İnsanlığın en yüce duygusu sevgi

1913 yılının sonlarıydı.

Kasım soğuğuydu.

Bulgaristan’ın Başkenti Sofya karlar altındaydı.

Osmanlı’nın Bulgaristan askeri ateşesi Mustafa Kemal bir baloya davetliydi.

Yabancı diplomatlar, Bulgar işadamları, Sofya’nın zenginleri balodaydı.

Herkesin gözü 20 yaşında genç bir kızın üstündeydi.

Kızın adı Dimitrina Kovaçeva idi.

Kısaca “Miti” diyorlardı ona.

Ya da “Balkan Gülü.”

Gerçekten bir gül yaprakları gibi narin, bir gül rengi gibi pembe yüzlüydü.

Bulgar ordusunun ünlü generali, Savunma Bakanı Stylian Kovaçeva’nın kızıydı.

İsviçre’de eğitim görmüş, üç dil bilen, piyano çalan ve dansı çok seven biriydi.

Baloda bir ara Strauss’un ”Güzel Mavi Tuna” valsi çalmaya başladı.

Herkes eşleriyle dansa kalkıyordu.

Mustafa Kemal bir anda karar verdi ve Dimitrina Kovaçeva’yı(Miti) dansa davet etti.

Piste çıktılar.

Saatlerce dans ettiler.

Salonda herkesin dans etmek için can attığı Miti bıkmadan, usanmadan, yorulmadan saatlerce Mustafa Kemal ile dans etti.

O anlarda kıvılcımlar çaktı ikisinin yüreklerinde.

Vuruldular birbirlerine.

O geceden sonra sık sık buluştular, bazen bir kafede çay kahve içtiler, bazen buz pateni yaptılar.

Sanat, kültür, bazen de siyaset konuştular.

1914 yılına gelindiğinde Sofya’da büyük bir aşk yaşanıyordu.

Herkesin dilindeydiler.

Sonunda evlenmeye karar verdiler.

Ama umutsuz bir aşktı bu.

Bulgar Sarayı durumdan çok rahatsız olmuştu.

Aileye büyük baskı yaptılar.

Osmanlı’ya karşı savaşmış general baba Kovaçeva’nın kızının Osmanlı’daki yaşama uyum sağlayamayacağı gerekçesiyle  görüşmeleri ve büyük aşkları maalesef sona erdirildi.

Ve Mustafa Kemal yüreği buruk İstanbul’a döner dönmez,  Miti’yi derhal bir mühendisle evlendirdiler.

İkisi de yıllarca birbirini hiç unutmadı.

İmkansız aşkları yıllarca sürdü.

Bulgar yazar Paruşev’e göre Mustafa Kemal, Çanakkale’ye atandığını öğrenince birkaç günlüğüne Sofya’ya giderek Miti ile vedalaşmıştı.

Ve Miti son nefesini vermeden önce rüyasında Mustafa Kemal’i görmüştü.

Kardeşi Todor Kovaçeva, Miti’nin ölmeden önce  ablasına “dün gece rüyamda Kemal’i gördüm” dediğini açıklamıştı.

Bu büyük aşk Bulgaristan’da kitap oldu, filim oldu, belgesel oldu.

Yıllar sonra Miti’nin mezarı Türkiye’den gelen ziyaretçilere açıldı.

Bizde ise pek bilinmez.

 

*. *. *

 

1930'lı yıllardı.

Arizona'da kızılderililerin Pow Wow Festivali vardı.

Pow Wow, 'rüya gören şaman' demekti.

Her yıl yapılan bu geleneksel festivalde tüm kızılderili ulusları bir araya geliyor, geleneksel şarkılarını söyleyip, dans ediyorlardı.

Navajo, Apache, Hopi gibi çöl kabileleri hep yağmuru çağıştıran şarkılar söylüyordu.

Hep yağmur dansları yapıyordu.

Davullar yıldırım ve şimşek,  rainstickler(*) yağmur sesi efekti çıkarıyordu.

Festivali izleyen gazeteci Edward Hopkins, yanında oturan Hopi Reisi Yah-Lat-Keh'e (Gök  Gürültüsü) sordu.

"Neden sizin insanlarınızın şarkıları ve dansları hep yağmur ile ilgili?"

Reis düşünmeden cevapladı.

"Bizim buralara çok az yağmur yağar ondan. Yağmura özlemimiz, suya ihtiyacımız var. O yüzden bizim şarkılarımız yağmura özlemdir. Ezgilerimiz yağmura hasretin dile gelmesidir."

Sonra gazeteciye sordu..

"Peki sizin şarkılarınız neden hep sevgi ve aşk üzerine?"

 

*.  *.   *

 

Neden?

Sevgiye ve aşka özlemden mi?

Öyle olmalı.

Baksanıza, dünya bir nefret kasırgasına kapılmış gidiyor.

Bir kara boran, önüne çıkan tüm sevgi dallarını kırıp geçiyor.

Ülkemizdeki gibi.

Hangi gazeteyi okusanız, hangi televizyonu açsanız öfke seli.

Sevmeyi unutalı çok oldu.

Ve sevginin bittiği yerde, nefret başladı.

Nefret dili, artık egemen dil oldu.

Victor Hugo der ki;

"Bazı insanlar sürekli nefret beslediklerinden, hiç kimseyi, bir şeyi sevemezler."

Sevmiyorlar, sevemiyorlar, sevgisiz nesiller yetiştiriyorlar.

Peki, nefretin nedeni ne?

Kapitalizm denen bu illet ve onun beslediği bu cehalet sevgisizliği damarlara enjekte ediyor.

İkisi bir arada en yüce insan duygusunu yok etmeye çalışıyor.

Artık savaşları, darbeleri, ölümleri, acıları canlı izliyoruz.

Cep telefonlarımızdan, televizyonlardan nefret akıyor.

Uygarlık bu olmamalı.

Demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet derken sevgiyi unuttuk.

Oysa sevginin olmadığı topraklara kin ve nefret ekiliyor.

Ne demokrasi, ne eşitlik, ne de adalet yeşeriyor.

Günümüz uygarlığının sözde ideal insanı, egosu için kazanıp, egosu için tüketen insandır.

En büyük olma yarışı ve maddi güç hırsı, herkese yetecek imkanların belli ellerde toplanmasına neden oluyor.

Yaşamı sadece ekonomiye indirgeyen bu sistemde, insan kalmanın şartları yok ediliyor.

İnsanları ve toplumu birleştiren sevgi duygusu, yerini diğerine karşı öfke ve nefrete bırakıyor.

Nefret yakar, yıkar, döker, öldürür.

Sevgi eker, biçer, besler, yaşatır.

Sevgi ile beslenen toplumlar yıkılmaz.

Bu nedenle egemenler sevgisiz toplum ister.

Sait Faik Maksim Gorki'den esinlenerek yazmıştı.

"Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey"

Kapitalizmin takvimine göre bugün Sevgililer Günü.

Sevgilinize hediye alın, çicek alın diyorlar.

Oysa sevginin günü, saati, zamanı olmaz.

Yıllar önce dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir röportajını okumuştum.

Şöyle diyordu.

“Maalesef, ben hiç aşık olmadım.”

Ne büyük bir kayıp.

Siz siz olun insana, doğaya, iyiliğe aşık olun dostlar.

Madame De Scudery der ki;

"İnsan sevmeye basladı mı, yaşamaya da başlar."

Sevin ve yaşayın.

(*) Rainstick: Yağmur sesi çıkaran bir yerli çalgısı

Sedat Kaya / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sedat Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?