dernek gibi görürse çok çoğalırız…Çoğalırsak iste o zaman büyük bir güç oluruz…O zaman dünyaya örnek bir toplum olur, her şeyi başarabilecek gücü kendimizde bulabiliriz…Aynı zamanda büyük atamıza verdiğimiz sözü de yerine getirmiş oluruz…Cumhuriyetimiz 100.yılına yaklaştığımız bu günlerde bunun yeniden farkına varalım ve Cumhuriyetimiz ikinci yüzyılında tüm dünyaya bunu ispatlayalım…Ben inanıyorum, siz de inanın arkadaşlar…

Mehmet İnce / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet İnce - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?